|
LEFKOŞA- Yönetenlerin en önemli görevlerinden biri sorun yaşanmasına izin vermemektir.
Birileri sorun yaratmaya çalışırken yöneten ona fırsat vermeyecek.
Bu mümkün mü?
Evet mümkündür.
Kuzey Kıbrıs’ta sonunda tatlıya bağlanan Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası’nın (KTOEÖS) grevinde ince ayrıntı kamu oyu tarafından pek bilinmedi.
Uzun sayılacak grevin sonunda, başında varılabilecek anlaşma noktasına varıldı.
“KTOEÖS’da Başkan Adnan Eraslan ve arkadaşları uzlaşı değil uzlaşmazlık ve eylem peşindeydi”, diyenler oldu.
Olabilir.
İşte o noktada da her bakımdan olgun bir davranış ve öngörü ile hareket edilip tırmanışa engel olunabilirdi.
* * *
KKTC’de koalisyon hükümeti CTP ağırlıklı olduğu için CTP’yi eleştireceğim.
CTP kriz yönetiminde başarılı olamıyor.
CTP, hayatın her alanında sorunları çözme konusunda başarılı değil.
Tüm bunlar yaşanırken CTP’nin her bakımdan muhalifi gene CTP içinden unsurlar.
Sol partilerin en önemli avantajı inançtan beslenen takım ruhudur... CTP’de takım ruhu kalmadı.
Avrupa Futbol Şampiyonasının da çağrışımıyla futboldan bir benzetme yapayım. Bir futbol takımı hayal edin, takımın savunması ileri uç elemanlarının gol atmaması, ileri uçta görev yapanlar da savunmanın gol yemesi için dua ediyor.
Böyle bir takımın başarılı olması mümkün mü? Tabii ki değil.
* * *
Belli oldu ki bir yerlerde ciddi hata var.
Bu hata nerededir?
Hiç kuşkum yok sadece bir yerde değildir.
Ama en önemli sorun kaynaklarından biri hükümetin kurulup çalışır hale gelmesinden sonra parti organlarının yürütmenin en önemli organı olarak devrede olmasıdır.
Parti yok sayılamaz.
Siyasi yapının vazgeçilmezi parti ve partinin organlarıdır.
Ancak olması gereken sırasıyla şudur... Seçim sonrası hükümette yer alacak bir güç elde edilmişse hükümet oluşumu için karar verilir. Koalisyonun oluşumu, protokolü, hükümet programı onaylanır... Kimlerin bakan olacağı da belirlendikten sonra partinin hükümete dönük ilkleri netleştirilir.
Üst kademe yöneticileri belirlenmesi dahil her konuda o ilkelere uyulup uyulmadığı takip edilir.
Bizdeki duruma bakınız.
Sıradan memur alımları dahil her türlü hükümet icraatı parti organlarında karara bağlanıyor.
Ciddi konularda koalisyon hükümetinin ortaklarının anlaşması pek bir mana ifade etmez.
MYK oturup, “HAYIR” derse tüm uzlaşı biter.
* * *
İpler hükümetin elinden o kadar kaçtı ki Başbakan dahil tüm bakanların ne kadar etkili olduğu tartışılırdır.
Hep söylerim. Bir ülkede bakanların kapılarında ne kadar çok yurttaş iş takibi için bekliyorsa orada sisteme o kadar kötüdür.
Demokrasisi gelişmiş, sistemi oturmuş ülkelerde hükümetteki partilerin MYK üyelerini kimse bilmez. Bilmesine de gerek yok zaten.
Bizdeki duruma bakın iktidardaki partinin MYK’sındaki isimleri derdi olan herkes bilir. Bilmek zorundadır da...
Hele başbakan dahil, hükümet üyeleriyle parti yetkili organı arasından sorun varsa derdi olanlar ikisine de ulaşıp kulislerini yapmak zorunda.
İşte bu çok başlılık hem sorunların çoğalmasında hem de çare bulunamamasında en önemli noktalardan biridir.
CTP’nin hükümetteki icraatlarını, bırakın sıradan CTP üyelerini partinin en yetkili organlarında görev yapanlar savunmaktan kaçınıyor.
Bu yazdıklarım kulaktan duyma değil, bizzat tanık olup, duyduklarımdır.
Partinin en yetkili konumlarında olan insanların küslük noktasında iletişim sorunu olduğunu siyaseti yakından izleyenler çok iyi biliyor.
Mecliste yan yana oturup üç kelimelik konuşmayı uzun zamandır yapmayan insanlar var.
Hükümette yer almayan parti yetkilileri hükümete, partide yetkili konumu olmayanlar da hem parti yönetimi hem de hükümete muhalif. Sonuçta ülkede olmayan muhalefetin boşluğunu CTP kendi içinden fazlasıyla dolduruyor.
* * *
CTP açısından bu durum sürdürülebilir değildir.
Kimsenin kişisel ya da küçük grup hesapları partinin bütünselliğinin önünde olamaz.
Hangi siyasi parti olursa olsun, ülke demokratik yaşamına katkı koymasına engel olacak iç sorun yaşayan partilerin sorunları, onların ötesinde ülke demokrasisinin sorunudur.
Bu tür zayıflıklar o yapıyı şamar oğlanı yapar.
Ersan Dağlı, CTP’ye yakınlığını gizlemeyen bir işadamıdır. Öğretmenlerin grevinin kalktığı gün öğrenciler eylem yapmıştı. İşte o gün telefonla arayıp aynen şöyle demişti: “Hasan abi nedir bu durum? Öğretmenler grevi kaldırdı şimdi de öğrenciler sokakta. Birileri CTP’yi yok etmeye mi çalışıyor?”
Yanıtın şu oldu: “ CTP’yi yok edemezler. Ama madem sordun yanıtını vereyim... CTP’yi yönetenlerin hatalarıyla CTP kendi kendini şamar oğlanı yaptı. Şimdi en kolay ve en moda olan CTP hükümetine, CTP’ye karşı eylem yapmaktır. En küçük derdi olan sokaktadır.”
* * *
Kamu oyu ile paylaşılan ya da paylaşılmayan kamu oyu yoklama sonuçları CTP’nin parti, liderlerinin de kişi olarak kamu oyu desteği kaybettiğinin açık sinyallerini veriyor.
Bu durum Kuzey Kıbrıs’taki aydın, yurtsever ve demokrat kesimlerde kaygı ile izleniyor.
Kıbrıs Türk toplumu içinde sol güçlerin, siyasal erki ele geçirmesi kolay bir mücadele ile olmadı. Kimsenin bunu “ganimet yedi” bonkörlüğüyle harcama hakkı yok...
|