3 Aralık 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Bir rüya gerçek oldu
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
David Haye fights for heavy weight championship [2]
Cyprus seeks to extend MoU [1]
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]



Çıkmaz sokakların mahkûmiyet hali gölge gibidir!

Ilke SUSUZLU
ilke@toplumpostasi.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   21 Eylül 2006, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Karşı dağın yamacında durdu.

Öylece bakındı etrafına.

Sarp bir kayanın üzerine oturdu.

Bir şarkı mırıldanır gibi oldu...

Sonra vazgeçti.

İçinden hiç bir şey gelmiyordu.

Aklından kayda değer bir şey de geçmiyordu aynı zamanda.

Büyük bir kazanın içinde derin bir eko gibi sağa sola çarpıyordu!

Tuhaf bir şeyler oluyordu hayatında.

Dünyasının eksenini yitirmek üzereydi.

Akşamlar olmuyordu, oldu mu bir türlü geçmiyordu.

Karşılarda her yan yeşilleniyordu!

Karşı dağda çiçekler açıyordu.

Sürüler geçiyordu.

Nafileydi bulunduğu noktada her şey.

Daha fazlasını istemiyordu.

Yaşamının yönünü değiştirmek istiyordu.

Ya da çıkmaz sokaktan kurtulmak...

Yeni yollara sapmak.

Ayağının basmadığı kaldırımlarda yürümek!

Duvarların rengini değiştirmek.

Gözlerini ufka açıyormuş gibi açmak istiyordu gezindiği kıyılarda!

Kıyılarını tanımak istiyordu.

Ama şimdi uzaklarda, derinlerde bir yerlerdeydi.

Karşı dağa bakarken bağrı yanıyordu adeta.

Duygu sömürüsü yapıyordu kimi zaman kendisine.

Yaptığının acındırma politikası olup olmadığını düşünüyordu zaman zaman...

Olsa ne yazardı ki!

Başıboş bırakılmıştı uzun süre...

Sahipsiz hissediyordu anılarını.

Ve treni kaçırdığını yineleyip duruyordu en mutlu anında!

Yakalayamadığına değil, kaçırdığına yeriniyordu.

İşte o anda gözlerinin ışığı sönüyordu.

Koyu bir karanlık!

Bu noktaya geldikten sonra tırmanışları boşa çıkıyordu.

Hep aynı çizgi üstünde yürüyor gibiydi.

Sayıları hiç artmıyordu.

Saymıyordu da zaten.

Saatler umurunda değildi.

Günler geçiyordu nasıl olsa...

Bakakalmak yetmiyordu!

Önünde büyük bir engel vardı.

Belki de aşılmayı bekleyen koca bir okyanus.

Ne karşı dağa varabiliyordu.

Ne de okyanusu geçebiliyordu.

İstiyordu ama istemek yetmiyordu bunları yapmaya!

Zarından sıyrılıp dışarıya çıkamıyordu.

Kabuğunu çatlatamamanın verdiği sıkıntı, uzun soluklu bir güvensizliğe dönüşüyordu.

Güven duygusundan yoksun oluşu, bir adım boyu yol kat edememesine neden oluyordu.

İlerleyemiyordu.

Çıkmaz sokakların mahkûmiyet halini yaşıyordu...

Gölge boyu yaşıyordu içindekileri!

Öyle bir hüzne yakalanmıştı ki, kurtulamıyordu.

Elleri kolları bağlanmıştı...

Gücünü toplayamıyordu.

İçindeki hüznü atamıyordu bir türlü...

Ağırlaştıkça ağırlaşıyordu gece!

Yalnızlığı iki misli çoğalıyordu.

Dut gibi sarhoşluğu artıyordu.

Şimdi dağın yamacında sarp bir kayanın üzerinde gölge gibi varla yok arasında nefes alıyor.

Tek çıkar yol karamsarlıkla örülmüş hayatını gölgelerden kurtarmak.

Bunun için yapacağı tek şey yolunu değiştirmek.

Yolun sonunda yeni bir hayat başlayabilir elbet!

   1494 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
15 Ekim 2008, Çarşamba   İnsanlara değerinden fazlasını vermeyeceksin
04 Eylül 2008, Perşembe   Vermesini de bileceksin almasını da!
28 Ağustos 2008, Perşembe   Alışmakla alışmamak birdir!
31 Temmuz 2008, Perşembe   Beklentiler, beklenilmeyenleri getiriyor bir bir.
25 Temmuz 2008, Cuma   Yargılamak yerine anlamaya çalışmak önemli!
17 Temmuz 2008, Perşembe   Hayat, hiç birşeyi hafife almayacak kadar ciddidir!
12 Temmuz 2008, Cumartesi   Hayat bu işte, her an herşey olabilir.
03 Temmuz 2008, Perşembe   Bulunamadığınız an unutuluyorsunuz!
19 Haziran 2008, Perşembe   Neden bu bana necilik; niçin bu hep banacılık?
13 Haziran 2008, Cuma   Poyrazın hışmına uğrarsanız, savrulup sürüklenirsiniz!



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital