İlkeli Sohbetler sayfasında bu hafta hayatının yarısını öğretmenlik mesleğine adamış bir isim yer alıyor; Ülgen Genç. 22 Aralık 1965 tarihinde Vuda’da hayata merhaba diyen konuğumuz ilk, orta ve lise öğrenimini Kıbrıs’ta bitirdikten sonra üniversite eğitimi için Türkiye’ye gitti. Ankara Hacettepe Üniversitesi’nde Biyoloji Bölümü’nü başarıyla tamamlayıp diplomasını aldıktan sonra yine aynı üniversitenin Eğitim Fakültesi’nde öğretmenlik sertifikasını da aldı. Daha sonra Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi’nden de öğretmenlik sertifikasını alan Genç, 1987 yılında Yeni Boğaziçi köyünde geçici olarak öğretmenliğe başlamış oldu.
Konuğumuz İngiltere’ye gelinceye kadar Lefkoşa’nın merkezi okullarında ve çeşitli köy okullarında görev yaptı. Londra’ya gelmeden önce Lefkoşa’daki 9 Eylül İlkokulu’nda öğretmenlik yapan ve mesleğinde yirmi yılı geride bırakan konuğumuza göre öğretmen, ‘gelecek’ anlamını taşıyor. “Çocuklar ne yaşıyor, ne yaşatılıyorsa onları öğrenir.” diyen Genç, çocukların çağımızda bilgi ve beceriyi çeşitli kaynaklarla öğrenebileceğini ama bu noktada rehberliğin büyük önem taşıdığını dile getirdi. Öğretmenlerin, gelecek kuşakları yetiştirmede klasik öğretmenlik özellikleri yanında, daha önemli vasıflara sahip olmaları gerektiğini belirten konuğumuz sözlerini şöyle sürdürdü: “Özellikle günümüzde bir öğretmen sevecen, hoşgörülü, anlayışlı, güven verici, vicdan sahibi, takdir etmeyi bilen, adil, sabırlı, rehberlik edici, kendini seven, iyimser, kinle nefretten uzak, dostluk ve arkadaşlığa önem veren, dünya barışına inanan, en önemlisi de yarınlara UMUT’la bakma ve bakabilme becerisine sahip olmalıdır. Çünkü umudun tükendiği ortamlarda yarınlar tehlikede demektir.”
Öğretmenlerin umut mumu gibi olmaları ve Kuzey Kıbrıs’ta sönmekte olan sevgi, güven ve barış mumlarını sürekli yanık tutmaya çalışmaları gerektiğini ifade eden Ülgen Genç, bu mumun yanık kalması için İngiltere’ye de kucak açtı. Geçtiğimiz yıl İngiltere Türk Dili ve Kültürü Okulları’nda ders vermeye başlayan konuğumuz, Avrupa ülkesi olan İngiltere’deki eğitim sistemini yakından gözlemlemek, incelemek ve İngilizce dilini ailece geliştirmek için bu ülkede bulunuyor. İngiltere’de Türkçe konuşan toplumların sayıca fazla olduğunu ve çocuklarımızın kendi dilleriyle kültürlerini en iyi şekilde öğrenmeleri için okulların önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Genç, sözlerine şöyle devam etti:
“Çocuklarımıza, Türk diliyle kültürünü öğretmek amacıyla ugulanacak Türk Dili ve Kültürü Öğretim Programı anasınıfı ile birlikte altı düzeye ayrılmıştır. Anasınıfı programı okuma yazma bilmeyen 4-6 yaş grubu öğrencilerine, diğer beş program ise yaş düzeyi gözetilmeksizin, öğrencilerin Türkçe bilgi düzeylerine göre uygulanmaktadır. Konular okuma-anlama, sözlü-yazılı analtım ve dilbilgisi başlıkları altında toplanmıştır. Program hazırlanırken öğrencilere Türkçe’yi konuşabilme ve anlayabilmeleri için gerekli temel bilgileri öğretmenin yanında, içinde yaşadıkları toplumun değerlerine saygı duyarak kültürlerini benimsetmek de esas alınmıştır. Programda öngörülen konuların uygulanmasında ezbercilik yerine, öğrenilen bilginin ne zaman, nerede ve nasıl kullanılacağını göstermek, dersleri mümkün olduğunca görsel ve işitsel öğelerle desteklemek gereği vurgulanmıştır.”
Ülgen Genç, İngiltere’de yaşayan Türkçe konuşan insanların sayısına göre bu okullara devam eden çocukların az olduğunu, sınıflardaki çocukların kişilik ve kimlik sorunları yanında, kendi dil ve kültürlerini bilememenin sıkıntısını da yaşadıklarını söyledi. Çocuklarda, kültür erezyonu, ulusal kimliklerini arayış ya da tam tersi ırkçılığa varan aşırı milliyetçi davranışlar, aileler tarafından kazandırılmaya çalışılan vasıflara karşı ilgisizliğin görüldüğünü belirten konuğumuz, Türkçe eğitim veren okulların genelde haftasonu olduğu için, çocukların haftasonu okullarına gitmeye sıcak bakmadıklarını da dile getirdi.
“Okullarda genelde çocuklara, Türkçe’yi anadilleriymiş gibi öğretmeye çalışılıyor, oysa şu anda üçüncü kuşak olan Kıbrıslıtürkler, İngilizce diliyle yoğrularak büyüyor. Okullarda Türkçe öğretimi Yabancı Dil Öğretimi program ve yöntemlerine göre yapılmalıdır.” diyen konuğumuz, Türkçe dersinin yanında çeşitli aktivitelerin varlığının, Türkçe dersi öğretimi için zaman sıkıntısına neden olduğunu da sözlerine ekledi.
Ülgen Genç yaşanan tüm bu sıkıntılara karşı yirmi yıllık tecrübesinden yola çıkarak çeşitli öneriler de sunmayı ihmal etmedi. Konuğumuz, öğrencilerin seviyelerine uygun Türkçe kitap ve gazete okumalarını, uydu aracılığıyla Türk televizyon kanallarını izlemelerini, radyolarını dinlemelerini teşvik etmekle çocukların kelime dağarcıklarını zenginleştirmede ve Türkçeleri’ni geliştirmelerinde yardımcı olacağını vurguladı. İngiliz diliyle yoğrulan çocuklara Türk alfabesinde olup da İngiliz alfabesinde olmayan harflerin öğretimi üzerinde özenle durulması gerektiğini söyleyen Genç, çocukların okullarda Türkçe konuşmaya yönlendirilmesini, tarihimizle ilgili tiyatro oyunları oynatılarak doğal öğrenme sürecinin oluşturulmasının da şart olduğunu dile getirdi. Birlik ve arkadaşlığın artması için gruplar halinde spor yarışmalarının yapılmasının, çocukların etkileşimi için, ailelerin de birbirleriyle sık sık görüşmelerinin, Kıbrıs veya Türkiye’ye gruplar halinde gidilerek kültürel etkinliklere katılımın sağlanmasının önemine değinen Ülgen Genç, son sözlerini şu cümlelerle noktaladı: “Toplumumuzun Kıbrıs adası üzerindeki hak sahipliğini sürdürebilmesi için yurt dışında yaşayan soydaşlarımızın, vatanları ile olan ilişkilerini devam ettirmeliyiz. Bu nedenle çocuklarımızın Türkçe eğitimi için çabalayan Türk Dili ve Kültürü Okulları’nın üstlendiği bu görev devam etmelidir.” |