3 Aralık 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Bir rüya gerçek oldu
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
David Haye fights for heavy weight championship [2]
Cyprus seeks to extend MoU [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]



Bir yanda Kıbrıs görüşmeleri, öte yanda CTP’nin sancıları...

Hasan HASTÜRER
hasturer@kibris.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   31 Temmuz 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder
LEFKOŞA- Kuzey Kıbrıs’ta gerçek anlamda hareketli günler yaşanıyor...
Bir yanda Kıbrıs sorununa çözüm bulmak için KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Dimitris Hrsitofyas arasında doğrudan görüşmelerin başlayacağının kesinleşmesi, öte iç politikada yaşanan hareketlilikler... Sendikalar zamlara karşı sokağa dökülme kararı aldı... Ve tüm bunlar yaşanırken hükümetin büyük ortağı CTP sancılı günler... Halkın büyük çoğunluğunun başarılı kabul etmediği hükümet günlerinin faturasını bazı bakanlara kesip, onların yerine oturmak isteyenlerin ince hesapları...***KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la, Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas, 25 Temmuz Cuma günü uyumlu ve de verimli bir görüşme gerçekleştirdi.Görüşme her iki lider için sıkıntısız, önceden belirlenen yol haritasını uygun başladı ve sonlandı.Önceden basında doğrudan görüşmeler için 1 Eylül tarihi yazılmıştı. Daha dünkü görüşme gerçekleşmeden 1 Eylül'ün birkaç günlük bir değişime uğraması isteği Güney'den gelmiş, Lefkoşa'nın Kuzeyi'nde Talat, ekibinden de tepki görmemişti.Cuma günkü görüşmede liderlerin Eylül ayında tam teşekküllü müzakerelere başlama, hatta ikinci görüşme için tarih belirlemesi bekleniyordu. Öyle de oldu.3 Eylül'de tam teşekküllü görüşmelerin ilki gerçekleşecek. Çok olağanüstü bir gelişme olmazsa 11 Eylül 2008'de Talat ve Hristofyas ikinci müzakere için bir araya yeniden gelecek.***Görüşme sonrası yapılan kısa açıklamanın bence en önemli paragrafı dördüncü paragraftır:"... Tam teşekküllü müzakerelerin amacı, Kıbrıs sorununa karşılıklı olarak kabul edilebilecek ve Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin temel ve meşru hak ve çıkarlarını koruyacak bir çözüm bulunmasıdır. Üzerinde anlaşmaya varılacak olan çözüm, ayrı ayrı ve eş zamanlı olarak referanduma sunulacaktır."Bu paragraf neden önemlidir?Bir... Müzakerelerin amacı tanımlanırken aslında tanımlanan çözümün kendisidir. Çözüm karşılıklı olarak kabul edilebilir olacak ve de Kıbrıslı Rumlarla, Kıbrıslı Türklerin temel ve meşru hak ve çıkarlarını koruyacak. Burada çözümün iki eşit tarafı çok diplomatik ve karşılıklı saygı temelinde tarif edilmiştir.İki..."Üzerinde anlaşmaya varılacak olan çözüm, ayrı ayrı ve eş zamanlı olarak referanduma sunulacak."... Osmanlının adayı İngilizlere devrettiği 1878'den sonra Kıbrıs Türk halkı kendi kaderini belirleme yani kendi kaderiyle ilgili egemenlik hakkını 24 Nisan 2004'te Annan Planı Referandumunda kullanmıştı. 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti kurulurken bile Kıbrıs Türk Halkına böylesi bir hak uygulamalı olarak verilmemiş ya da kullandırılmamıştı.Dikkatinizi çekerim referandum konusunda varılan uzlaşı iki liderin uzlaşısıdır. Yani taraflar, karşılıklı olarak ayrı ayrı kullanılacak kendi kaderini belirleme hakkına saygıda anlaşmıştır.Bu yalın görünümlü uzlaşı egemenlik konusunda bir kaşık suda fırtına koparmak isteyenlere iyi bir yanlış anlamayı düzeltme fırsatıdır.Talat ve Hristofyas, barış ve çözüm yolunda ilerleme yönünde ciddi bir adım daha attı. Ancak çözüme giden yoldan ilerleme olmasından korkanlar bu noktadan sonra çok daha etkili karşı girişim içinde olacaktır. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Çözüm büyük çoğunluğun umutlu bekleyişinin adresi olurken çözüm karşıtlarının korkulu rüyasıdır.***Gelelim CTP içinde yaşananlara.Pek çok etken birleşti, CTP, kendini hükümete taşıyan halkın beklentilerine yanıt veremedi.Yaşayan en eski siyasi parti CTP’dir.CTP kurulurken misyonu farklıydı. Kurucuları arasında daha sonra UBP’nin kurucular listesinde olan isimler de vardı.Kısa süre sonrası CTP sol bir kimliğe büründü. Aslında CTP’nin doğuş tarihi o sol kimliği bulmasıdır. O sol kimlikle birlikte CTP’nin misyonu da netlik kazandı. Bu misyon parti tüzüğünde, genel kurul kararlarında, seçim bildirgelerinde özetlendi, anlatıldı, vurgulandı.CTP, sivil, demokratik bir toplumsal yapıyı, barış, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğünü savundu. Kıbrıs sorununun çözümünde, dış güçlerin etkisinin en az olacağı, Kıbrıs’ta yaşayanların, daha net ifadeyle Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumların karşılıklı siyasal varlıklarına saygılı çözümü öne çıkardı.CTP, çok zor günlerden geçti. CTP’liler öteki sol unsurlar gibi baskı gördü.Gün geldi CTP seçim listelerinde yerini aldı.İnsanlar CTP’ye , “Bunlar ötekilerine benzemez. Bu partide kişisel hesap yok” diyerek oy verdi.Parti disiplini kişisel çıkarlar için değil toplumsal çıkarlar için algılandı.Partinin birkaç milletvekili çıkaracağı bilindiği günlerde aday olan öteki büyük çoğunluk demokrasi nöbeti tuttuğunu bildi.CTP muhalefetteyken kimin önlerde kimin daha gerilerde olduğunun hesabı olmadı. O mücadelede kişisel kazanç hesabı yoktu...Gün geldi, CTP’nin kamu oyundan aldığı oy desteği arttı. Milletvekilleri çoğaldı... Gün geldi, CTP hükümet ortağı oldu... CTP kadrolarından üst düzey bürokratlar çıktı...O noktadan başlayarak CTP alışık olmadığı sıkıntılar yaşamaya başladı. Kolektif, takım ruhuyla, sol bir anlayışla görev yerine getirmenin yerini bireysel hesaplar aldı.Bir zamanlar seçimlerde listeciliğin en ağır suçlar arasında sayıldığı CTP’de kazanmak için tüm yolları geçerli sayan insanların yaptıklarına parti merkezi – CTP yirmi küsur yıllık genel başkanını, genel sekreterini bile disiplin kurulunda yargıladığını unutarak- göz yumdu.Parti içi demokrasinin çapı daraltıldı. Üyelerin aday belirleme yetkileri ellerinden alınıp, parti meclisine verildi. Daha sonra pratikte tüm yetki MYK’da birkaç kişinin eline bırakıldı.Demokraside çap daraltmanın var olan demokrasinin boğazını sıkmak olduğu gerçeği unutuldu.... Ve yavaş yavaş öteki siyasi partilerden farkıyla öne çıkan CTP’nin ötekilere benzemesine zemin yaratıldı.*           *           *CTP’nin varoluş nedeni de olan misyonu sanki de unutuldu.Misyonunu koruyarak CTP’nin  yoluna devam etmesine toplumsal gereksinimin ne kadar büyük olduğunu bazıları ya anlamadı ya da unuttu.Sorumlu konumda olan bazı insanların öncelikleri değişti.Sonunda CTP’de iyi bakan, kötü bakan tartışma noktasına kadar gelindi.CTP, kişisel kökenli başarı ya da başarısızlıkların en alt sınırlarda olması gereken bir partidir. Kişisel hesaplar şaha kalkınca, CTP’nin işi zorlaşır... Bunu yaşayarak görüyoruz...Genel seçimler zamanında yapılırsa önümüzde bir buçuk yıl kadar zaman var. CTP bakanlarını değiştirerek günah keçilerini kurak Mesarya’ya salıp yeni isimlerle yola devamı denerse ne olacağını söyleyim...Bu durumda halkın beklentilerine yanıt verecek bir değişim olası değil. Eğer yeni isimlerle yeni bir kabine görünümü ortaya çıkarsa bu kez vatandaş ne diyecek? “CTP TAKIMINI DEĞİŞTİRDİ AMA GENE DURUM KÖTÜ. DEMEK Kİ CTP DE İŞ YOK.” Yani kişisel olarak da adreslenebilecek başarısızlığın adresi kurumsal kimliğiyle CTP olacak. O zaman da başarısızlığın faturası adresine yani CTP’ye kesilecek. Ortada bizim bilmediğimiz olağanüstü bireysel hata ya da kirlilik varsa tamam ama yoksa bütünlüğü olmayan vitrin değişimi derman yerine dert getirir...
   1280 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Kasım 2008, Cumartesi   Bunun adı olsa olsa KKTC demokrasisi
22 Ekim 2008, Çarşamba   Kuzey Kıbrıs'tan çeşitleme
15 Ekim 2008, Çarşamba   Kıbrıs'ta görüşmleler devam etmesine ediyor da...
20 Eylül 2008, Cumartesi   Kıbrısımız adına, endişe duyuyorum, korkuyorum...
04 Eylül 2008, Perşembe   "Ne olacak bu Kıbrıs meselesi?" diye, diye...
28 Ağustos 2008, Perşembe   “Ya Taksim, Ya ölüm” el değiştirdi.....
13 Ağustos 2008, Çarşamba   Yüz değil, bin fırın ekmek da yetmez...
08 Ağustos 2008, Cuma   En kötü barış en iyi savaştan iyidir
25 Temmuz 2008, Cuma   "Türkiyelileri ve Türkiye'yi en çok Denktaş seviyor"
17 Temmuz 2008, Perşembe   Altı günde adanın kaderi değişti...



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital