7 Eylül 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
DAÜ İngiltere’den gelen öğrencileri ağırlıyor
Tolga’nın filmi tartışma getirecek
Orhan Pamuk'un son romanı bir aşk masalı
Piraye’nin Sandığından Nazım’ın “Öteki Defterleri” Çıktı
İran’daki idamlara karşı protesto
Methanol found in counterfeit Spar brand vodka
Thousands celebrate Olympic Handover in Hackney
‘Beş Vakit’ İngiltere’de gösterime giriyor
KIBRIS'TA MÜZAKERE SÜRECİ RESMEN BAŞLADI
Eylem, gönülleri fethetti

YORUMLANANLAR
Kıbrıslı Türklerin Londra'daki tarihi mahkemede gitti! [1]
Eğitim eşitsizliği dargelirliler aleyhine artıyor [1]
Döven dövene [1]
200 bin sığınmacıya af! [1]
Erkeklerin Kadınlardan Ricasıdır [2]



Starsbourg'da mahkumiyet, Brüksel'de eleştiri kimin suçu?

Koray DÜZGÖREN
koray@toplumpostasi.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   16 Kasım 2006, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye ilişkin son İlerleme Raporu’nda yine eleştiriler var. Özellikle de ifade özgürlüğü konusunda....

İfade özgürlüğü denilince akla hemen Caza Yasası’nın 301’inci maddesi geliyor.

Hani şu, “Türkluğü aşağılama” diye bir suçun tanımını yapan ve bu gerekçeye sığınarak her türlü eleştiriyi ve düşünce açıklamayı  cezalandırmak amacı taşıyan yasa maddesi...

AKP Hükümeti’nin yetkili ağızları bu maddenin uygulamasına bakılması gerektiğini söyleyip şimdiye kadar değiştirilmesi için gelen taleplere karşı çıktılar.

Şimdi, özellikle de İlerleme Raporu’nda  bu madde açıkça, “İfade özgürlüğünün önündeki en önemli engellerden biri” olarak nitelendirldikten sonra aynı ağızlar bu kez yasanın değiştirilebileceğinden söz etmeye başladılar.

Ne kadar isteksiz olurlarsa olsunlar bu maddeyi değiştirmek ya da kaldırmak zorunda kalacaklar. Çünkü şimdiye kadar ki uygulamalar bu madenin her türlü ifade özgürlüğünü engelleme amacıyla yasaya konulduğunu gösteriyor.

Yanlış hesap bir kere daha Brüksel’den dönüyor.

Bir de Strasbourg’dan dönen yanlış hesaplar var.

Türkiye’deki mahkemelerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ve hukukun temel ilkelerine aykırı olarak verdikleri kararlar da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden dönüyor.

Böylece Türkiye gerek hukukunu, gerekse uygulamalarını Avrupa standartları seviyesine getirmek zorunluluğu ile karşı karşıya kalıyor.

Nitekim geçtiğimiz perşembe günü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu konuda çok önemli bir kararı açıkladı.

Benim Türkiye aleyhine açtığım bir davada Türkiye’yi mahkum etti.

Ama bu alıştığımız cinsten sıradan bir karar değil.

Aynen Devlet Güvenlik Mahkemeleri’ndeki askeri hakim üye nedeniyle bu tür mahkemelerin yaptığı bütün davaları hukuka aykırı bulan ve askeri hakimlerin kaldırılmasına yol açan anayasa değişikliğinin yapılmasına neden olan "İncal" kararı gibi, çok önemli sonuçlara yol açacak bir karar.

Bir ifade özgürlüğü kararı. Bir yandan şiddete teşviki içermeyen ve barışçı amaçlara yönelik ifade özgürlüğünün her ne suretle olursa olsun engellenemiyeceğini karara bağlıyor. Öte yandan da sivil kişilerin askeri mahkemeler tarafından yargılanamıyacağını söylüyor.

Dava konusu olay 1998 yılında gerçekleşiyor.

 

Gazeteci Koray Düzgören, vicdani retçi Osman Murat Ülke'nin askere gitmeyi reddettiğini açıkladığı basın toplantısının metnini “Düşünceye Özgürlük” adlı kitapçıkta yeniden yayınlayarak bu suça katılıyor.

Daha sonra kendisini 1998 Mart ayında  bu broşürde imzası bulunan şarkıcı Nilüfer Akbal ile birlikte İstanbul DGM savcılığına ihbar ediyor.

Bunun üzerine Ankara Genelkurmay Askeri Mahkemesinde yargılanan Akbal ve Düzgören "halký,ı askerlikten soğutmak” suçundan ikişer ay hapse mahkum ediliyor,.

Askeri Yargıtay da bu kararı onaylıyor.

Bunun üzerine Düzgören 2000 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Türkiye aleyhine dava açıyor. 

Dava yıllar sonra 9 Kasım 2006'da sona eriyor, mahkeme Düzgören'in adil yargılanmadığına ve ifade özgürlüğünün kısıtlandığına oybirliğiyle karar vererek  Türkiye'yi tazminata mahkum ediyor.  
AİHM kararının en önemli yanı, Genelkurmay Askeri Mahkemesi'ndeki üyelerin asker olmaları nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin “adil yargılanma” hakkını düzenleyen 6/1 maddesinin ihlal edildiğini belirtmesi.

Aynı durum, sadece bir tek üyesi asker olan DGM’ler için de söz konusu olmuş, “İncal/Türkiye” davasının kararında “asker üyenin sicili ve geleceği komutanın iki dudağı arasında olduğu için bağımsız sayılamayacağı belirtilmişti.

Devlet bu kararı önceleri ciddiye almamış, fakat Öcalan yargılanacağı zaman bu durumun ciddi sorunlara yol açacağı anlaşılınca bir gecede Anayasa değiştirilerek DGM’lerdeki askeri hakimin yerine sivil hakim geçirilmişti.

Şimdi aynı durum, daha da ağırlaşmış olarak tekrarlanıyor. Çünkü Askeri Ağır Ceza Mahkemelerinde 3 yargıcın üçü de asker ve ayrıca da bunların biri yargıç bile değil, bir kıta subayı.

Üstelik aynı karar, pek yakında iki kez daha tekrarlanacak. Çünkü “Düşünce Suçu’na Karşı Girişim”platformunun düzenlediği “sivil itaatsizlik” eylemleri dizisinin bir parçası olan “Düşünceye Özgürlük-9” kitapçığını yayınlayan Koray Düzgören ve Nilüfer Akbal ceza alınca müzisyen Şanar Yurdatapan ve gazeteci Nevzat Onaran aynı metni bir kez daha “Düşünceye Özgürlük-38” adlı kitapçıkta yayınlayarak aynı yöntemle ‘düşünce suçu’ işlemişler,  onlar da gene Ankara Genelkurmay Askeri Mahkemesi tarafından ikişer ay hapse mahkum edilmişlerdi.

Daha sonra 1995-2000 yılları arasında yayınlanan -her biri ayrı birer düşünce ‘suçunu’ içeren- kitapçıkların toplandığı "Düşünceye Özgürlük-2000" adlı kitap hakkında 4 ayrı mahkemede açılan 4 davadan biri gene Genelkurmay Askeri Mahkemesi’nde açıldı ve gene "tekrar yayınlamak"tan, aralarında yazarlar, çizerler, sivil toplum örgütü yöneticilerinin de bulunduğu 15 kişilik seçkin bir topluluk yargılandı. 

Bu davada da  mahkemelerin ‘adil yargı hakkını’ çiğnediği, böyle bir askeri bir mahkemenin değil sivilleri kimseyi yargılayamıyacağı  belirtildi.

Yalnız sonuç çok değişik oldu.

Genelkurmay bu kadar tanınmış kişiye toplu olarak ceza verilmesini uygun bulmadı.

Birçok konuda uluslararası hukuk, Türkiye’nin imza attığı sözleşmeler ve uluslarası insan hakları ilkelerine boş veren anlayış bu toplu cezalandırmadan kaçındı.

Oysa yasa aynı yasaydı, mahkeme de aynı mahkeme. Buna rağmen sanıklar berat ettirildi.

Tabii böylece askeri mahkemelerin ne kadar bağımsız oldukları da ortaya çıkmış oldu.

 Sanıklar bu kararı “Adil Yargı ilkesinin ters yönden çiğnenmesi” olarak temyiz ettilerse de bu istek de Askeri Yargıtay tarafından reddedildi.  

Sonra da tüm yasal yollar tükendiği için Avrupa İnsan Hakları Mahakemesi’ne gidildi.

Şimdi bu davayla ilgili karar da yani Türkiye aleyhine bir mahkumiyet daha sırada bekliyor.

Sonuçun Düzgören’in davasında verilen karar gibi olacağına şüphe yok.

İşte Türkiye’yi uluslararası alanda –hadi rezil eden demeyelim- mahçup düşüren  bu anlayışın, özgürlükleri kendi insanlarına çok gören bu anlayışın yol açtığı sonuçlardan biri daha.

Şimdi bu sonuca bakıp da Avrupa’ya mı yoksa bizi bu hallere düşürenlere mi kızalım?

   1100 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
31 Temmuz 2008, Perşembe   Kapatma ve Ergenekon davaları devam ederken Güngören provakasyonu
25 Temmuz 2008, Cuma   Ergenekon ve parti içi despotizmden güç alan darbe heveslileri
17 Temmuz 2008, Perşembe   Ergenekon iddianamesi: Ne reddetmek. Ne de çok şey beklemek gerek
03 Temmuz 2008, Perşembe   Toz duman arasında Sivas katliamını unutmayalım
26 Haziran 2008, Perşembe   İsmi nedeniyle sınır kapısından çevrilen bir çocuğun hikayesi
13 Haziran 2008, Cuma   'Ayıkla pirincin taşını'
05 Haziran 2008, Perşembe   Devlet herkesi dinliyor. Önerilen Çare: Konuşmayın
15 Mayıs 2008, Perşembe   Sorunu çözmek yerine sürpriz açıklamalara bel bağlamak
08 Mayıs 2008, Perşembe   AKP cellatlarına özenmeye devam ederken
01 Mayıs 2008, Perşembe   Emekçiler yasaklara rağmen 1 Mayıs'ta meydanlarda



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital