|
“Kıbrıs’ta barış ve çözüme hiç bu kadar uzak olmadık” diye yazdığım zaman çok sayıda arkadaşın düzeyli tepkilerini almıştım.
Ancak Annan Planı Referandumu’nda Kıbrıslı Türklerin EVET, Rumların da HAYIR demesi, iki toplumlun birlikte gelecek yaratma umutlarını ciddi anlamda yaralamıştı.
Kapıların açık, isteyenlerin karşılıklı geçebilmesi referandumun yarasını sarmadı.
Hatta tedavi edilmeyen hastalığın daha kötü olması gibi iki toplum arasında erozyona uğrayan güven daha da gerilere gidiyor.
Tüm bunlar yaşanırken Kuzey’de CTP, Güney’de de AKEL’in konumu, izlediği siyaset ve girdiği siyasi ittifaklar mercek altında tutuluyor.
CTP ve AKEL arasında görüşmeler yapılıyor. Ancak yıllar öncesiyle kıyaslandığı zaman CTP – AKEL ilişkileri bugün siyasal verimlilikten oldukça uzak.
* * *
AKEL’in her kademede Kuzeye dönük temaslarına rağmen, AKEL doğrudan Kıbrıs Türküne mesaj verme ihtiyacı duyduğu izlenimi veriyor.
AKEL’in gençlik örgütü EDON’un Genel Sekreteri Hristos Hristofides’le kendi isteği üzerine Güney Kıbrıs’ta merkez binasında yaklaşık bir buçuk saat sohbet ettim.
“ Kıbrıs Türk gençlik örgütleriyle, özellikle CTP gençlik örgütüyle yakın ilişkilerimiz var. O toplantılarda da dile getirdiğimiz görüşlerimizi, Kıbrıs Türk basını aracılığıyla doğrudan Kıbrıs Türk toplumuna da taşımak istiyoruz” sözlerinden bizim üzerimizden Kıbrıs Türk toplumuna mesaj vermek istedikleri çok kolay anlaşılıyordu.
Hristos Hristofides, yeniden yakınlaşmayı öze ilişkin bir mesele olarak niteleyip şunları ekledi: “ Şubat ayında herhangi özel bir yıldönümü yok ama bizler pek çok etkinliği ya doğrudan organize edeceğiz ya da yapılacak etkinliklere destek vereceğiz. Kıbrıs Üniversitesi’nde Nazım Hikmet anılacak ve Eğitim ve İçişleri Bakanı orada olacak. 25 Şubat’ta iki toplumlu karakteriyle geleneksel Trodos Gezimiz gerçekleşecek. Bu etkinliğin ana sloganı KIBRISTA ÇÖZÜM VE BARIŞ OLACAK.”
* * *
Genel siyasi yaklaşımlarını anlattıktan sonra görüş ve sorularımla EDON Genel Sekreteri Hristos Hristofides’in görüşlerini daha net öğrenmeye çalıştım.
Referandumu ciddi dersler çıkarılacak bir kilometre taşı olarak gördüğü söylediklerinden çok kolay anlaşılıyor:
“ Annan Planı’nın oylandığı referandum sonrası iki toplumda hayal kırıklığı var. Evet diyen Türkler, HAYIR diyen Rumları çözüm istemeyenler olarak görüyor. Bu yargı doğru bir yargı değildir. Planın hazırlanmasında etkili olan güçlü devletler Rum tarafının kaygılarını düşünmedi. Bu kaygılar dikkate alınmış olsaydı sonuç farklı olurdu.”
* * *
EDON Genel Sekreteri, Kıbrıs Türk tarafından Papadopulos’a yönelik şiddetli tepki ve tavırların önyargı ürünü olduğu görüşünü yansıtıp ekliyor: “Bizler Papadopulos’un politikalarını ayrılıkçı bulmuyoruz. Ayrılıkçı bulsak AKEL hükümette durmaz. Unutmayınız ki Kıbrıs Rum Toplumunda da Talat’ı Denktaş’tan farksız değil, diye göstermeye çalışanlar var. Papadopulos ve Talat’ı topa tutan anlayışların olumlu sonuç vermesi olası değil.”
DİSİ’nin Kıbrıs Türk tarafına şirin görünme çabalarının samimi olmadığını belirten Hristos Hristofides, “ DİSİ, Rum toplumundaki fanatik sağcıların partisidir. Olası Cumhurbaşkanı adayları Kasulides’in “Annan Planı ölmüştür” demesi bile tek başına bir ölçüdür. Bu çevreler Papadopulos’u Talat’la 8 Temmuz metninin imzaladığı, Türkiye’ye AB konusunda yumuşak davrandığı için saldırıyor” dedi.
Hristofides’in sözlerinden net olarak, AKEL’in Papaopulos’la siyasi evliliğini devam ettireceği anlaşılıyor.
* * *
Hristos Hristofides, sohbet akışı içerisinde, “Kıbrıslı Türk dostlarımız AKEL’i olduğundan güçlü ve belirleyici görüyorlar. Keşke AKEL o konumda olsa” dedikten sonra şunları ekledi: “ 1987-1988 yıllarında dönemin AKEL Genel Sekreteri Papayuannu ile CTP Genel Başkanı Özgür’le siyasi eşitlik dahil pek çok konuyu görüşüp netleştirmişti. AKEL, dediklerimizle ilgili istikrarlı olmaya büyük çaba harcıyor. Siyasi eşitlik konusunda AKEL çok çetin mücadeleler verdi. AKEL’in etkili olmadığı bir hükümetin Kıbrıs’ın bütünü için çok kötü olacağına görerek bildiğimiz için çok sorumlu ve çok dikkatli davranıyoruz.”
* * *
Ayrılacağımız zaman aklıma geldi ve yaşı ile doğum yerini sordum. Bir an duraksadı, yüzüne duygu yüklü bir ifade geldi ve şunları söyledi: “ 20 Haziran 1974, Omorfo doğumluyum. Ben henüz bir aylıkken babamı savaşta kaybettik. Ben hiç baba sevgisi tatmadan büyüdüm. Bazıları, babamın savaşta Türkler tarafından öldürüldüğünü anımsatıp “Niye Türklerle barış için bu kadar çaba harcıyorsun?” diye sorar. Yanıtım hazırdır. “Yeniden savaş olmasın, çocuklar yeniden babasız kalmasın.”
|