5 Eylül 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
DAÜ İngiltere’den gelen öğrencileri ağırlıyor
Tolga’nın filmi tartışma getirecek
Orhan Pamuk'un son romanı bir aşk masalı
Piraye’nin Sandığından Nazım’ın “Öteki Defterleri” Çıktı
İran’daki idamlara karşı protesto
Methanol found in counterfeit Spar brand vodka
Thousands celebrate Olympic Handover in Hackney
‘Beş Vakit’ İngiltere’de gösterime giriyor
KIBRIS'TA MÜZAKERE SÜRECİ RESMEN BAŞLADI
Eylem, gönülleri fethetti

YORUMLANANLAR
Kıbrıslı Türklerin Londra'daki tarihi mahkemede gitti! [1]
Eğitim eşitsizliği dargelirliler aleyhine artıyor [1]
Döven dövene [1]
Erkeklerin Kadınlardan Ricasıdır [2]
200 bin sığınmacıya af! [1]



"Türkiyelileri ve Türkiye'yi en çok Denktaş seviyor"

Hasan HASTÜRER
hasturer@kibris.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   25 Temmuz 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

LEFKOŞA- Bu hafta sizleri çok farklı bir konuyla buluşturmak istedim.

Kuzey Kıbrıs'ın küçüklüğüyle ters orantılı, Kuzey, yaşayan insanlar bakımından çok renkli bir dokumuz var.

Yurt dışından birileriyle karşılaşıyorsunuz... Eğer Kıbrıs'ı biliyorsa, daha sohbetin başında Kıbrıs bağınızın statüsünü sorgular.

"Kıbrıslıyım" dersiniz ikinci soru geliyor, "Esas Kıbrıslı mısınız?"

Bir defasında İstanbul'da Atatürk Hava Limanı'na giderken taksici ile sohbet ediyoruz... İkinci soruyu Karadenizli ilk kez duyduğum bir soru cümlesiyle sormuştu: "ORJİNAL KIBRISLI MISINIZ?"

Orijinal ve orijinal olmayan sanayi ürünü gibi bakmıştı bizim esas Kıbrıslı olup olmamamıza...

***

Doğruya doğru KKTC vatandaşlığına sahip olmak, uzun yıllar çarşıdan hıyar, domates almaktan daha kolaydı.

Hayatında Kıbrıs'a gelmeyen bazı kişiler vatandaş yapılmıştı.

O gün yapılan bu tür vatandaşlıkların kötü kokusu şimdi çıkıyor. Ama o vatandaşlıkları yapanlardan tıs yok...

Son yıllarda vatandaşlık konusu ciddi anlamda kontrol altına alındı. Bu kararı alıp uygulayanlar iyi de yapıyor.

Ancak söz vatandaşlıktan açılmışken kamuoyu adına bir küçük istekte bulunayım... Son beş yılda yani CTP döneminde kaç kişinin yurttaş yapıldığı kadar bunların kimliği ve statüsü da merak edilebilirdir.

Sayıları az olabilir ama bu kişiler arasında yurttaş yapılmanın yasal koşullarına uygun olmayanlar var mı yok mu? Madem ki saydamlık, açıklık ve hesap verebilirlik ilkesi çalıştırılıyor liste tam olarak açıklanmalı ve kafalardaki soru işaretleri silinmeli.

Az sayıda vatandaş yapılması, yapılan vatandaşlıkların yüzde yüz doğruluğunu göstermez.

***

Kuzey Kıbrıs'ta vatandaş olmadan çalışma izniyle yıllardır yaşayanlar var.

Bu grubun içinde adada bir gündür yaşayanlar yanında on-on beş hatta daha fazla yaşayanlar da bulunuyor.

İşte bu konumda olanları bir arada bulup konuşmak istedim.

Lefkoşa’nın Yenişehir semtinde Etem Usta'nın elbise tamir atölyesi tam da istediğim gibiymiş meğer.

Etem Usta dahil, dokuz çalışandan, dördü Hataylı, üçü Adanalı, biri Mersinli, biri de Karadenizli... Hiçbiri de KKTC vatandaşı değil... Tümünün de adadaki varlığı ve çalışma koşulları yasal...

İşyerini ziyaret edip bence çok verimli bir sohbet yaptım. İçlerinden birinin Kuzey Kıbrıs'ta ilk çalışma günüydü... On beş yılın üzerinde burada olanlar da vardı...

Kuzey Kıbrıs'ı çalışma hayatı için tercihlerini sordum öncelikle... Çok samimi yanıtlar aldım... Tümü aynı noktaya çıkıyordu: "KKTC'de hayat ucuz değil. Ama kazanç Türkiye'den iyi. Asgari ücret Türkiye'ye göre iki kattan fazla, hatta üç kat kadar... Biraz da fazla çalışırsanız elinize güzel para geçiyor."

Peki kazanç çok hayat pahalı, kazanılan para yetiyor mu Kıbrıs'ta?

Bu sorunun yanıtını sohbetin içinde aldım...

Çoğunluğu doğu ve güney doğulu olan bu insanlar parayı Kıbrıs'ta kazanıyor ama harcama kültürleri Kıbrıs'a göre değil.

Çok azı sağlıklı beslenip, sağlıklı koşullarda yaşıyor. Çoğunluk beslenme yerine karnını doyurup, açlığını gideriyor... Ve yine evli olanların çoğunun ailesi Türkiye'de. Baba, Kuzey Kıbrıs'ta çalışıyor... Kazandığı paranın ucundan bir miktarla asgari gereksinimlerini karşılayıp geri kalanını Türkiye'deki eşi ve çocuklarına yolluyor.

***

Çalışma koşullarından memnuniyetlerini de merak ettim.

Meğer en hassas noktası orasıymış... Daha ben sorumu sorup, konuyu eşelemeden görüş ve tepkiler gürül gürül geldi:

"Kaçak çalışmanın önüne geçilmesi güzel. Artık sosyal sigorta ve ihtiyat sandığı paralarımızın yatırılması zorunlu. Ancak her şey kağıt üzerinde yazılı olduğu gibi tıkır tıkır çalışmıyor. Meşhur bir söz var İŞÇİ KARDEŞ, PATRON KALLEŞ... Bizim patronumuz işçi gibi, çok şükür kalleşliğini görmedik ama başka arkadaşların başına gelenleri duyuyoruz. İşçiden habersiz patron daireye gidip o işçiyle bağının bittiğini ihbar ediyor. İhbar ediyor ama işçinin haberi yok. Uzun süre öyle çalışıyor. Çalışma izni bitmiştir ve artık yasağa girmiştir. Yasağa girdi ama haberi yok. Patron, ilgili daireye ihbar yaparken aynı anda işçinin de bundan haberi olması gerekir. Aksi halde işçi patronun kalleşliğinin cezasını niye ödesin?"

***

Sordum. "Mevcut konumuzda Kıbrıs sorununun çözümüne nasıl bakıyorsunuz?"

İlginç bir yanıt aldım: "Vatandaş olsak şimdi başka bakarız. Çözüm olursa Kuzey Kıbrıs'ta Avrupa Birliği'nin sözü geçecek. O zaman bizim buralarda kalıp çalışmamız daha da zor olabilir. Bu nedenle bu halimizle çözümden korkarız. Ama vatandaş olursak, herkesle birlikte hareket edip, topluca çıkarlarımıza bakacağız ki o zaman barışı, çözümü isteriz."

***

CTP, ağırlıklı hükümete bu işçiler nasıl bakıyordu acaba. Merak edip bu konuda görüşlerini almak istedim... İçlerin biri, "Ben koyu solcuyum" dedi önce ve ekledi: "Koyu solcu olsam bile CTP hükümetini sevmiyorum ve desteklemiyorum. Çünkü CTP, Türkiye'den gelen işçilere sevgiyle yaklaşmıyor. Beni sevmeyeni ben de sevmem."

Tam bu noktada Kuzey Kıbrıs'ta oy hakları olsa hangi partiye oy vereceklerini sordum.

Dokuz kişiden dördü net yanıt vermekten kaçındı. Net yanıt veren beş TC'li işçinin beşi de "Demokrat Parti" dedi.

Bana çok ilginç geldi. Bu tercihin altında yatan nedeni ortaya çıkarmak istedim. Nedenini çok yalın bir şekilde anlattılar:

"Türkiyelileri ve Türkiye'yi en çok Denktaş seviyor. Denktaş'ın sözü geçtiği zaman biz Kıbrıs'ta istediğimiz gibi gelir giderdik. Ne izin vardı ne de ceza..."

İlginçtir aynı güven UBP ve ÖRP için seslendirilmedi...

   398 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
04 Eylül 2008, Perşembe   "Ne olacak bu Kıbrıs meselesi?" diye, diye...
28 Ağustos 2008, Perşembe   “Ya Taksim, Ya ölüm” el değiştirdi.....
13 Ağustos 2008, Çarşamba   Yüz değil, bin fırın ekmek da yetmez...
08 Ağustos 2008, Cuma   En kötü barış en iyi savaştan iyidir
31 Temmuz 2008, Perşembe   Bir yanda Kıbrıs görüşmeleri, öte yanda CTP’nin sancıları...
17 Temmuz 2008, Perşembe   Altı günde adanın kaderi değişti...
03 Temmuz 2008, Perşembe   Görüşmelerde zor dönemeç...
26 Haziran 2008, Perşembe   İngiletere, Kıbrıs sorununa ne kadar taraftır?
19 Haziran 2008, Perşembe   Esas konuların etrafından tur atmakla olmuyor...
13 Haziran 2008, Cuma   CTP, şamar oğlanı olurken...



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital