17 Mayıs 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
Ve Derviş Olimpiyat kadrosunda
Esentepe: 0 Mehmetçik: 1
Esentepe The Bet Arena Londra Kupası üçüncüsü: 3-2
Day-Mer Meydan Sahnesi oyuncuları Londra'ya nenemizi getiriyor!
Demirci Halı Sarayı Edmonton’da açıldı
Blackfen Türk Okulu'nda 23 Nisan kutlaması
Fransa Başbakanı Kıbrıs'ı ziyaret etti
Yılın annesi Pelin Değirmencioğlu
Kardeş Kervan Sofrası açıldı
Limasollulardan Hornsey Okulu'na £1050

YORUMLANANLAR
Kıbrıslı Türklerin Londra'daki tarihi mahkemede gitti! [1]
Eğitim eşitsizliği dargelirliler aleyhine artıyor [1]
Döven dövene [1]
Erkeklerin Kadınlardan Ricasıdır [2]
200 bin sığınmacıya af! [1]



Prof Dr Mustafa Camgöz
Prof Dr Mustafa Camgöz
   18 Mayıs 2006, Perşembe 11:05 Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazı Dizisi 3

Prof Dr Mustafa Camgöz

- Destek grubunun amacı PCRF’i tanıtmak, vakfa maddi destek sağlamak ve kanser hastalığı hakkında halka bilgi vermek şeklinde belirlendi. Türk toplumu içinde kanser hastalığı hakkında bilinçsizliğin olduğu gözlemlenince böyle bir çalışmaya ihtiyaç duyuldu.

 

- Öğrencilere yalnızca kanser konusunda laboratuar çalışmaları yaptırırken, ilerisi için referans sayılması açısından kompozisyon da yazdırıyorlar. Bir diğer yardım ise cerrah ve pataloglarla iletişim kurarak doktor olmak isteyen öğrencileri hastaneye götürüyorlar.

 

- Yıllık masrafın ciddi bir rakkam olması nedeniyle konuğumuz duyarlı halkımızdan ve işadamlarımızdan özellikle maddi yönden destek bekliyor. ‘Bu bir çağrıdır’ şeklinde konuşan Mustafa Camgöz, derneklerinin çatısı altında bir üyelik sistemi başlattıklarını hatırlattı.

 

Kanserin normal bir doku olmadığını ve kanserin içindeki genlerle proteinlerin de normal olmadığını, vücudun bunları yabancı olarak tanıdığını vurgulayan Camgöz kanser hastalığında erken teşhisin önemli olduğunu ifade etti.

Aşı hedefleriyle daha derin araştırmalar gerçekleştirildiğini söyleyen konuğumuz günümüzde kliniğe yeni bir ilaç kazandırmanın tutarının 900 milyon dolar olduğunu belirtti. Yani ağrı kesici olarak aldığımız nurofen ve aspirin gibi ilaçlara eczacıya varıncaya kadar 900 milyon dolarlık bir yatırım yapılması gerektiriyor. Tıp dünyasında araştırma, deneme ve yanılma yöntemleri var. Örneğin ilaç şirketleri yüz ilaç üzerinde çalışıyorsa sonuçta bunlardan bir tanesi piyasaya sürülüyor. Ama yapılan tüm araştırmalar dokuz yüz milyon dolarlık bir yatırımı gerektiriyor.

Kanser hastalığı da çok pahalı bir saha. Bu noktadan hareketle Camgöz de bu alanda çalışmalar gerçekleştirmek için maddi anlamda destek bekliyor. Özellikle geçtiğimiz yıllarda arkadaşlarıyla birlikte kurduğu ve başkanlığını yapmakta olduğu Pro Cancer Research Fund (PCRF) parasal destekle halka hizmet vermeye devam ediyor. PCRF olarak kaynağa ihtiyaç duyduklarını vurgulayan Prof Dr Mustafa Camgöz en büyük görevinin laboratuarlara kaynak yaratmak için sürekli proje geliştirmek olduğunu ifade etti.

Camgöz asistanlarla, master ve doktora öğrencileriyle çeşitli araştırmalar yapıyor. Eğitimin önemli olduğunu ve tıp dünyasına bilim adamları yetiştirdiklerini söyleyen konuğumuz, doktorların uzmanlaşması konusunda kariyerlerine katkı sağladıklarını da belirtti. Bunun dışında Camgöz ve arkadaşları PCRF aracılığıyla bir de halka dönük eğitim veriyorlar.

PCRF bir vakıftır ve enteresan bir tarihi vardır. Prof Dr Mustafa Camgöz 1990’lı yıllarda heyecan verici arştırmalarını yayınlayınca gazetelerde haberler çıkmaya başladı. Sunday Times gazetesinde de haberleri çıktı. Bunu gören sayısız insan konuğumuzu arayıp araştırmalarını desteklemek için para teklifinde bulundu. Camgöz bu teklifler üzerine Imperial College ile anlaşarak halkın verdiği parayı resmen alabilmek için okulda bir fon oluşturdu. Bu fon bir süre çalıştı. Halkla olan ilişkilerin gelişmesi ve kuvvetlenmesi nedeniyle fonun bağımsız bir şekilde kayıtlanması önem kazandı. Bu doğal gelişimin ardından 2002 yılında PCRF olarak Charity Comission’da kayıtlı bir fon oluşturuldu. Bu dönemde vakıf yeni bir evrimden geçti. 2004 yılında ise vakfa bağlı bir destek grubu oluşturuldu. PCRF ana vakıf; destek grubu da vakfa bağlı bir grup oldu. Destek grubu oluşur oluşmaz Türkçe konuşan toplum için çalışmalar yapmaya başladı.

Destek grubunun amacı PCRF’i tanıtmak, vakfa maddi destek sağlamak ve kanser hastalığı hakkında halka bilgi vermek şeklinde belirlendi. Türk toplumu içinde kanser hastalığı hakkında bilinçsizliğin olduğu gözlemlenince böyle bir çalışmaya ihtiyaç duyuldu. Halka dönük hizmetler başlayınca insanların gidip danışacağı bir merkez açılması fikri gündeme geldi. Bu fikir hayata geçirilerek PCRF önderliğinde Çare Merkez açıldı. Merkezin hedefleri insanlara kanser hastalığı konusunda bilgi vermek, nasıl yardım alınacağını öğretmek, yönlendirmek ve eğitmek olarak konuldu. İlk kez St Anns Road üzerinde Lauren Centre’de geçici olarak hizmet vermeye başlayan Çare Merkez, geçtiğimiz aylarda daha büyük bir yatırımla esas yerine kavuştu. Palmers Green bölgesinde (Westrick House64 B Aldermans Hill, N13 4PP) halka dönük hizmet veren Çare Merkez PCRF’e bağlıdır. Vakıf işinin legal bir iş olduğunu kaydeden Camgöz, Charity Comission’a bağlı resmi bir kurum olduklarını vurguladı. Vakıf yöneticilerinin prensip kararı doğrultusunda, Çare Merkez için iki yıllık bir yatırım yapıldı. Çare Merkez’in iki yıl sonunda kendi kendini çeviren bir kurum olması gerektiğini savunan PCRF Başkanı Camgöz, merkezin yıllık masrafının £40 bin olduğunu belirtti.

Yıllık masrafın ciddi bir rakkam olması nedeniyle konuğumuz duyarlı halkımızdan ve işadamlarımızdan özellikle maddi yönden destek bekliyor. ‘Bu bir çağrıdır’ şeklinde konuşan Mustafa Camgöz, derneklerinin çatısı altında bir üyelik sistemi başlattıklarını hatırlattı. Yılda £10 verip derneğe üye olunabileceği, çeşitli etkinliklerle ve çalışmalarla da maddi yönden yardım edilebileceği üzerinde duran Prof Dr Camgöz, kendileriyle 0208 886 51 11 numaralı telefondan irtibata geçilebileceğini ifade etti.

