3 Aralık 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Bir rüya gerçek oldu
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
David Haye fights for heavy weight championship [2]
Cyprus seeks to extend MoU [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]



Milliyetçilik adına bölücülük ve Kıbrıs Türkünü tanımamak...

Hasan HASTÜRER
hasturer@kibris.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   12 Nisan 2007, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

LEFKOŞA- Kıbrıs Türk Halkının en büyük talihsizliği senelerce kendini yönetenlerin, kendini tanımaması ve kendini temsil etmek yerine başkalarının vekili olarak davranmasıdır.

Kıbrıs Türk Halkı, sözde milliyetçilik adına hep paramparça edilmek istenirken, ortaya çıkan bir başka gerçek Kıbrıs Türkü’nün özellikle Türkiye’de bile doğru dürüst bilinmediği, tanınmadığı gerçeğidir.

CTP’nin 18 Mart’taki kurultayından beri yapay bir gündemle cebelleştiriliyoruz. Her fırsatta altını çizerek söylerim, ulusal değerlere saygı, ibadete benzer. Nasıl ki ibadet Tanrı ile kulu arasındadır ve gösteriye gerek yoktur, aynı şekilde ulusal yaklaşımların da gösterişle yansıtılması da yanlıştır.

*             *           *

Fincancı katırları yine ürkecek ama ürksün, hiç önemli değil.

Çünkü birileri, hem da milliyetçilik adına Kıbrıs Türkü’nü incitmenin ötesinde aşağılamak için kesintisiz çaba harcıyor.

Aşağılama operasyonunun sahipleri hangi akla hizmet ediyorsa ediyor ve Kıbrıs Türkü’ne karşı Türkiye’de ciddi bir karşı kampanyayı başarıyla yürütüyor.

Aslında bu kafa yapısında olanların uzantıları Londra’da hep olmuştur. Adam bir yandan goyu milliyetçidir, ama öte yanda Rum müşterileri tatmin etmek için Yunanistan futbolda Avrupa şampiyonu olduğu zaman işyerinin önüne Yunan Bayrağı asabiliyor. Londra böyle “milliyetçileri de” yaşıyor.

*               *          *

Son zamanlarda çeşitli ortamlarda yaptığım sunuşlar nedeniyle zaman tünelinde yolculuk yapıyorum.

1950’li yılların ikinci yarısından başlayarak Kıbrıs’ta yaşananları anımsıyorum.

1940’ları filan yaşayanlardan da o yılları dinledim.

Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra Kıbrıslı Türklere, Anadolu’ya göç seçeneği verildiği zaman babam ve üç kardeşi de gitmişler Türkiye’ye. Babam döndü Halil, Ratip ve Hakkı amcamlar orada kaldı.

*            *          *

Birileri Kıbrıs Türkü’nün karşılıksız Türkiye sevgisinden rahatsız oldu. Bu rahatsızlık çok eskilere kadar gider.

Şunu çok açık söyleyim.

Kıbrıs Türkü’nün Türkiye sevgisinin en temiz, en yüksek olduğu dönem Türkiye’nin Kıbrıs’ta olmadığı yıllardır.

İngiliz sömürge yılları. . .

Osmanlı adayı İngilizlere devretti.. Cumhuriyet döneminde de Lozan’la adadan tümüyle vazgeçilirken Kıbrıslı Türkler, “Bizi İngiliz’e bırakıp gittiniz” yaklaşımıyla kırgınlık yapmadan Atatürk, Türkiye ve Türk Bayrağı sevgisini yaşattı.

Yasaklara rağmen bu sevgi daha o günlerden çağdaş bir yorumla hayat buldu.

*            *         *

Kıbrıs Türkü ayağa kalkıp mücadele etmeseydi Türkiye, Batı Trakya’da, Bulgaristan’da ya da Kuzey Irak’ta ne kadar varsa Kıbrıs’ta da o kadar var olacaktı.

Kıbrıs Türkü’nü aşağılayan, nankör insan topluluğu gibi gösterenlerden ciddi anlamda rahatsız oluyorum.

Onların yerli işbirlikçilerini ciddiye almıyorum.

*          *         *

Nasıl oturursak oturalım ama  doğru konuşalım.

1950’li yılların sonlarına doğru teşkilat işleri hız kazanırken Türkiye’den birileri Kıbrıs’a gelip Kıbrıs Türküne, kendi kafalarına göre milliyetçilik “aşılamaya” başlandığı gün Kıbrıs Türkü’nün pırıl pırıl Türkiye sevgisi hançerlenme ve kan kaybetme sürecine girdi.

Kimse unutmasın... Kıbrıs Türk Halkı, daha Türkiye’den doğru dürüst hiç yardım görmediği günlerde, Türkiye’ye yardım olsun diye elindeki düğün yüzüğünü, kulağındaki küpesini çıkarıp Türkiye’ye bağış yaptı.

Hem da o günün şartlarında Türkiye’ye yardım için verdiği altın yüzük, kolye ya da küpesini yeniden almasının çok zor olacağını bile bile.

*           *          *

Celal Hordan, gibiler geldi. Güya halkın milliyetçi duygularını ayağa kaldıracakmışlar.

Celal Hordan’la köy köy gezenler, Celal Hordan’ın buralarda neler yaptığını bilenler buyursunlar kendileri anlatsınlar.

Bir gece ansızın Celal Hordan’ın neden Kıbrıs’tan yolcu edildiğini de söylesinler.

