|
Zamanlar arası bir yolculuk yapıyordu.
Zamanlar arası demişti hikayesinin adına...
Hem uzun solukluydu, bir türlü bitmek bilmiyordu.
Hem de göz açıp kapayıncaya kadar geçiyordu.
Bütün sorunu saatlerle, dakikalarla, günlerle ve aylarla idi...
Bazen beş yıl öncesine gidiyordu!
Bazen beş yıl sonrasına...
Bazen de ortalarda bir yerlerde sıkışıp kalıyordu!
Köprüler kuruyordu!
Sonra onları bir bir bozuyordu.
Gözlerinin yaşına bile bakmıyordu.
Düşünmeden taşınmadan aklına estiğini yapıyordu.
Aniden yasayamadıklarına aklı takılıveriyordu.
Dayanılmaz bir can havliyle yaşanmamış yıllarını tutmaya çalışıyordu.
Aitlik sözcüğü bir anda ciddiyet kazanıyordu.
Lakin bu uzun sürmüyordu.
Yine yazgıcı bir tavir sergiliyordu!
Bezgin değildi aslında!
Yorulmamıştı.
Hesap sordukları tarafından yanıtsız bırakıldığı içindi kaçışları.
Cevap alamadığı için soru da sormuyordu.
Beklemedeydi sürekli.
Yaşadığı ana ayak uyduramıyordu.
Bir yerlerde kaybolmuştu.
Nerede olduğunu bilmiyordu.
Bildiklerini bile ucundan tutamıyordu.
Hayatına dahil olacak ne varsa yitiriyordu.
Önünden akıp gitmesine izin veriyordu 'birşeylerin'.
Sonra da dönüp tutmaya çalışıyordu.
Başladıklarını bitiremiyordu neticede.
Bu sonla karşılaşmaya alışmıştı.
Bir yerde bitiremediklerinin müptelasıydı.
Sonunu göremediklerinin.
Kedi-fare oyunu oynuyordu adeta!
İki nokta arasında mekik dokuyordu.
Öyle bir saat saltanatı sarmıştı ki içini, zamanla yarışacak diye hazlarından oluyordu.
Tat alma güdüsünü kaybetmekle kalmıyor, hissizleşiyordu.
Olup bitenlerin farkındaydı.
Ama geç kalınmış bir farkındalık!
Gerçekten de geç...
Hep bir adım önünden gidiyordu tutamadıkları.
İyiden iyiye kendini bu duruma alıştırmıştı.
Geçenleri avuçları arasına almaya çalışmıyordu.
Hayatın anlamını öğretmemişlerdi ona.
O da öğrenmek için çabalamiyordu.
Birşeylere sahip olmaya çalışırken sürekli koşuşturma telaşı yaşayacağını öğrenmeliydi.
Avuçlarımızda tutup, sahiplenme içgüdüsüne şerefe diyerek cevap vermeyi...
Birşeylerin peşinden koşturmayı...
Hayat elbette bir kovalamaca!
Bir oyun...
Ama bu oyunu çocuksu bir anlayışla oynamak kurtarmıyor!
Kaçanlarla yakalayanların savaşı gerçek bir arena!
Güçsüz olmak kurtarmıyor.
Arena soğukkanlılık gerektirir.
Zamanla yarışmak için zamanda akmak lazım.
Zamana karışmak...
Soyutlamak zaferleri silikleştiriyor.
Hayat ebedi ve ezeli bir yarış.
Hem de kimin kazanacağı belli olmayan.
Öğrenmek lazım sahip olmayı.
Tutup yakalamak lazım avuçlarda zamanı!
|