Bir yandan PCRF çalışmaları devam ederken diğer yandan da akademik araştırmalar ve okul son sürat gidiyor Camgöz’ün yaşamında. Imperial College’de öğretim görevlisi olan konuğumuz tıp eğitimi almak isteyenlerin iyice düşünmeleri gerektiğini belirtti. Tıp adamlarının belli bir şahsiyetleri olması gerektiğini söyleyen konuğumuz akademik standartın yetmeyebileceğini vurguladı. Doktor belli bir donanıma sahip olmalı. İlginç hobiler doktor olmak için gerekebilir. Tüm sınavları geçen bir kişi doktor olmaya hak kazanamayabilir. Kişinin özellikle güven verici, bilgili ve tecrübeli olması şarttır. Unutulmaması gereken bir başka nokta da doktor olacak kişinin laboratuar çalışmasını muhakkak yapmış olmasıdır. İğne, kan ve kokuyu algılama gibi mini tecrübeler büyük önem taşır. İngiliz sisteminde ailevi tarihi ilişkilere oldukça önem verilir. Ailede doktor zinciri varsa bu bir avantajdır.

Türk toplumu içinde tıbba karşı büyük bir merakın olduğunu ve başarıdan söz edilebileceğini söyleyen konuğumuz, her yıl yaz üzeri tıp okumak isteyen kişilere üç şekilde yardımcı olduklarını dile getirdi. Öğrencilere yalnızca kanser konusunda laboratuar çalışmaları yaptırırken, ilerisi için referans sayılması açısından kompozisyon da yazdırıyorlar. Bir diğer yardım ise cerrah ve pataloglarla iletişim kurarak doktor olmak isteyen öğrencileri hastaneye götürüyorlar. Tıp okumak isteyen kişilere bu üç aşamalı tecrübenin şart ve şahsın müracaatında aranılan özellikler olduğunu ifade eden Camgöz, referans verme noktası olabileceklerini kaydetti. Tıp alanına ilgi duyan kişiler m.djamgoz@imperial.ac.uk adresine e-mail göndererek Prof Dr Mustafa Camgöz’e öğrenmek istediklerini sorabilirler.

Bitti

 

Diğer İlkeli Sohbetler haberleri
30 Mayıs 2007, Çarşamba   23:42   ÜLGEN GENÇ
24 Mayıs 2007, Perşembe   15:06   RAMAZAN GÜVELİ
17 Mayıs 2007, Perşembe   22:40   ELÇİN NURİ
10 Mayıs 2007, Perşembe   20:27   OSMAN FIRAT
03 Mayıs 2007, Perşembe   11:15   REHA ARAR
26 Nisan 2007, Perşembe   16:49   YILDIZ ÇİTÇİ
18 Nisan 2007, Çarşamba   21:32   BİROL TOPUZ
12 Nisan 2007, Perşembe   09:32   NİLGÜN SONAY
05 Nisan 2007, Perşembe   09:07   HAKAN ALPİN
29 Mart 2007, Perşembe   10:52   EMİNE SÖNMEZ
   1258 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder
Yorum Sayısı:   1
  okan         - muğla 28 Haziran 2006, Çarşamba 15:22 
bence ortodoks metodlarla tüm vücut ücrelerini hedef alan bir savaşla kanser tedavi edilemez. lokal etki yapan metodların kullanımını savunan, alternatif tıpla barışık doktorların yetiştirilmesi türkiye için şart. dev petrol şirketleri tarafından üretilen kemoterapi ilaçlarını kullanan ve insanları zehirleyen doktorlar istemiyoruz. 900 milyon dolarlık işe yaramayan tedaviler yerine DMSO tedavisi, Iscator, oksijen tedavisi, yüksek ateş tedavisi kullanılmalı ve bunlarla yapılan tedaviler de olumlu sonuç %95'lere varıyor. kemoterapi ile hastalarını öldüren doktorlar istemiyoruz.


  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital