İlkeli Sohbetler geçtiğimiz hafta Melisa’nın doğduğu topraklardaki ve yeni bir sayfa açtığı İngiltere’deki yaşamına dair bazı kesitlere yer vermiştik. Bu hafta Melisa’nın oryantal hayatı ve dansözlükle ilgili düşünceleri sayfamızda yer alıyor.
Melisa kendisini bildi bile dansa ediyor. Dans O’nun için bir tutku. Hiç bir şekilde vazgeçemeyeceği bir bağımlılık. Türk ve Mısır dansını sahneye taşıyan; bunun yanında özel baston gösterileriyle nefes kesen Melisa, West End ve Kensington’da izleyici karşısına çıkıyor. Arap restoranlarının yanında Türk bar ve restorranlarında da sahne alan Melisa, ilk kez Windsor’da performans sergiledi. İngiltere’deki ilk sahne deneyiminden sonra Efes, Cyprus Meze ve Salamais gibi Londra’daki Türk restoranlarında dans eden Melisa, birtakım özel gösterilerde de yer alıyor.
Profesyonel dans hayatına İngiltere’de başlayan konuğumuz ‘dansı nasıl tanımlarsın?’ sorumuza tebessümle cevap verdi. Melisa’ya göre dans hislerle ilgili birşey. Dans kişinin dışa vurum ve keyif alma hali. Duygusal bir süreç. Eskiden bir hobi, şimdi ise bir meslek ve yaşam biçimi.
İk yıl önce ilk kez sahneye çıkan Melisa, profesyonel bir dansçı kimliği kazanmak için dersler aldı, farklı kurslara gitti ve özel eğitmenlerle çalıştı. Dans serüvenine İzmir’de start veren Melisa, İzmir Fransız Kültür Merkezi’nde dans derslerine katıldı. Folk dans göbek dansına doğru dönüşürken, street dansları da Melisa’nın hayatında yer aldı. Göbek dansı dışında amatör olarak salsa da yapan konuğumuz tango, bale ve flamenko gibi dans türlerine de ilgi duyuyor.
Uzun yıllar Türkiye’de tartışma konusu olan ‘oryantal’ kavramı hakkında Melisa’nın düşünceleri nedir acaba? Bu konuda polimik yaratacak düşünceleri yok. Bir zamanlar tartışma programlarında ‘dansöz’ ve ‘oryantal’ kavramlarının ele alınması pek de umrunda değil; çünkü konuğumuza göre ikisi de aynı anlama geliyor. Peki dansözlük bir bayan dansı mı şeklindeki sorumuza Melisa genel bir cevap veriyor. Konuğumuza göre dansözlük, isminden anlaşılacağı üzere bir bayan dansı. Ama dansı seven ve hisseden herkes oynayabilir. ‘Dans özgür birşey’ diyen konuğumuz ‘dansözlük kadına yakışsa da, bir erkek bu dansı içinde hissediyorsa neden oynamasın ki!’ cümlesiyle dansla özgürlüğü özdeşleştiriyor.
Melisa dansözlüğü profesyonel anlamda ilk kez İngiltere’de icra etmeye başladı. Bunun en büyük nedeni Türkiye’de dansözlere karşı insanların farklı gözle bakmalarından kaynaklanıyordu. Gelenekçi ailesine ters düşen bu dansı Türkiye’de özgürce yapamazdı. Aradan yıllar geçti. Konuğumuz geçen yıllar içinde dansözlüğe karşı bakış açısının değiştiğini vurguladı. Melisa günümüzde oryantal starların yarışmalarla seçildiği Türkiye’deki bu değişmden dolayı büyük mutluluk duyuyor.
Geçmişe yolculuk yapan Melisa küçük bir çocukken Türkiye’nin en büyük dansözlerinden Nesrin Topkapı’nın televizyondaki dansını izlemek için geç vakitlere kadar beklediğini hatırılıyor. ‘Dansözlük kültürümüzün bir parçası’ açıklamasında bulunan konuğumuz göbek dansı yaparken tarifsiz duygular içinde olduğunu vurguladı.
İngiltere’de özgürce dansını yapan Melisa, mesleğinde ilerlemek için darbuka kurslarına da gitti. Mesleğini ciddiye alan konuğumuz keman ve darbuka seslerinde büyük bir ironinin olduğunu, bu iki enstürmanın hayatın acı ve tatlı yönlerini yansıttığını dile getirdi.
Melisa dansözlüğü o kadar dişi bir dans olarak değerlendiriyor ki, bir kadın olarak bu dansı sevmemek imkânsız. Kendisini dansla ifade ettiğini söyleyen ve dans konusunda her geçen gün yeni şeyler öğrendiğini belirten konuğumuz, ‘öğrenecek çok şey var’ diyor. Melisa sahnede olmaktan büyük zevk alıyor. Dansözlüğün ne kadar devam edeceğini bilmiyor ama ileride eğitmenlik yapabileceğini düşünüyor. Konuğumuza göre Londra’da dansözlük yapmak kolay. Ama Türkiye’ye dönecek olsa korkusuzca ve özgürce sanatını icra edebileceğini de biliyor artık. Türkiye’de Tanyeli ve Didem’i, dünyada ise Jellina’yı izlemekten keyif alan Melisa dansözlüğün maddiyatla doğru orantılı olduğunu ifade etti. Paranın olduğu yerde kalitenin arttığını dile getiren konuğumuz, eskiden televizyonlarda danszöleri görmenin pek mümkün olmadığını ama şimdi bu dansı icra edenlerin birçok yerde sahne aldığını belirtti. Geçmişte pavyonlarda, şimdi televizyonlarda, barlarda, restoranlarda dansözlere rastlamak kolay.
Melisa’nin psikoterapi öğrenimi gördüğünü daha önce belirtmiştik. Konuğumuz dansın insan psikolojisinde önemli bir yer tutmasından dolayı bu alanda bilgi sahibi olmak istedi. Tüm hayatını dansa odaklayan Melisa, mesleğiyle ilgili her türlü ayrıntıyı öğrenmeye azimli. Zamanı iyi değerlendiren konuğumuz şu anda sahne performansına odaklanmış durumda.
Dans bir teknik işi. Teknik bilmiyorsanız dansınız göze hoş gelmez. Ama dansta his de çok öenmli. Kendinizi en iyi şekilde dışarıya vurabilmeniz için icra ettiğiniz dansı herşeyiyle hissetmeniz gerekli. Melisa teknikle hissi başarıyla birleştirdiğine inanıyor. Melisa İzmir’li. Dans macerası çok küçükken başladı. Ege’li olduğu için çok şanslı. Çünkü Ege kıyılarında büyükten küçüğe herkesin bildiği Romen dansı melisa için de büyük bir örnek teşkil etti. Romen, folk ve street dans derken dansözlüğü profesyonel anlamda yapmaya başlayan Melisa, Mısır ve Türk dansının sentezini sahnelere taşıyan bir dans tutkunu.
Bitti |