*           *          *

TMT günlerinde otorite sağlanacak diye izlenen yolda ne kadar insanımızın incitilmesiyle ilgili kimse, “Hasan Hastürer, boş ver şimdi o defterleri açma zamanı değil” demesin.

O en zor günlerde bir tarafta Rum’a karşı direnilirken öte yanda o koşulları istismar edenlerin her türlü baskısı ve rezilliği sineye çekildi.

*          *          *

1960’ta Kıbrıs Cumhuriyeti kurulup Türk askeri adaya gelirken, Kıbrıs Türk Halkı, Türk askerinin adaya ayak basmasını Cumhuriyetin ilanından önde heyecan ve coşkuyla karşılamadı mı?

1963 olayları sonrası Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı, Gönyeli ve Ortaköy’e yerleşti. Türk askeri sivil halkla iç içe oldu. Pek çok Kıbrıslı Türk kızlarını, soyunu sopunu araştırmadan sırf Türk askeridir diye Türk askerlerine verip Anadolu’ya gelin yollamadı mı? Ve bunların bazılarının evli olmasıyla sorunlarla yüz yüze gelinmedi mi?

*            *           *

Geldik 1974’e...

Kıbrıs Türk Halkı, Türk askerini yine bağrına bastı.

Ama o günden başlayarak, her fırsatta “Aha sizi kurtardık!” diye başımıza vuruldu.

Adam gelir çarşıdan bir şey alacak, ille özel bir indirim ister. İşyeri sahibi bir yere kadar indirim yapıp durunca, tepki hazır, “Hadi canım siz de kurtarılmaya değmezmişsiniz.”

Eeee, yeter artık. Adam iki tencere de istediği indirimi alamadı diye tüm ulusal değerlerimizi sıfırla çarpıyor.

*           *           *

Önce Kıbrıs Türk Federe Devleti sonra da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edildi.

Ankara’dan birileri Kıbrıs Türkünü hep kendilerinin uygun göreceği insanların yönetmesini istedi. Kardeşim eğer sizin demokrasi anlayışınız Kıbrıs Türk Halkı’nın iradesine saygıyı kaldıracak noktada değilse, ayrı devlet filan kurulması yolunu tıkar, burada istediğiniz kişilerden komite kurar bu işi idare ederdiniz.

*          *        *

Bir de son zamanlarda yaşadıklarımız var. Ankara’daki siyasi hesaplaşma nedeniyle buradaki seçilmiş kadrolar zorda kaldı. AKP iktidarından rahatsız olanlar Talat ve CTP hükümetinin Erdoğan ve AKP hükümetiyle işbirliğinden rahatsız.

Bu kadar bağımlılık varken KKTC’deki iktidarın Ankara’da siyasi gücü elinde tutanlarla, Ankara’daki siyasi ayrılık nedeniyle karşı karşıya gelmesi doğru mu olur?

Mevcut durumda KKTC’deki siyasi erki elinde tutanlar Ankara’daki iktidar sahipleriyle iyi geçinmek zorundadır. Bu bir gerçek. Lafı kıvırmaya gerek yok.

*            *            *

Kıbrıs Türk Halkına yönelik saldırılarda ölçü iyice kaçırıldı.

Bunlara destek verenler çok yanlış yaptıklarını bilsin. Kıbrıs Türkü , yurtseverdir, ulusal değerlerine saygılıdır,  Atatürkçüdür... Kıbrıs’ta kendini misafir görmeyerek, Kıbrıs’ı özvatan sayarak Kıbrıslı Türk kimliğini de öne çıkarıp korumaktadır.

Tüm bu yaklaşımlara sahip olurken ulusal değerleri çağdışı yorumlayanlarla da aynı düşünmüyor.

Bir kez daha açık olarak yazayım... Türkiye’yi, Anadolu insanını seviyor, ulusal tüm sembollere ve de değerlere saygı duyarak sahip çıkıyoruz. Lütfen basit hesaplarla Kıbrıs Türkü’nün bu sevgi ve saygısına taş atılmasın.

Kıbrıs Türkü rahat bırakılsın... Sevmeyi de saymayı da onlardan çok daha iyi biliyoruz.

Bu yazı birileriyle milliyetçilik yarışına girmek için yazılmış değildir.

   1080 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Kasım 2008, Cumartesi   Bunun adı olsa olsa KKTC demokrasisi
22 Ekim 2008, Çarşamba   Kuzey Kıbrıs'tan çeşitleme
15 Ekim 2008, Çarşamba   Kıbrıs'ta görüşmleler devam etmesine ediyor da...
20 Eylül 2008, Cumartesi   Kıbrısımız adına, endişe duyuyorum, korkuyorum...
04 Eylül 2008, Perşembe   "Ne olacak bu Kıbrıs meselesi?" diye, diye...
28 Ağustos 2008, Perşembe   “Ya Taksim, Ya ölüm” el değiştirdi.....
13 Ağustos 2008, Çarşamba   Yüz değil, bin fırın ekmek da yetmez...
08 Ağustos 2008, Cuma   En kötü barış en iyi savaştan iyidir
31 Temmuz 2008, Perşembe   Bir yanda Kıbrıs görüşmeleri, öte yanda CTP’nin sancıları...
25 Temmuz 2008, Cuma   "Türkiyelileri ve Türkiye'yi en çok Denktaş seviyor"



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital