|
İngiliz olmak nedir? İngiliz nasıl olunur? Bu sorular birkaç yıl öncesine kadar İngiltere’de ‘ırkçı’ ve ‘şoven’ olarak değerlendirilebilirdi. Bu soruların altında kendi ırkını aşırı bir şekilde üstün görme anlayışının söz konusu olduğu ve bunun da ülkenin çok kültürlülüğünü engelleyecek problemlere yol açabileceği söylenebilirdi. Oysa İngiltere'de bir yıldan bu yana vatandaş olmak isteyen tüm göçmenlere bu sorularla da ilişkili 45 dakikalık bir test uygulanıyor ve göçmenler için “vatandaşlık sınavı” yapılıyor. İngiliz vatandaşı olmak isteyen göçmenlerin mutlaka başarıyla tamamlaması gereken 24 soruluk bu testte, hükümetin işleyişi, toplum hayatı ve günlük yaşam pratiğine ilişkin sorular soruluyor. İngiltere hükümeti, İngiliz vatandaşı olmak isteyen kişilere 'vatandaşlık sınavı' uygulamasına, geçen yıl vatandaşlık için başvuran yaklaşık 200 bin kişiyle başlamıştı. Bununla yetinmeyen İçişleri Bakanlığı, geçtiğimiz günlerde bu uygulamanın önümüzdeki Nisan ayından itibaren ‘süresiz oturma izni’ne başvuran göçmenleri de kapsayacağını ve onların da, ancak benzer bir testten geçtikten sonra oturma izni alabileceklerini açıkladı. İngiltere'de göç ve göçmenlerden sorumlu bakan yardımcısı Lian Byrne, süresiz oturma izni almak için başvuran göçmenlerin topluma tam entegrasyonu için bu uygulamanın gerekli olduğunu savundu.
Sınav soruları arasındaysa “Geordie, Cockney ve Scouse aksanlarının nerelerde kullanıldığı?”, “Member of Parliement”in (milletvekilinin) “MP kısaltmasının açılımının ne olduğu?”, “Church of England”ın ne demek olduğu ve kilisenin kimin tarafından temsil edildiği?” gibi sorular yer alıyor. Independent gazetesi, söz konusu vatandaşlık sınavıyla ilgili olarak, "Sadece yabancıların bu sınavı geçmesi gerekiyor. 'Yerliler' cehaletin tadını çıkarabilir" yorumunu yapmıştı...
Gerçekten de bu sınav İngiltere vatandaşlarını ikiye bölüyor. Bu ülkede doğmuş olan vatandaşların ülke tarihini bilmesi gerekmezken, başka bir ülkede doğmuş olan ve sonradan İngiliz vatandaşlığına girmek isteyen insanlar göç etmek zorunda kaldıkları bu ülkenin tarihi bilmek zorunda bırakıldı…
Peki ama bir İngiliz’i İngiliz yapan nedir..? Emperyalist tarihi mi..? “Güneş batmayan İmparatorluğun” yegane temsilcisi Kraliçe’leri mi…Yüzlerce yıldır işçi sınıfını uyuşturan pubları mı…?
Tüm bunların yanı sıra eskiden İngiltere’nin temel prensipleri olarak çoğulculuk, ifade özgürlüğü, bireysel özgürlükler, din, dil, vicdan özgürlüğü açıkça desteklenirken, artık bu ilkeler önemini yitiriyor mu? İngiltere her zaman Müslüman, Yahudi ve Hıristiyanların bir arada yaşadığı bir ülke olmakla gurur duyarken, ülkede pek çok inançla veya inançsızlarla yan yana yüzyıllar boyunca yaşamışken ve ülkeyi özgün yapan şey de bu çeşitlilik olmuşken, şimdi bunu değiştiren ne olmuştur..? İngilizler hep hoşgörülü yaklaşımları ve sağduyularıyla gurur duyarlardı. Ülkede hiçbir zaman yazılı bir anayasaya ihtiyaç duyulmadı. Değişen şartlara göre gelişen yasalar paylaşılan ortak değerler, hoşgörü, haklar ve sorumluluk anlayışına dayandı. Ama son birkaç yılda ise bu düzenin temellerinin sarsıldığına tanık oluyoruz.
Göçmenlik yasaları bunun en bariz örneğini oluşturuyor. Düşünce, dil, din, ifade ve vicdan özgürlüğünün temel olarak alındığı bir toplumsal yapı içinde göçmenler nasıl olur da sadakatlıklarıyla ilgili bir seçime tabii tutulabilirler?
“Tanrı Kraliçe’yi korusun” diye başlayan ve sıradan bir İngiliz’in bile söylemekten çekindiği, söyleyemediği veya söylemek zorunda olmadığı milli marşı göçmenlere ezberletme zorunluluğu nasıl getirilir? Asıl önemlisi bunu herhangi bir şekilde ezberlemiş olan bir göçmenin İngiliz yaşam biçimine sadık olacağının garantisini kim verebilir? Demokratik bir toplumda insanların nerede doğduklarına, neye inandıklarına, nasıl inandıklarına, hangi dili konuştuklarına bakmaksızın, vatandaşlardan talep edilebilecek tek şart, ülkenin kanunlarına uymaları ve siyasi sistemin temelleri olan hoşgörü, demokrasi ve insan hakları gibi evrensel değerlere saygı duymalarıdır. Ancak bu durum sağlandığında birlikte yaşamanın ve çok kültürlülüğün şartları garanti altına alınmış olunur. Entegrasyon tamam da kültürel asimilasyonu kim kabul edebilir?
|