3 Aralık 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Bir rüya gerçek oldu
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
David Haye fights for heavy weight championship [2]
Cyprus seeks to extend MoU [1]
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]



Hayat ebedi ve ezeli bir yarış...

Ilke SUSUZLU
ilke@toplumpostasi.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   29 Eylül 2006, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Zamanlar arası bir yolculuk yapıyordu.

Zamanlar arası demişti hikayesinin adına...

Hem uzun solukluydu, bir türlü bitmek bilmiyordu.

Hem de göz açıp kapayıncaya kadar geçiyordu.

Bütün sorunu saatlerle, dakikalarla, günlerle ve aylarla idi...

Bazen beş yıl öncesine gidiyordu!

Bazen beş yıl sonrasına...

Bazen de ortalarda bir yerlerde sıkışıp kalıyordu!

Köprüler kuruyordu!

Sonra onları bir bir bozuyordu.

Gözlerinin yaşına bile bakmıyordu.

Düşünmeden taşınmadan aklına estiğini yapıyordu.

Aniden yasayamadıklarına aklı takılıveriyordu.

Dayanılmaz bir can havliyle yaşanmamış yıllarını tutmaya çalışıyordu.

Aitlik sözcüğü bir anda ciddiyet kazanıyordu.

Lakin bu uzun sürmüyordu.

Yine yazgıcı bir tavir sergiliyordu!

Bezgin değildi aslında!

Yorulmamıştı.

Hesap sordukları tarafından yanıtsız bırakıldığı içindi kaçışları.

Cevap alamadığı için soru da sormuyordu.

Beklemedeydi sürekli.

Yaşadığı ana ayak uyduramıyordu.

Bir yerlerde kaybolmuştu.

Nerede olduğunu bilmiyordu.

Bildiklerini bile ucundan tutamıyordu.

Hayatına dahil olacak ne varsa yitiriyordu.

Önünden akıp gitmesine izin veriyordu 'birşeylerin'.

Sonra da dönüp tutmaya çalışıyordu.

Başladıklarını bitiremiyordu neticede.

Bu sonla karşılaşmaya alışmıştı.

Bir yerde bitiremediklerinin müptelasıydı.

Sonunu göremediklerinin.

Kedi-fare oyunu oynuyordu adeta!

İki nokta arasında mekik dokuyordu.

Öyle bir saat saltanatı sarmıştı ki içini, zamanla yarışacak diye hazlarından oluyordu.

Tat alma güdüsünü kaybetmekle kalmıyor, hissizleşiyordu.

Olup bitenlerin farkındaydı.

Ama geç kalınmış bir farkındalık!

Gerçekten de geç...

Hep bir adım önünden gidiyordu tutamadıkları.

İyiden iyiye kendini bu duruma alıştırmıştı.

Geçenleri avuçları arasına almaya çalışmıyordu.

Hayatın anlamını öğretmemişlerdi ona.

O da öğrenmek için çabalamiyordu.

Birşeylere sahip olmaya çalışırken sürekli koşuşturma telaşı yaşayacağını öğrenmeliydi.

Avuçlarımızda tutup, sahiplenme içgüdüsüne şerefe diyerek cevap vermeyi...

Birşeylerin peşinden koşturmayı...

Hayat elbette bir kovalamaca!

Bir oyun...

Ama bu oyunu çocuksu bir anlayışla oynamak kurtarmıyor!

Kaçanlarla yakalayanların savaşı gerçek bir arena!

Güçsüz olmak kurtarmıyor.

Arena soğukkanlılık gerektirir.

Zamanla yarışmak için zamanda akmak lazım.

Zamana karışmak...

Soyutlamak zaferleri silikleştiriyor.

Hayat ebedi ve ezeli bir yarış.

Hem de kimin kazanacağı belli olmayan.

Öğrenmek lazım sahip olmayı.

Tutup yakalamak lazım avuçlarda zamanı!

   1459 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
15 Ekim 2008, Çarşamba   İnsanlara değerinden fazlasını vermeyeceksin
04 Eylül 2008, Perşembe   Vermesini de bileceksin almasını da!
28 Ağustos 2008, Perşembe   Alışmakla alışmamak birdir!
31 Temmuz 2008, Perşembe   Beklentiler, beklenilmeyenleri getiriyor bir bir.
25 Temmuz 2008, Cuma   Yargılamak yerine anlamaya çalışmak önemli!
17 Temmuz 2008, Perşembe   Hayat, hiç birşeyi hafife almayacak kadar ciddidir!
12 Temmuz 2008, Cumartesi   Hayat bu işte, her an herşey olabilir.
03 Temmuz 2008, Perşembe   Bulunamadığınız an unutuluyorsunuz!
19 Haziran 2008, Perşembe   Neden bu bana necilik; niçin bu hep banacılık?
13 Haziran 2008, Cuma   Poyrazın hışmına uğrarsanız, savrulup sürüklenirsiniz!



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital