23 Kasım 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Bir rüya gerçek oldu
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
David Haye fights for heavy weight championship [1]
Cyprus seeks to extend MoU [1]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]



Türkiye'nin demokrasi derdi var oldukça....

Hasan HASTÜRER
hasturer@kibris.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   14 Aralık 2006, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

LEFKOŞA- Türkiye – AB ilişkilerinde hareketli günler yaşanıyor yine. Aslında ortada çok sürpriz gelişmeler yok. Türkiye, limanlarını Kıbrıs’a açmadığı sürece bu konu hep gündemde olacak.

Tüm bunlar yaşanırken Türkiye’nin temel meselesinin yerleşmemiş demokrasi olduğu su yüzüne çıkıyor.

Geçtiğimiz günlere göz atarak Türkiye’nin demokrasi röntgenini çekelim.

*            *           *

Ankara, AB dönem başkanı Finlandiya’ya Rum tarafına limanların açılmasıyla ilgili sözlü düşünce iletti.

Tıkanıklığın aşılması için yol arayan tüm çevrelerde düşüncelerin ne denli katkı koyucu olduğu merak uyandırdı.

Avrupa, Türkiye’nin yaklaşımının ayrıntısını öğrenmeye çalışırken, Ankara, çok farklı bir tartışmanın içinde buldu kendini.

AKP Hükümeti tarafından yapılan öneriden Cumhurbaşkanı ve en önemlisi Genel Kurmay Başkanlığı’nın ne kadar bilgi sahibi olduğu gündemin ön sırasına kaydı.

*           *         *

Türkiye’de demokratik parlamenter sistem vardır.

Parlamento, seçimlerle oluşur.

Parlamento aritmetiğine göre de hükümet oluşur.

Seçim sisteminin tartışılırlığı bir yana AKP en son genel seçimde parlamento çoğunluğunu elde etti ve tek başına hükümet kurdu.

Öteki partilere göre farklı söylevlerle kitle önüne çıktı ve şu anki gücünü elde etti.

*            *          *

Kuşkusuz bir parti tek başına çoğunluğu elde etti diye devleti ele geçirir olamaz.

Ancak bu boyutta güç elde eden bir parti limanların açılması konusunda bir düşünceyi bile seslendiremeyecekse oradaki demokrasiye dışardan bakanlar ciddi ciddi düşünürler.

AKP’yi izlediği politikalar nedeniyle savunmam. Öyle bir misyonum olamaz zaten.

Ama demokrasi penceresinden bakarsak özellikle Genel Kurmay Başkanının, “ Haberimiz olmadı. Olmuş olsaydı da karşı çıkardık” içerikli sözleri Türkiye’nin gerçek anlamda sivil ve demokratik yaşam yolunda daha gidecek çok yolu olduğunu gösterir.

CHP ya da öteki siyasi partilerin, siyasi konulara duyarlı öteki sivil toplum örgütleri şiddetle karşı çıkabilir. Karşı çıkanlar yüzde yüz haklı da olabilir. Bu konumda olanların tepkileri olması gereken tepkilerdir ve o ülke demokrasisi açısından zenginliktir.

Ama Genel Kurmay Başkanı böyle bir tepki içinde olursa, Türkiye’nin AB yolunda Kıbrıs sorunu ve öteki konulardan önde sorunu var demektir. 2002 Kopenhag AB zirvesinde, Kopenhag Kriterlerini yerine getiren bir Türkiye ile müzakerelerin gerçekleşebileceği kararı alınmıştı.

Şu an Ankara’nın gündemindeki tartışmalar Türkiye’nin Kopenhag Kriterlerine uyum bakımından sorunlarını aşamadığını çok net olarak gözler önüne sermiştir.

Biraz abartılı olacak ama belki de Genel Kurmay’ın tepkisi AB’ye Türkiye’deki gerçek durumu, güç merkezlerini anımsatma amaçlıdır...

*            *          *

Türkiye’de güç dengeleri bakımından ciddi sorunlar var.

AKP, tek başına hükümet olmasına karşılık hala iktidar değildir.

Türkiye’nin esas derdi işte budur.

Şu anki Çankaya ve Türk Silahlı Kuvvetleri Komuta kademesi Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni bütün olarak Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetin hükümetliğine yakıştırmamaktadır.

Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında sağlıklı olması gereken iletişim ve işbirliği çok sağlıksızdır.

Belki de Cumhuriyet tarihinde bir başka örneği zor görünecek üslupta konular kamuoyu önünde tartışılıyor. Aslında yapılan tartışmada da değil, neredeyse ağız dalaşı yaşanıyor.

Böyle bir Türkiye’ye dıştan bakan ciddi insanlar saygı duyar mı?

Duymaz.

*           *           *

Çankaya ve Genel Kurmay, AKP’ye bir bütün ve Recep Tayip Erdoğan’a parti Başkanı ve Başbakan olarak limanlar konusunu bahane ederek tepkisini gösterip, karşı duruşunu anımsatmıştır.

Bahane yaratılarak AKP’ye yollanan mektupta Cumhurbaşkanlığı seçimi için de mesaj vardır.

Cumhuriyet tarihinde, 1960’tan başlayarak bu tür karşı karşıya gelişlerde kaybeden taraf hep seçilmiş olanlar, hükümet edenler oldu.

Az önce işaret ettim, mevcut koşullar askeri bir darbeye uygun değil. Ancak şu anki Türkiye tablosuna bakıldığı zaman yüzde otuzlarda oyu olan AKP, kendi gücü ve kendine yakın örgütlerin desteği dışında ciddi bir sivil, demokratik desteğe sahip değildir. AKP, karşısındakilere göre daha güçsüz.

Yaşanan tüm sıkıntılara rağmen Avrupa Birliği, AKP’nin konumunu güçlendirerek korumasından yana. Ama o destek bir yere kadar değer taşıyor.

Türkiye’de AKP’ye karşı oldukça geniş bir cepheden söz etmek olası.

Çankaya + Asker + AKP dışındaki muhalefet partileri+ Laik ve demokratik Türkiye için AKP’yi tehlikeli görenler...

AKP’nin Meclisteki gücü, Meclis duvarları dışında yok.

Bunu buradan bakıp bizler görürken AKP’nin kurmaylarının görmemesi olası değil.

İşte bu nedenle Türkiye’de söylenenler ne olursa olsun köprüyü geçme politikalarının izleneceğine inanıyorum.

Ankara, kış ortasından toz duman fırtınası yaşıyor. Bugün ve yarın AB liderleri Brüksel’de bir araya gelecek. Ankara’daki toz bulutu dağılmadan Kıbrıs konusu dahil hiç bir ciddi konuda Ankara’dan yeni adımlar, açılımlar beklemiyorum.

 

AKEL Merkez Komitesi’nin açıklaması

 

AKEL’in siyasi tavrı her zaman özel ilgi merkezinde oldu. AB Bakanlar Konseyi sonrası konuyu değerlendiren AKEL Merkez Komitesi’nin kararı Salı günü açıklandı. Bu haftanın arşivlere girmesi gereken belgelerinden biri olarak sizlerle paylaşmak istedim:

“ Kıbrıs Cumhuriyeti Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi’nde zor koşullar altında çetin bir mücadele verdi.

Türkiye’nin yükümlülüklerine ilişkin Konsey sonuçları mevcut koşullar altında tatmin edici olarak değerlendirilmektedir: Birincisi, Türkiye’nin anlaşmalardan kaynaklanan yükümlülükleri, Ankara’nın Kıbrıs sorunu ile ilgili olarak almayı istediği karşılıklardan bağlantısız hale gelmiştir. İkincisi, dondurulmamış müzakere başlıklarının açılması Hükümetlerarası Konferans’ta, yani oy birliği ile kararlaştırılacaktır ve Türkiye’nin Ek Protokol’den kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiğini Komisyon belgeleyinceye kadar bunlardan hiç biri kapanmayacaktır. Üçüncüsü, Komisyon’un Yıllık İlerleme Raporları’nda, özellikle de önümüzdeki üç senenin raporlarında, 21 Eylül 2005 tarihli karşı beyanla ilgili meseleler üzerindeki ilerleme için özel atıfta bulunulacaktır.

Kıbrıstürk toplumunun Avrupa Birliği ile ticareti konusu sonuç bildirgesi içerisinde değil, AB Dönem Başkanlığı’nın ayrı beyanında yer almaktadır. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin konumunu aşağıya indirmedikçe ya da yasa dışı devletin konumunu yukarıya çıkarmadıkça, bu tür ticarete AKEL karşı değildir. Bununla ilgili olarak, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin sonuç alıcı bir şekilde denetim yapmadığı bölgelerine değinilmesi de beyanın olumlu unsurunu teşkil etmektedir.  

Türkiye’nin Avrupa süreci, ülkemiz ve halkımız için mümkün olan en iyi sonucu başarma amacıyla tarafımızın dikkatli ve sürekli bir uğraş içerisinde olmasını gerektirecek uzun ve sancılı bir süreç olacaktır.”

   1291 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Kasım 2008, Cumartesi   Bunun adı olsa olsa KKTC demokrasisi
22 Ekim 2008, Çarşamba   Kuzey Kıbrıs'tan çeşitleme
15 Ekim 2008, Çarşamba   Kıbrıs'ta görüşmleler devam etmesine ediyor da...
20 Eylül 2008, Cumartesi   Kıbrısımız adına, endişe duyuyorum, korkuyorum...
04 Eylül 2008, Perşembe   "Ne olacak bu Kıbrıs meselesi?" diye, diye...
28 Ağustos 2008, Perşembe   “Ya Taksim, Ya ölüm” el değiştirdi.....
13 Ağustos 2008, Çarşamba   Yüz değil, bin fırın ekmek da yetmez...
08 Ağustos 2008, Cuma   En kötü barış en iyi savaştan iyidir
31 Temmuz 2008, Perşembe   Bir yanda Kıbrıs görüşmeleri, öte yanda CTP’nin sancıları...
25 Temmuz 2008, Cuma   "Türkiyelileri ve Türkiye'yi en çok Denktaş seviyor"



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital