29 Ağustos 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
ICAD: "Sadece Ergenekon'u Değil, Devlet Yapımı Kontrgerillayı Dağıtın"
Londra’da İran karşıtı eylemler devam ediyor
Pegasus ile haftada 5 uçuş!
“Kaliteli muhasebecilik bizim işimiz”
Hayat TV geri döndü
Sorunların çözümü için destek sözü
Hackney’e yeni toplum merkez
Haringey’de polise internetten ulaşabilirsiniz
Dursun Karataş öldü
Ölüm saçan tersane

YORUMLANANLAR
Kıbrıslı Türklerin Londra'daki tarihi mahkemede gitti! [1]
Eğitim eşitsizliği dargelirliler aleyhine artıyor [1]
Döven dövene [1]
Erkeklerin Kadınlardan Ricasıdır [2]
200 bin sığınmacıya af! [1]



Küçücük bir yerden sızsa da ışık ışıktır!

Ilke SUSUZLU
ilke@toplumpostasi.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   16 Nisan 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Ay ışığı altında koca bir hayat inşaa ediyorduk.

Geçilmez surlarla çeviriyorduk dört bir yanımızı.

Koruma altına alıyorduk yarınımızı!

Ay ışığında demleniyorduk...

Karanlıkta büyüyorduk.

Yıldızlar yol göstericimiz oluyordu.

Ay ışığında yönümüzü buluyorduk.

Geceden geceye tayinimizi çıkartıyorduk.

Zordu, engebeliydi.

Ama güzeldi.

Kök salıyorduk.

Boy veriyorduk.

Kemale eriyorduk.

Pişiyorduk.

Dallarımızda tecrübelerle kuşanmış yığınla yaprak vardı.

Silahımız süngümüz yoktu; ışığımız vardı.

Karanlıkta bile siyahiliği yaracak aydınlığımız vardı.

Ay-dınlığı tüketmeden kullanıyorduk.

Bizi geceye hapsetmeye çalışan insanlara inat köşeden bucaktan sızan ışıkla mücadeleye devam ediyorduk.

Bitmeyen bir kavgamız vardı.

Bitmesini istemiyoduk zaten.

Bu kavga sayesinde büyüyorduk...

Olgunlaşmamızın nedeniydi bu karanlıklar.

Karanlık hüküm sürdükçe aydınlık vardı.

Kimi zaman beziyorduk!

Sularımız kuruyordu.

Eğilip bükülüyorduk.

Büzülüyordu hücre duvarlarımız.

Olduğumuz yere yığılıyorduk.

Pütür pütür oluveriyorduk.

Düşüncelerimiz doğranıyordu.

Ruhumuzda gedikler oluşuyordu.

Siyah çöktükçe çöküyordu.

Karanlık bastırdıkça bastırıyordu.

Yorgan ağır geliyordu.

Boğulacak gibi oluyorduk.

Fakat ışığımız elini ayağını çekmiyordu üzerimizden.

Bir yerlerden bir ışık sızıyordu yine de!

Nefesini eksiltmiyordu ensemizden.

Hep arkamızda, önümüzde, sağımızda solumuzda beliriyordu.

Kurtarıcıydı her daim.

Pas kokan gecelerde yasemin kokularını saçandı...

Nemli odalarda genzimizi yakmayandı.

Kısacası aydınlıktı işte!

Karanlığı bozguna uğratandı!

Beyazın azı çoğu olmazdı.

Beyaz beyazdı.

Aydınlık aydınlıktı.

Küçücük bir yerden sızsa da ışık ışıktı!

Gündüzleri beklemek gerekmezdi kavgamız için.

Yaşama mücadelesi için sabah olmasını beklemek zorunda değildik.

Ay ışığı da yeterdi kavgaya.

Bir tutam aydınlık da kafiydi yaşamaya.

Neticede ışık ışıktı!

   592 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
28 Ağustos 2008, Perşembe   Alışmakla alışmamak birdir!
31 Temmuz 2008, Perşembe   Beklentiler, beklenilmeyenleri getiriyor bir bir.
25 Temmuz 2008, Cuma   Yargılamak yerine anlamaya çalışmak önemli!
17 Temmuz 2008, Perşembe   Hayat, hiç birşeyi hafife almayacak kadar ciddidir!
12 Temmuz 2008, Cumartesi   Hayat bu işte, her an herşey olabilir.
03 Temmuz 2008, Perşembe   Bulunamadığınız an unutuluyorsunuz!
19 Haziran 2008, Perşembe   Neden bu bana necilik; niçin bu hep banacılık?
13 Haziran 2008, Cuma   Poyrazın hışmına uğrarsanız, savrulup sürüklenirsiniz!
06 Haziran 2008, Cuma   Dünü getiremeyiz belki ama şimdiyi kurtarabiliriz!
29 Mayıs 2008, Perşembe   Gözden geçirilmeli geçmiş denen geçen giden şey!



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital