|
Evet!
Aylar önce yazdıklarım nihayet bitmişti.
Nicedir içimi dökmüyorum kağıda...
Biriktirdiklerim suyunu çekince kalemi elime yeniden aldım!
Bu kadar zor muydu yazmak?
Evet evet, zordu yazmak, birşeyleri anlatmak.
İnsan hep içine dökünce, dışa verecek birşeyi kalmıyor.
Kıyamadığından değil, cesaret edemediğinden.
İçimde dışarıya sızmayı bekleyen yığınla şey var!
Lavlarını püskürtmek isteyen bir yanardağ gibiymişim meğer!
İşte bundan korkuyor, ürküyor insanoğlu; acaba ‘yazarsam’ sonrası ne olur?
Bazen kendi sesini dinlemek yeterli gibi geliyor...
Kimsenin sizi duyamadığı bir coğrafyada hüküm sürmek rahatlatıcı görünüyor.
Fakat farkına varamıyor kişi anlamlarının ve ifadelerinin pas tuttuğunu...
Veya tutmaya başladığını!
Hayat kalemsiz kağıtsız anlamsızlaşıyor.
Yazmak alacalı bulacalı bir atlas adeta.
Bir gökkuşağı!
Ana ve ara renkleriyle zengin bir hazine.
Çok sesli bir koro gibi nağmeli.
Yazmak bir çeşit rahatlama hali.
Bir boşalım.
Bir karşı çıkış.
Sonra yeniden uysallaşma durumu.
Tutunmaktır yaşama.
Özlemleri paylaşmaktır.
Ben duygusunu yansıtandır.
Ve beklenmedik bir anda azı çoğaltandır.
Hiç yaşanmayacak yarınları bile düşlerde yaşatandır.
Gidip görmediğiniz yerleri tanıtandır.
Kimilerine göre suçtur yazmak, çünkü gerçekle yüzleşmenin diğer bir adıdır!
Cennetteki yasak elmayı köşe bucak dağıtandır.
Yani sevgileri çoğaltandır.
Yazmak sıradan bir eylem değil işte.
İçimizdeki hırsların, tutkuların, karşı koyamadıklarımızın dışavurumudur.
Yakayı ele verdirendir yazmak.
Sözcükler ağırlaştığında, dizginlemesini bilmektir ‘yazmak’.
Hünerdir anlayacağınız.
Dünyanın sekizinci harikasıdır yazmak.
Modern zamanların en iyi doktorudur...
İsim yapmış bir doktorun en iyi reçetesidir.
İlaç gibi birşeydir.
Ölümü bekleyen insanları yaşama döndürendir.
Umudunuzu evinizden eksik etmeyendir.
Öylesine değildir yani!
Yeri geldiğinde susmak, yeri geldiğinde konuşmaktır.
Hatta sözcüklerin bittiği anda imdada yetişendir.
Masamızda sırtımızı sıvazlayan bir dosttur.
Suyumuz ekmeğimiz gibi olmazımızdır.
Yazmak karın doyurmaz diyor eskiler...
Olsun, gönlümüz doyuyor ya!
Anlatamadıklarımızı kağıtla buluşturuyor ya!
Söyleyemediklerimizi açığa çıkarıyor...
Yüzleştiriyor...
Dinginleştiriyor.
Hırsları söndürüyor.
En önemlisi olgunlaştırıyor.
Sözcükler bittiğinde imdada yetişiyor.
Anlayacağınız yazmak bir kurtarıcı benim için!
|