3 Aralık 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Bir rüya gerçek oldu
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
David Haye fights for heavy weight championship [2]
Cyprus seeks to extend MoU [1]
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]



“AB sürecinde bu tür düşmanca manevralarla sık sık karşılaşacağız”

Koray DÜZGÖREN
koray@toplumpostasi.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   12 Ekim 2006, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Türkiye bir süredir, sadece Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın sansasyonel konuşmasını ya da Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ABD ziyaretini tartışmıyor.

Hatta PKK’nın ilan ettiği şartsız ve süresiz ateşkesi de yeterinde konuşmuyor..

Bir süredir, hatta son günlerde Fransa’nın ahmakça bir girişimi, Ermeni soykırımını kabul etmeyeceklere hapis cezası öngören kanun tasarını konuşuyor.

Gerçi siz bu satırları okuduğunuzda Fransız parlamentosunda doğru ya da eğri bir karar alınmış olacak. Yasa kabul edilmiş de olabilir, son dakikada sağduyu hakim olmuşsa bu saçma girişim durmuş da olabilir.

Bu çok önemli değil. Türkiye’nin çeşitli konularda bu ve benzer açıkları olduğu ve Türkiye meseleleri ile yüzleşmekten ve çözüm yolları üretmekten kaçmaya devam ettiği sürece bu tür -ahmakça ya da değil-, girişimlere maruz kalmaya devam edecek.

Ben bu hafta,  bu konuda ve Türkiye AB ilişkileri meselesinde, Türkiye medyasında çıkan en iyi yorumlardan biri olan Dr. Can Baydarol’un 11 Ekim tarihli Zaman Gazetesi’nde yayınlanan yazısından bir özeti sizlerle paylaşmak istiyorum.

Yazının başlığı şu: Fransa ‘çıkmaz sokak’ta ısrar ederse.

“Fransa’nın gerçek amacı ne?

Fransa neden Ermenilere yönelik soykırım yapıldığı iddiasının olmadığını savunanları cezalandırmak için bunca çaba sarf ediyor? Eğer:

Şiddete davetiye çıkartmamak kaydı ile bir düşünceyi savunmanın suç olamayacağı evrensel temel hak ve özgürlüklerin öncelikli, hatta bir numaralı kuralı ise;

Bu tür bir kanunun yasalaşması halinde, 600 yıllık geçmişinden bahsedilen Türk-Fransız dostluğu onarılamayacak derecede yara alacak ve bu yaranın sonuçları Fransa’nın hem Türkiye’deki, hem de bölgedeki çıkarlarını doğrudan olumsuz yönde etkileyecek ise;

Fransa’nın bu tavrının Ermenistan ile Türkiye arasındaki ilişkileri düzeltmek bir yana daha da olumsuz etkileyeceği aşikâr ise;

Kanunun çıkmasından tek yararlanacak olanlar, dogmatik bir milliyetçilik içinde her tarafta düşman arayanlar ise,

Bu satırın yazarı da dahil olmak üzere bu ülkede belirli bir Fransız kültürünü eğitim hayatları süresince almış olmaktan artık yavaş yavaş pişman olur hale geldiler ise, yapılmaya çalışılanları bir yarar/çıkar mantığı süzgecinde tahlil etmeye imkan yoktur.

Yok Fransız siyasi eliti, artık kendisini aştı, mikro ulusal çıkarlarını feda etmek uğruna mega idealleri uğruna bu tür bir yasaya oy atacak gibi bir safsataya eğer hâlâ inananlar varsa, o zaman en başa dönüp, bir düşüncenin açıklanmasını suç saymanın özgürlükler ülkesi(!) Fransa’ya ne kadar yakışıp yakışmadığını sorgulamak da herhalde bizlerin hakkı olur.

Türkiye-AB ilişkileri üzerine birkaç ders

Kendisini aştığı iddiasındaki Fransız siyasetçisi, kendi ulusal çıkarları pahasına geçmişin tartışmalı kulvarlarında yüzerken nasıl bir gelecek kurgulamakta olduğunun ne kadar bilincindedir? Öyle ya, sonunun nereye varacağını kestiremediği bir nefret tohumunu Türkiye ile ilişkilerine ekmek ve dolayısı ile kendi ülkesinin çıkarlarına aykırı hizmet etmek, sadece tartışmasız dogmalardan beslenen ve kendi gayri meşruiyetini diğerinin gayri meşruiyeti üzerine meşrulaştırma çabası içinde olan fanatik milliyetçiliğe davetiye çıkartmak, acaba ulvi Fransız elitinin muhteşem gelecek kurgusu mudur? Gerçekten gelecek ulvi anlamda sizi ilgilendiriyor mu? Yoksa küçük seçim hesapları içinde birkaç yüz bin fanatik diaspora Ermeni milliyetçisinin oylarının peşine mi düştünüz?  

Son dönemlerde AB’nin Türkiye’deki temsilcisinin bir lafı üzerinde çokça durduk ve eleştirdik. Herr Kretschmer, yaz aylarında yayınlanan bir kamuoyu anketinde Türk halkının AB desteğinin yüzde 70’lerden yüzde 43’e düşmesine anlam veremediğini açıklamıştı. Biz de dilimiz döndüğünce, AB’nin Türkiye’de nasıl algılandığına bakmalarını şiddetle önermiştik. Özellikle “yetkisiz” ve “sorumsuz” Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye raporunun tartışılması sırasında, Türk kamuoyunun hassasiyetlerinin AB tarafından dikkate alınması gereğini, aksi takdirde bu görüntünün Türkiye’de AB = fanatik diaspora Ermeni Milliyetçiliği’nin, fanatik Kıbrıs Rum Milliyetçiliği’nin, fanatik ayrılıkçı Kürt Milliyetçiliği’nin destekçisi olarak algılanmasına hizmet ettiğini ifade etmiştik. Söz konusu raporun ilave unsur olarak Pontus Rum Milliyetçiliği ile Süryani Milliyetçiliği’ni de gündemimize getirmek sureti ile sadece Türkiye’deki AB karşıtlarını güçlendirdiğini her vesile ile anlatmaya çalışmıştık. Gerek Komisyon’un Genişlemeden sorumlu üyesi Oli Rehn’in ve gerekse bir sonraki dönem Başkanı Almanya’nın Şansölyesi Anita Merkel’in ziyaretleri sırasında kullandıkları üslup, bu görüntüyü tamir etmek açısından oldukça takdire şayandı. Özellikle de Komiser Rehn’in Fransa’daki yasa girişimine karşı takındığı tavrı da bu noktada alkışlamak gerekir.

Bu görünümden çıkarmamız gereken ilk ders, hiç kuşkusuz, AB içinde sadece Türkiye’nin düşmanlarının yaşamadığı, Türkiye’nin AB’ye tam üyeliği için en az bizler kadar mücadele edenlerin de olduğudur. Bu mücadele edenlerin başında da 8 yıl sonraki başarı öyküsünü Türkiye’nin tam üyeliği ile yazacak olan Avrupa Komisyonu ve bu kurumun temsilcileri gelmektedir. Şüphesiz bu kurumla da özellikle teknik müzakereler sırasında çatışacağız. Ama her AB’li birbirine benzer, yaklaşımından artık lütfen kaçınalım.

Sayın Merkel’in Federal Alman Şansölyesi olma sıfatı ile ahde vefaya sahip çıkması bizleri sevindirdi. Ancak Hıristiyan Demokrat lideri olma sıfatı ile açıkladığı düşüncelerine kuşku ile yaklaşmaya devam etmekte yarar olduğunu asla unutmayalım. Bu süreç içinde Türkiye’yi AB’de görmek istemeyenlerin manevraları ile sık sık karşılaşacağız. Buna duygusal olarak hazırlıklı olmamız ve mantığımızı önce kendi ulusal, ardından Dünya’nın global çıkarları adına yitirmememiz gerektiğini sürekli hatırlayalım ve hatırlatalım. Dilerseniz Fransız Parlamentosu’nun son girişimini de bu perspektifte değerlendirebiliriz. Lütfen tepkilerimizi her fırsatta ifade edelim ama ölçüyü kaçırmayalım.”

   1386 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Kasım 2008, Cumartesi   Dönüşü olmayan yol’ politikası kimseye fayda sağlamadı
22 Ekim 2008, Çarşamba   Gerginlik gerginliği, şiddet şiddeti körüklerken...
15 Ekim 2008, Çarşamba   Artık deniz bitti. Kimse eski masallara inanmıyor
01 Ekim 2008, Çarşamba   "Bu kriz bizi etkilemez. Bizim yardımlarımız var"
20 Eylül 2008, Cumartesi   "Birisi vurmadan kafanız çalışmıyor mu?"
31 Temmuz 2008, Perşembe   Kapatma ve Ergenekon davaları devam ederken Güngören provakasyonu
25 Temmuz 2008, Cuma   Ergenekon ve parti içi despotizmden güç alan darbe heveslileri
17 Temmuz 2008, Perşembe   Ergenekon iddianamesi: Ne reddetmek. Ne de çok şey beklemek gerek
03 Temmuz 2008, Perşembe   Toz duman arasında Sivas katliamını unutmayalım
26 Haziran 2008, Perşembe   İsmi nedeniyle sınır kapısından çevrilen bir çocuğun hikayesi



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital