7 Eylül 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
DAÜ İngiltere’den gelen öğrencileri ağırlıyor
Tolga’nın filmi tartışma getirecek
Orhan Pamuk'un son romanı bir aşk masalı
Piraye’nin Sandığından Nazım’ın “Öteki Defterleri” Çıktı
İran’daki idamlara karşı protesto
Methanol found in counterfeit Spar brand vodka
Thousands celebrate Olympic Handover in Hackney
‘Beş Vakit’ İngiltere’de gösterime giriyor
KIBRIS'TA MÜZAKERE SÜRECİ RESMEN BAŞLADI
Eylem, gönülleri fethetti

YORUMLANANLAR
Kıbrıslı Türklerin Londra'daki tarihi mahkemede gitti! [1]
Eğitim eşitsizliği dargelirliler aleyhine artıyor [1]
Döven dövene [1]
200 bin sığınmacıya af! [1]
Erkeklerin Kadınlardan Ricasıdır [2]



Mehmet Ağar niye bu kadar tartışılıyor?

Koray DÜZGÖREN
koray@toplumpostasi.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   26 Ekim 2006, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Türkiye’de bir Mehmet Ağar tartışmasıdır gidiyor.

Belki hatırlarsınız. Ağar, yıllar önce de çok tartışılıyordu.

İstanbul Emniyet Müdürlğü döneminden, hatta Emniyet Müdürlüğü Yardımcısı olduğu dönemden, Tansu Çiller’in başbakanlığı sırasında Emniyet Genel Müdürü olmasına kadar geçen sürede hep tartışılan bir isim oldu. 

Daha sonra Çiller’in desteği ile DYP’den milletvekili seçilip Adalet ve İçişleri Bakanı olduğu sıralarda da çok tartışıldı.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki faili meçhul cinayetler nedeniyle, büyük kentlerde düzenlenen ev operasyonları sırasında yaşanan infaz olayları nedeniyle ve tabii en önemlisi Susurluk çetesiyle ilgili ortaya çıkan çete bağlantıları ve Abdullah Çatlı dahil olmak üzere yasa dışı işlerde kullanılmış olan bir takım kanun kaçaklarının  bazı yurt dışı yurt işi operasyonlarda kullanıldığının ortaya çıkması vesilesiyle...

Bu kanun kaçaklarına pasaport sağlayan, kimlik belgesi veren, hatta görev kağıdı hazırlayan kişi genellikle hep Mehmet Ağar’dı.

Ağar büyük bir bölümü yasal olarak ortaya çıkartılmayan bu olaylarlarla ilgili olarak o zaman hep bir tek şey söyledi:

“Bana verilen görevleri yaptım. Emirler yüksek yerlerden geldi, ben uyguladım”

Böylece aslında sorumluluğun daha tepelerde, askeri kesimlerde, Genelkurmay’da, Milli Güvenlik Kurulu’nda olduğunu ifade ediyordu.

Susurluk’la ilgili yetersiz de olsa birçok kişi hakkında kovuşturma yapıldı, davalar açıldı, ama Ağar’ı mahkemeye çıkartmak mümkün olamadı. Türkiye Cumhuriyeti kanununlarının ve adaletinin gücü Ağar’ı sorgulamaya, yargılamaya yetmedi.

Ağar’ın elinde, Susurluk’a bulaşmış bütün sivil-asker yüksek yöneticiler ve siyaset adamlarıyla ilgili esaslı belgeler olduğu anlaşılıyordu. Bu nedenle kimse bu meselenin üzerine gidemedi.

Zaten Ağar o sıralarda DYP’den ayrılmış ve bağımsız milletvekili olarak dokunulmazlık kazanmıştı. Yeniden bir dönem daha milletvekili seçimini kazanınca bu dokunulmazlığı devam etti.

Sonra da Çiller’in ayrılmasından sonra DYP’yi ele geçirip bu partinin başına geçti. Siyasete soyundu.

Önceleri kimse Ağar’ı dikkate almadı. DYP Ağar’ın çabalarına rağmen pek bir kıpırdama belirtisi göstermiyordu. Oylarında bir artış gözlenmiyordu. AKP’den kaçan bazı oyları alabileceği konuşuluyordu ama barajı geçip geçemiyeceği melesi bile henüz açıklık kazanabilmiş değildi.

Bu durum, Mehmet Ağar’ın, Yaşar Büyükanıt  genel kurmay başkanı olduktan sonra yüksek rütbeli generallerin bir plan dahilinde yaptıkları konuşmalardan ve onları takip eden Büyükanıt’ın, memlekette şeriat ve bölücülük tehlikesine işaret ederek Türkiye’nin tehidit altında olduğunu ileri süren ve  ülkeyi geren konuşmasından sonra değişti.

AKP Hükümeti generallerin bu siyasi konuşmalarına yanıt vermezken Mehmet Ağar siyaseti savundu. Generallerin konuşmaması gerektiğini söyledi.

Tabii siyaseti ve her fırsatta konuşmayı seven Büyükanıt’ın Ağar’a cevabı gecikmedi:

“Ağar da iktidarda olsa yine konuşurum” dedi.   

Ağar sözlerinin arkasında durmaya devam etti. Bu kez çok daha önemli bir şey söyledi.

PKK meselesinin silah kullanmadan, barışçı yöntemlerle çözümlenmesi gerektiğini, bunun için de PKK militanlarını dağdan indirip siyasi ve sosyal hayata katmak üzere bir af çıkartılması gerektiğinden bahsetti. Bu, başta General Büyükanıt olmak üzere askerlerin söylediklerinin tam tersi şeylerdi.

Bunun üzerine ortalık karıştı. Başka bir siyasi lider dile getirse hemen ‘vatan hainliği’ ile suçlanmasına neden olacak bu önerinin Ağar tarafından yapılması kafaları karıştırdı.

Geçmişi nedeniyle kimse ona ‘hain’ diyemedi ama, bu kez de, “Acaba Ağar bu öneriyi niçin ve nasıl yaptı? Arkasında başka güçler mi var?” sorusu sorulmaya başlandı.

Evet Ağar bu öneriyi niçin yaptı?

Kimileri Türkiye’nin, özellikle  Irak’ta gelinen son gelişmeler çerçevesinde PKK ve Kürt meselesine mutlaka barışçı ve demokratik bir çözüm bulmasının zamanın geldiğini ve Ağar’ın bu gerçeği gördüğü için bu kritik zamanda böyle bir öneriyi yaptığını söylüyor.

Böylece Ağar büyük liderliğe oynuyor olabilir. Üstelik bu konuda barışçı adımlar atılabilirse Türkiye çok rahatlayacağı için Ağar’ın bir seçim başarısı elde edip iktidara gelmesi bile olası olabilir diyenler var.

Ya da en azından ilerde bir AKP-DYP koalisyonu dahi öngörenler de bulunuyor.

Kuşkusuz Ağar’ın bu Türkiye’nin bu şartlarında cesur sayılabilecek çıkışı yapmasındaki sebep yukarda belirtilen gerçeklilik olabilir ama,  ona bu konuda cesaret veren başka iç ve dış güçler de olmasın?

Her zaman kendisinin üzerindeki otoritelere karşı itaatkar olan, o otoritelere bağlı olması ile tanınan Ağar’ın, mutlaka sağlam tahtaya basacağını ve arkasında destek olmadan böyle bir girişimi yapamıyacağını söylenler de var.

Çünkü karşısındaki cephe, çözüme ve her türlü barışçı girişime karşı çıkan askerlerden ve Kürt meselesinin kanlı bir savaşla çözülmesini savunan militarist odaklardan oluşuyor.

Bu şartlarda, barışı ve demokratik çözüm yollarını öneren Ağar’ı – geçmişi ne olursa olsun- desteklemek henüz erken olabilir ama, en azından dinlemek ve önerilerinin tartışılmasını sağlamak gerekir.

Türkiye’nin gerçeği meselelerini konuşarak barışçı yöntemlerle çözmekten geçiyor.

Kim barıştan sözediyorsa onu dinlemek gerekir.

 

   1196 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
31 Temmuz 2008, Perşembe   Kapatma ve Ergenekon davaları devam ederken Güngören provakasyonu
25 Temmuz 2008, Cuma   Ergenekon ve parti içi despotizmden güç alan darbe heveslileri
17 Temmuz 2008, Perşembe   Ergenekon iddianamesi: Ne reddetmek. Ne de çok şey beklemek gerek
03 Temmuz 2008, Perşembe   Toz duman arasında Sivas katliamını unutmayalım
26 Haziran 2008, Perşembe   İsmi nedeniyle sınır kapısından çevrilen bir çocuğun hikayesi
13 Haziran 2008, Cuma   'Ayıkla pirincin taşını'
05 Haziran 2008, Perşembe   Devlet herkesi dinliyor. Önerilen Çare: Konuşmayın
15 Mayıs 2008, Perşembe   Sorunu çözmek yerine sürpriz açıklamalara bel bağlamak
08 Mayıs 2008, Perşembe   AKP cellatlarına özenmeye devam ederken
01 Mayıs 2008, Perşembe   Emekçiler yasaklara rağmen 1 Mayıs'ta meydanlarda



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital