23 Kasım 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Bir rüya gerçek oldu
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
David Haye fights for heavy weight championship [1]
Cyprus seeks to extend MoU [1]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]



1 Eylül Dünya Barış Günü’nde barış çağrısı: Çocuklarımız ölmesin

Ali KESKİN
ali@toplumpostasi.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   28 Ağustos 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Sıcak, ama çok sıcak bir yazı ( Tabii siyasi hareketlilik ve bunalımlar anlamında söylüyorum) geride bırakıp sonbahara giriyoruz.

Türkiye’de hemen her ayın kendine özgü özellikleri vardır. Ayların çoğu yönetenler açısından tehlikeli, sakıncalı ya da belalıdır.

Bazı aylar da halklar, yönetilenler açısından pek hayırla anılmaz. Uğursuz, lanetli yıldönümlerinin olduğu aylardır bunlar.

Mayıs güzel bir aydır ama, ülkemizde 1 Mayıs 1977’deki Taksim Katliamı ile birlikte anılır. Newroz Ortadoğu halklarının bayramıdır ama devlet bu bayramın özgürce kutlanmasına bir türlü razı değildir. Bu bayramın kutlandığı günler ‘Şiddet günleri’ olarak ilan edilir. Bayram kutlamak isteyen insanlara devlet şiddeti uygulanır. İnsanlar öldürülür, yaralanır, birçoğu hapishanelere atılır.

Temmuz ayı da güzel bir yaz ayıdır ama lanetlidir.  2 Temmuz 1992’deki Sivas Katliamı ile anılır.

Girmek üzere olduğumuz Eylül ayı ise güzel bir sonbahar ayıdır. Ne yaz ayları kadar sıcak ne de kış ayları kadar serin ya da soğuktur. Birçoğumuz tatil için Eylül ayını bekler.

Bunların arasında ben de varım.

Evet, Eylül ayı güzel bir aydır ama  Türkiye insanının lanetle andığı 12 Eylül faşist darbesinin yapıldığı bir aydır. Her yıl 12 Eylül, bir kabus gibi Türkiye insanının karşısına dikilmektedir.

Çünkü 12 Eylül darbesinin üzerinden 28 yıl geçmesine rağmen faşist cuntanın lideri Marmaris’teki villasında devlet koruması altında dokunulmaz yaşamını sürdürmekte, 12 Eylül cunta anayasası ve o dönemden kalma faşizan yasalar, yönetmelikler, kararlar, alışkanlıklar, anlayışlar vb. büyük ölçüde geçerliliğini muhafaza etmekte ve insanların hayatını karartmaya devam etmektedir.

Buna rağmen Eylül ayı güzel bir aydır.

Eylül ayı barış umutlarının tazelendiği bir aydır. Dünya Barış gününün kutlandığı bir aydır.

Bu yıldönümü dolayısıyla Avrupa Barış Meclisi, dağıtımına bu günün kutlandığı 1 Eylül’den itibaren başlanacak olan bir broşür hazırladı.  

Broşürün başlığı da ilginç:

Çocuklarımız ölmesin 

Şimdi Barış

Broşürün kapağındaki bu başlıktan sonra

1 Eylül Dünya Barış Günü

Barışa Çağrı

Avrupa Barış Meclisi

başlıkları yer alıyor.

Broşür Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon’ün güzel bir sözü ile başlıyor: 

"Barışı sadece bir öncelik değil bir tutku haline getirelim"

Sonra da Barış Günü kutlamalarıyla ilgili bazı bilgiler veriliyor:

1 Eylül Dünya Barış Günü

Barışseverler, 1 Eylül 1939’da Nazi Ordularının Polonya’ya girdiği günü, yani savaşın başladığı günü Dünya Barış Günü olarak kabul ettiler.

Savaşın sona erdiği 1945 tarihinden itibaren dünya halkları bu tarihi Dünya Barış Günü olarak kutluyor.

Birleşmiş Milletler’in resmi Barış Günü

Birleşmiş Milletler 2001'de bir "Uluslararası Barış Günü" kararı aldı. Genel Kurul'un 57. birleşiminden itibaren geçerli olmak üzere, 1981'de "Uluslararası Barış Günü" ilan edilen "Genel Kurul'un açılış günü olan her Eylül'ün üçüncü salısı" yerine 21 Eylül Birleşmiş Milletlerce "Uluslararası Barış Günü" olarak kabul ve ilan edildi.

Broşürde daha sonra Türkiye Barış Meclisi’nin 1 Eylül dolayısıyla yayınladığı bildiriden özet alıntılar veriliyor. başlık şöyle:

“Çocuklarımız ölüyor

Barışı savunmak zorunluluk”

Türkiye Barış Meclisi Dünya Barış Günü vesilesiyle Türkiye kamuoyuna ve Avrupa’daki Türkiyelilere sesleniyor:

“Kürt sorununun operasyon ve çatışmalarla çözülmeye çalışması nedeniyle sadece 2008’in ilk yarısında 178 kişi yaşamını yitirdi. Gazeteler kapatılıyor, televizyonlar karartılıyor. Herkesin eşit, özgür ve barış içinde yaşamını güvence altına alacak köklü bir anayasa değişikliğiyle demokratikleşme süreci oluşturmak yerine sorunları öteleyen bir yaklaşım sergileniyor. Seçim ve siyasi partiler yasasındaki haksız düzenlemeler gündeme bile alınmak istenmiyor.”

“Cumhuriyet tarihi boyunca başta Kürtler olmak üzere bu ülke topraklarında yaşayan tüm halklara, farklı inanç ve kültürlere, her türden muhaliflere yönelik gerçekleştirilen inkar politikalarına karşı halkların eşit, özgür ve barış içinde birlikte yaşaması talebimizi tekrar dile getireceğiz. Bugüne kadarkilerden çok daha kararlı ve güçlü bir biçimde birlikte hareket ederek, adımlarımızı büyütmek, barıştan yana söyleyeceklerimizi ortaklaştırmak kararlılığındayız.”

“Susurluk’tan Ergenekon Çetesi’ne kadar uzanan süreçteki karanlık güçlerin barışa karşı eylemler düzenlediklerini gördük. Barışı savunmak zorunluluk ve aynı zamanda demokrasiyi savunmak anlamına geliyor. Karanlık güçlerin tamamen ortaya çıkması için barış rüzgarlarının çok daha güçlü esmesi gerekiyor”

“Hakların ve özgürlüklerin temelinde barış fikri yatıyor.”

“Barış demokratik değerlerin yeşermesi için ön şarttır.”

 

......................................................................................................................

Avrupa Barıs Meclisi Açıklaması:

Barıs, her yerde ve hemen simdi!

Sosyal kıyımlara, demokratik hak budanımına ve savas

politikalarına karsı, Kürt Sorunu’nun barısçıl çözümü için

haydi Dünya Barıs Günü etkinliklerine!

 

Halklarımızın ortak özlemi olan barıs arayısının bir

ifadesi olarak kurulan Avrupa Barıs Meclisi olarak,

Avrupa’da yasayan göçmenleri 1 Eylül Dünya Barıs Günü

etkinliklerine katılmaya ve Avrupalı savas karsıtları ile

birlikte barıs taleplerini daha güçlü seslendirmeye davet

ediyoruz.

Türkiye’de süregiden çatısma ve siddet ortamı

her geçen gün barısı daha çok gerekli kılıyor. Kürt

Sorunu’nu silahlı yöntemlerle bastırmakta sergilenen

ısrarlı tutum, savasın devam etmesine ve her gün kan

akmasına neden oluyor. Sadece 2008’in ilk yarısında 178

insanın yasamını yitirmis olması ve ormanların yakılıp,

köye dönüslerin engellenmesine, gazete ve televizyon

kapatmalara devam edilmesi, silahlı yöntemlerin

çözümsüzlüğü derinlestirdiğini kanıtlıyor.

Türkiye’deki karar vericilerin, herkesin esit, özgür ve

barıs içinde yasamını güvence altına alacak köklü ve

gerçek bir demokratiklesme süreci yerine, sorunları

öteleyen bir tutum sergilemeleri ülkeyi uçurumun

kenarına itiyor. Demokratiklesme program ve projeleri

bir türlü hayata geçirilmiyor. Cumhuriyet tarihi boyunca

basta Kürtler olmak üzere bu coğrafyada yasayan

tüm halklara, farklı inanç ve kültürlere, her türden

muhaliflere yönelik inkâr ve ayırımcılık politikalarına

devam edilmesi, katliamların, faili meçhul cinayetlerin,

darbe ve darbe tesebbüslerinin, çetelerin asıl

sorumlularının gün yüzüne çıkartılmaması, ülkenin

geleceğini uğursuz bir ipotek altına sokuyor.

Türkiye, kendi sorunlarını içeride diyalog yolu

ile çözememenin ağır bedelini, uluslararası arenada yeni

bağımlılıklar getiren pazarlıklarla ödüyor.

Bu kosullarda Türkiye’nin gerçek barısa olan ihtiyacı,

kendini her geçen gün daha fazla dayatmaktadır.

Avrupa Barıs Meclisi, Türkiye’de tüm halkların,

inanç ve kültürlerin esit, özgür ve barıs içinde birlikte

yasaması yönünde uğras veren barıs ve demokrasi

güçlerinin taleplerini sahiplenerek Türkiye ve Kürdistan halkları ile dayanısma

içerisinde olduğunu ilan eder. ABM

olarak, barısın tesis edilmesi ve Kürt Sorunu’nun barısçıl

çözümü basta olmak üzere, Türkiye’de ayırımsız herkes

için demokrasinin, insan haklarının, özgürlüklerin

ve sosyal adaletin gerçeklestirilmesi amacıyla barıs

çalısmalarına ısrarla devam edeceğimizi deklare ediyor,

Avrupa’daki demokrasi ve barıs güçlerini bu mücadele

ile dayanısmaya çağırıyoruz.

Aynı sekilde kendimizi bir parçası olarak gördüğümüz

Avrupa barıs hareketinin 1 Eylül etkinliklerinde

ileri sürdüğü taleplere katılıyor, Avrupa ordularının

ihtilaf bölgelerinde konuslandırılmalarına; isgallere

destek çıkarak, savasları körüklemelerine yol açan ve

Avrupa çapında sosyal ve demokratik hak budanımını

hızlandıran politikalara karsı verilen mücadele içerisinde

olduğumuzu ilân ediyoruz.

Basta Federal Almanya Parlamentosu

olmak üzere, Avrupa yönetimlerine sesleniyoruz: Barısın

sağlanması için, ordularınızı geri çekiniz! Militarizme

hayır deyiniz! Simdi barıs için ayağa kalkma zamanıdır.

Barısa bir sans vermek için, sosyal kıyımlara, demokratik

hak budanımlarına ve savas politikalarına karsı, Kürt

Sorunu’nun barısçıl ve demokratik çözümü için:

Barıs, her yerde ve hemen simdi!

 

   1070 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Kasım 2008, Cumartesi   Büyükler günahlarınızın bedelini çocuklara ödetmeyin
22 Ekim 2008, Çarşamba   Çözüm ne değildir?
15 Ekim 2008, Çarşamba   Anlatın bakalım Engin Ceber nasıl öldü ?
01 Ekim 2008, Çarşamba   Thatcher'lı yıllar ve Anti Poll Tax Hareketi
20 Eylül 2008, Cumartesi   Ali Aktaş'ın son mektubu
04 Eylül 2008, Perşembe   Kraliçe'nin Muhafızları 200 yıllık kalpaklarını çıkaracak mı?
13 Ağustos 2008, Çarşamba   İngiltere’de yeni dönem
08 Ağustos 2008, Cuma   Önce yeryüzü
01 Ağustos 2008, Cuma   Kanlı Tarih
25 Temmuz 2008, Cuma   "Erkeklerin sesi"



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital