28 Ağustos 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
ICAD: "Sadece Ergenekon'u Değil, Devlet Yapımı Kontrgerillayı Dağıtın"
Londra’da İran karşıtı eylemler devam ediyor
Pegasus ile haftada 5 uçuş!
“Kaliteli muhasebecilik bizim işimiz”
Hayat TV geri döndü
Sorunların çözümü için destek sözü
Hackney’e yeni toplum merkez
Haringey’de polise internetten ulaşabilirsiniz
Dursun Karataş öldü
Ölüm saçan tersane

YORUMLANANLAR
Kıbrıslı Türklerin Londra'daki tarihi mahkemede gitti! [1]
Eğitim eşitsizliği dargelirliler aleyhine artıyor [1]
Döven dövene [1]
Erkeklerin Kadınlardan Ricasıdır [2]
200 bin sığınmacıya af! [1]



Hepsi geçiyordu, geriye soğuk deneyimler kalıyordu

Ilke SUSUZLU
ilke@toplumpostasi.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   30 Kasım 2006, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Gönlü gamlıydı.

Gözleri yaşsız.

Elleri titrekti ama hala sıkıca kavrayabiliyordu sahip olduklarını.

Bilinçliydi.

Korkulu bir rüya yaşıyordu.

Bu bir ilk değildi.

Birazdan uyanacaktı uykusundan.

Rüya soan erecekti; belki de bir süre devam edecekti.

Belli bir süresi vardı elbet.

Limitini doldurmak zaruriydi.

Bu zorunluluk dört duvara mahkum ediyordu zaman mefhumunu.

Ah bu rüyalar yok mu?

Bazen gitarın en güzel nağmeleri; bazen de keskin bir bıçak darbesi.

Bu yüzden başıboş olamıyordu hiç kimse ve hiç birşey!

Gözlerini açsa kapatsa ne fayda insanoğlu için...

Önünden geçiyor dizi dizi bilinçaltı korkuları!

Büyük bir taaruza ramak kalmak üzereyken yarıda kalıyor zaferler.

Olmadı bu şimdi dedirtiyor.

Olmadı!

Ümitler suya düştü.

Kar fayda etmez artık diye düşündürtüyor o anki ruh hali.

Bozuk para gibi harcanmaya başladığını sanır günlerinin ve düşlerinin.

İçine bin pişmanlık çöker.

Yüzünü buruşturur.

Birşey yapmak istemez.

Başını evinin dışına çevirir.

Papatyalar soluk.

Bahçedeki çiçekler donuk!

Gülleri vardı, artık kurumaya yüz tutmuş.

Zavallı bir sokak kedisi bile anlamazdı şimdi O'nu.

Oysa O nicelerini kurtarmıştı.

Kaçını söküp almıştı karanlıktan.

El vermişti kim olduğunu, ne olduğunu düşünmeden.

Bulutlara, karanlığa zafer ilan etmişti bir zamanlar.

Evet evet eski zamanlar...

Ayakta alkışlamışlardı O'nu.

Oysa şimdi biçare olmuştu.

Titrek bir mum ışığına dönmüştü.

Üfleseler sönecekti.

Her an siyah bir tülle kuşatılabilirdi.

Boğulabilirdi renksizliğe.

Sokakları yavandı.

Önünden akıp giden nehirler yalancıydı.

Haber getirmez olmuştu güvercinler.

Yalanla yanlışla ve yanmışlıkla bir başınaydı.

Ama o kanmıyordu.

DEdim ya bu ilk değildi diye...

Hem kolay değildi inanmak.

Turnalar misali sevgisinin yarıda kalmaması için yüzünü bahara dönen biri için kabullenmek de zordu.

Derken rüyaları ikiye ayrıldı.

Zaten uzun süre bir bütün yoktu hayatında.

Parçalar vardı; birleştirilmeyi bekleyen.

Zerrelerden ibaretti yaşadıkları.

Daha doğru bir ifadeyle kendisine yaşatılanlar.

Başkaları için acı bir durumdu bu.

Kendisi için değildi.

Hayatın ne anlama geldiğini her defasında sil baştan öğrenir gibi dinliyordu yaşamın sesini.

Kulak veriyordu.

Duyuyordu çevresindekileri.

Rüyalar gelip geçiciydi.

Yaşarken de görüyorduk, gözlerimiz kapanikken de...

Uykudayken gördüklerimiz pek etkilemiyordu bizi...

Oysa bire bir yaşadıklarımız yüzünden unufak oluyorduk.

Neticede hepsi geçip gidiyordu, tıpkı diğerleri gibi.

Geriye soğuk deneyimlerimiz kalıyordu.

Peki neye yarıyordu bu deneyimler?

Aynı şeyleri aynı şiddetle yaşamamaya!

Bir de siyah bir renksizliğe bulanmamaya...

   1110 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
28 Ağustos 2008, Perşembe   Alışmakla alışmamak birdir!
31 Temmuz 2008, Perşembe   Beklentiler, beklenilmeyenleri getiriyor bir bir.
25 Temmuz 2008, Cuma   Yargılamak yerine anlamaya çalışmak önemli!
17 Temmuz 2008, Perşembe   Hayat, hiç birşeyi hafife almayacak kadar ciddidir!
12 Temmuz 2008, Cumartesi   Hayat bu işte, her an herşey olabilir.
03 Temmuz 2008, Perşembe   Bulunamadığınız an unutuluyorsunuz!
19 Haziran 2008, Perşembe   Neden bu bana necilik; niçin bu hep banacılık?
13 Haziran 2008, Cuma   Poyrazın hışmına uğrarsanız, savrulup sürüklenirsiniz!
06 Haziran 2008, Cuma   Dünü getiremeyiz belki ama şimdiyi kurtarabiliriz!
29 Mayıs 2008, Perşembe   Gözden geçirilmeli geçmiş denen geçen giden şey!

Yorum Sayısı:   1
  salij         - tabakci 06 Aralık 2006, Çarşamba 21:08 
yahu edebiyat yapacam diye kendini parcalamis sonra da anlamsiz, sacma, bisey cikmis ortaya. bi sey anlayan varsa bana da anlatsin ha.


  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital