28 Ağustos 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
ICAD: "Sadece Ergenekon'u Değil, Devlet Yapımı Kontrgerillayı Dağıtın"
Londra’da İran karşıtı eylemler devam ediyor
Pegasus ile haftada 5 uçuş!
“Kaliteli muhasebecilik bizim işimiz”
Hayat TV geri döndü
Sorunların çözümü için destek sözü
Hackney’e yeni toplum merkez
Haringey’de polise internetten ulaşabilirsiniz
Dursun Karataş öldü
Ölüm saçan tersane

YORUMLANANLAR
Kıbrıslı Türklerin Londra'daki tarihi mahkemede gitti! [1]
Eğitim eşitsizliği dargelirliler aleyhine artıyor [1]
Döven dövene [1]
Erkeklerin Kadınlardan Ricasıdır [2]
200 bin sığınmacıya af! [1]



Bir güvercinin kanatlarındaki dinmeyen çırpınışlar

Ilke SUSUZLU
ilke@toplumpostasi.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   23 Kasım 2006, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Önce bir bilmeceydi herşey.

Sonrasını tahmin etmek güçtü.

Sisli perdeler yoktu ama kavurucu bir sıcak vardı insanın içini yakan.

Cayır cayır!

Yaşamak fiili ateşler arasında kalıyordu.

Kurtulma telaşı hakimdi dört bir yanda.

Düşünce kaldırmıyordu hiç birşey, hayata tutunmaktan başka!

Yıldırımlar yağıyor, şimşekler çakıyordu.

Savaşma içgüdüsü sağanak halindeydi.

Yine bir ışık, bir pencere, açık bir kapı olabilirdi yolun sonunda.

Ama bu kez her şey gerçek bir bilmece gibiydi.

Yağmalanan şehirler arasından geçip bir yerlere ulaşılıyordu.

Ulaşılıyordu ulaşılmasına da aydınlıkta karanlık haller yaşanıyordu kimi zaman.

Suretler farklıydı.

Aitlik kavramı yılan hikayesine karıştığı an bocalamalar başlıyordu.

Tanıdıklarınız birer yabancı olabiliyordu.

Hatta aynada akseden yüzünüz bile farklı gelebiliyordu size.

Çizglerinize dokunduğunuz zaman elleriniz hissedemeyebiliyordu.

Kendinize uzak olduğunuzdan değil, bilmecenin başkahramanı olduğunuzdandı bu farklılık.

Kahramanlar ihtişamlı yaşayıp hüzünle yok olurlardı.

Geriye neyin kaldığı bilinmezdi.

Ama geriye birşeylerin kalması bir kuraldı.

Bu kural boğucuydu!

Yorucuydu...

Yalnızlaştırıcıydı.

Kahraman olmak fikri ürkütücüydü.

Bu yüzden beyaz bir güvercinin kanatlarında dinmeyen çırpınışlar vardı.

Ne çırpınışlar ama...

Gerildikçe kanatlar bilmeceler çözülüveriyordu.

Efsanelerin sıradanlaştığı anlardı bunlar.

Masalın nasıl biteceği merakı ikiye katlanıyordu.

Köşe başlarından duyulmaya başlıyordu çırpınma sesleri.

Sesler yaklaştıkça toz duman arasında kalıveriyordunuz.

Toza ve duman abulanmak.

Kendinizden çıkmak!

Böyle de yaşanmazdı ki!

Hatıralara sığdırılmamış gri beyaz sis günleri, hep es geçiliyordu.

Azıcık ucundan tutmaya çalışsanız yönünüzü siyaha çeviriyordu.

Göz gözü görmesin diye...

Gönül anımsamasın diye.

Oysa o acıların hepsi çekilmişti.

Yaşanmıştı bir bir.

Talihsiz olanlar gerilerde kalıyordu.

Yerinde durmuyordu bir saniye önceki akreple yelkovan.

Bilmecelerin bir cevabı vardı...

Maarifet çözmekten geçiyordu.

Çözebilmek yetisi önemliydi.

‹nsan bunu öğrenebiliyordu.

Zaten kuş kanatı çırpındıkça herşey saçılıyordu ortaya.

Ne varsa dökülüyordu.

Yığınla saadet, gözyaşıyla çarpışıyordu.

Siyaha gerek yoktu.

Kim kimin gözünü kapatabilir ki?

Herkes görmek istediğini görüyordu nasıl olsa!

Taş duvarlar bir yerden sonra işlevlerini yitiriyordu.

Gölgesinde dinlenmek, ötesine geçmek kavramları dahi ağıza alınmıyordu.

Gözünüzü diktiğiniz ufuklarda olabiliyordunuz birden.

Dedim ya önce herşey bir bilmeceydi diye.

Bilmecenin ardından gelenlerdi asıl önemli olan.

Her kanat çırpınışında ortaya saçılacak olanların toplanması yani...

Yaşamın ve hayatta kalmanın ahengi bu!

 

 

   1067 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
28 Ağustos 2008, Perşembe   Alışmakla alışmamak birdir!
31 Temmuz 2008, Perşembe   Beklentiler, beklenilmeyenleri getiriyor bir bir.
25 Temmuz 2008, Cuma   Yargılamak yerine anlamaya çalışmak önemli!
17 Temmuz 2008, Perşembe   Hayat, hiç birşeyi hafife almayacak kadar ciddidir!
12 Temmuz 2008, Cumartesi   Hayat bu işte, her an herşey olabilir.
03 Temmuz 2008, Perşembe   Bulunamadığınız an unutuluyorsunuz!
19 Haziran 2008, Perşembe   Neden bu bana necilik; niçin bu hep banacılık?
13 Haziran 2008, Cuma   Poyrazın hışmına uğrarsanız, savrulup sürüklenirsiniz!
06 Haziran 2008, Cuma   Dünü getiremeyiz belki ama şimdiyi kurtarabiliriz!
29 Mayıs 2008, Perşembe   Gözden geçirilmeli geçmiş denen geçen giden şey!



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital