|
Ay ışığı altında koca bir hayat inşaa ediyorduk.
Geçilmez surlarla çeviriyorduk dört bir yanımızı.
Koruma altına alıyorduk yarınımızı!
Ay ışığında demleniyorduk...
Karanlıkta büyüyorduk.
Yıldızlar yol göstericimiz oluyordu.
Ay ışığında yönümüzü buluyorduk.
Geceden geceye tayinimizi çıkartıyorduk.
Zordu, engebeliydi.
Ama güzeldi.
Kök salıyorduk.
Boy veriyorduk.
Kemale eriyorduk.
Pişiyorduk.
Dallarımızda tecrübelerle kuşanmış yığınla yaprak vardı.
Silahımız süngümüz yoktu; ışığımız vardı.
Karanlıkta bile siyahiliği yaracak aydınlığımız vardı.
Ay-dınlığı tüketmeden kullanıyorduk.
Bizi geceye hapsetmeye çalışan insanlara inat köşeden bucaktan sızan ışıkla mücadeleye devam ediyorduk.
Bitmeyen bir kavgamız vardı.
Bitmesini istemiyoduk zaten.
Bu kavga sayesinde büyüyorduk...
Olgunlaşmamızın nedeniydi bu karanlıklar.
Karanlık hüküm sürdükçe aydınlık vardı.
Kimi zaman beziyorduk!
Sularımız kuruyordu.
Eğilip bükülüyorduk.
Büzülüyordu hücre duvarlarımız.
Olduğumuz yere yığılıyorduk.
Pütür pütür oluveriyorduk.
Düşüncelerimiz doğranıyordu.
Ruhumuzda gedikler oluşuyordu.
Siyah çöktükçe çöküyordu.
Karanlık bastırdıkça bastırıyordu.
Yorgan ağır geliyordu.
Boğulacak gibi oluyorduk.
Fakat ışığımız elini ayağını çekmiyordu üzerimizden.
Bir yerlerden bir ışık sızıyordu yine de!
Nefesini eksiltmiyordu ensemizden.
Hep arkamızda, önümüzde, sağımızda solumuzda beliriyordu.
Kurtarıcıydı her daim.
Pas kokan gecelerde yasemin kokularını saçandı...
Nemli odalarda genzimizi yakmayandı.
Kısacası aydınlıktı işte!
Karanlığı bozguna uğratandı!
Beyazın azı çoğu olmazdı.
Beyaz beyazdı.
Aydınlık aydınlıktı.
Küçücük bir yerden sızsa da ışık ışıktı!
Gündüzleri beklemek gerekmezdi kavgamız için.
Yaşama mücadelesi için sabah olmasını beklemek zorunda değildik.
Ay ışığı da yeterdi kavgaya.
Bir tutam aydınlık da kafiydi yaşamaya.
Neticede ışık ışıktı!
|