3 Aralık 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Bir rüya gerçek oldu
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
David Haye fights for heavy weight championship [2]
Cyprus seeks to extend MoU [1]
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]



Generallerin konuştuğu, yazarların yargılandığı ülke

Koray DÜZGÖREN
koray@toplumpostasi.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   29 Eylül 2006, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bu ülke ne yazık ki Türkiye.

Generallerin,  ülkenin hakimleri olarak her istedikleri zaman ve diledikleri konuda konuşabildiği, buna karşılık konuşan ve düşüncesini ifad edenlerin yargılandığı bir ülke Türkiye.

Bakın, Türkiye kaç gündür neleri tartışıyor?

Yazar Elif Şafak hakkında,Yeni Ceza Yasası’nın 301’inci maddesi uyarınca Türklüğü (!) aşağıladığı gerekçesiyle açılan davayı kaç hafta konuştuk? Sonunda Avrupa’nın baskısı ve davanın saçmalığı nedeniyle Elif Şafak beraat etti.

Buna rağmen konuştuğu, düşündüğünü bir biçimde ifade ettiği için 80 kadar yazar-çizer, düşünce insanının yine aynı 301’inci madde uyarınca yargılanmasına devam ediliyor.

İsteniyor ki insanlar konuşmasın, düşüncelerini ifade etmesin. Hele farklı düşünceler ve tabu ilan edilmiş meseleler hakkında konuşmasın, yazmasın.

Buna karşılık generallerin, yani bir anlamda tamayla o görevlere getirlmiş bürokratların konuşma özgürlükleri neredeyse sınırsız.

Generaller, memleketin hemen her meselesi hakkında konuşup, düşüncelerini ifade ediyorlar. Düşüncelerine uymadığını gördükleri konularda da hükümeti, bazı demokratik kurumları hatta Avrupa Birliği’nin organ ve yetkililerini eleştiri bombardımanına tutuyorlar.

Tabii iş sadece eleştiri ile kalsa yine iyi. bu eleştirilerin silahlı bürokrasinin en üst kademeleri tarafından yapılıyor olması, yani işin içinde silahlı kuvvetlerin bulunması işin rengini değiştiriyor.

Bu nedenle, ordunun siyasi hayat üzerindeki ağırlığı ve hatta geçmişteki açık ya da örtülü darbeler de hesaba katıldığında tahakkümü düşünülürse, bu açıklamaların Türkiye’de nasıl gergin bir hava yarattığı ve tedirginliğe yol açtığı daha iyi anlaşılır.

İşte Türkiye son iki yıldır böyle ortamda ve ‘diken üzerinde’ bulunuyor. Ne zaman demokratik anlamda bir gelişme söz konusu olsa insanların ileriye yönelik bazı umutları uç verse bu anti demokratik mekenizma çalışıyor ve generaller konuşuyor.

Konuşmalarında da sürekli rejime ilişkin uyarılar ve tehditler yer alıyor.

Kuşkusuz iktidardaki AKP Hükümeti’nin anti demokratik yaklaşımları ve özgürlükleri daraltmaktan, milliyetçiliğe prim vermekten, hatta oy kaygısı ile aşırı milliyetçiliğe yönelmekten fayda uman tavırları bu ortamı daha da gerginleştiriyor.

Bu ortamdan en fazla yararlan ise kuşkusuz askerler oluyor. Onlar bu sayede rejimin ve cumhuriyetin asıl sahibinin kendileri olduğunu bağıra bağıra ve Avrupa’ya da ilan ederek heykırmaktan hiç çekinmiyorlar.

Türkiye’nin gergin, diken üzerinde hali, Kürt meselesindeki kasıtlı çözümsüzlük ve PKK ile devam eden savaş, memleketin çözüm bekleyen acil sorunları askeleri hiç ilgilendirmiyor. Onlar, güçlerini pekiştirmek ve memleketin yönetimde ele geçirdikleri mevzileri ellerinden kaçırmamak için Türkiye’nin geleceğini ipotek ederek bir iktidar savaşı vermeyi tercih ediyorlar.  

Türiye’nin bir kışla demokrasisi olduğunu dünyaya ilan ederek yapıyorlar bunu.

Son örneklere bakmak yeter. Ülke medyası günlerdir Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ’un yaptığı konuşmayı tartışıyor. Aslında tartışmıyor da alkışlıyor demek daha doğru. Komutan’ın AKP’ye ve AB’ye nasıl sert çıktığına ilişkin methiyelerden geçilmiyor. Komutan, laiklik tanımının tartışmaya açılmasına karşı çıkıyor. Askereler, başka meselelerin de tartışılmasını istemiyor. Bunların sayısı o kadar fazla ki..

Komutan, rejim karşıtı olarak nitelendirdiği bazı faaliyetlere de dikkati çekerek,  “TSK, ulus devlet, üniter devlet ve laik devletin korunmasında her zaman taraf olmuştur ve olmaya devam edecektir” diyor. Özeti şu:

“Biz ülkeninm haklim gücü olmayı sürdüreceğiz. Siyasete de her zaman müdahale edeceğiz. Çünkü rejim her zaman tehdit altında.”

Tabii içinde yaşadığımız dünyada Türkiye gibi önemli bir stratejik konumu olan ve AB’ye tam üye olmak isteyen bir ülkede nelerin olup bittiği ilgili ülkeler tarafından da yakından izleniyor. Bu çerçevede The Guardian da Komutan’ın konuşmasını değerlendirmiş. Ian Taylor imzalı yazıda söylenen özetle şu:

“General, ordunun siyasette rolü olduğunda ısrar ediyor” Gazete, Başbuğ’un “AB’ye meydan okuyarak Erdoğan hükümetini, askeri liderliğin hala kendisini Türkiye’nin laik anayasasının nihai hakemi olarak gördüğü konusunda uyardığı” görüşünde.

Yazar, “Kara Kuvvetleri Komutanı General İlker Başbuğ, AB’nin askerlerin siyasetin dışında kalmaları talebine meydan okuduğunu da” belirtiyor.

Kara Kuvvetleri Komutanı’nın konuşması bu kadar yankı yaparsa Genelkurmay Başkanı’nın konuşması ne yapmaz?

Yalnız bu konuşma henüz yapılmadı. Türkiye 2 Ekim’de  yapılacak bu konuşmayı tartışıyor. Militarist medyamız şimdiden müjdeyi veriyor:

“Büyükanıt Paşa çok sert konuşacak. AKP’yi ve AB’yi hatta ABD’yi sert bir şekilde uyaracak” Köşe yazarları şimdiden yapılacak konuşmayı yorumluyorlar.

Üstelik Harp Akademileri’nin 2 Ekim’deki açılış töreninde yapılacak rutin olması gereken bir konuşma televizyonlardan naklen yayınlanacak.

Türkiye’nin demokrasisi işte böyle bir ‘kışla’ demokrasisi. Medyası da ‘kışla’dan canlı yayın yapmak için birbiriyle yarışan militarist bir medya.

Komutan, her zamanki malum tehditlere dikkati çekecekmiş. İrtica ve bölücülük.

Ben 50 yıldır bu lafları duyuyorum. Bu mujdelenecek bir şey mi?

Yazarların konuştukları, yazdıkları için hapiste ya da mahkeme kapılarında olduğu bir ülkede generallerin kışlalardaki konuşmaları naklen yayınlanıyor.

Demokrasiye bakın siz!...

   1581 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Kasım 2008, Cumartesi   Dönüşü olmayan yol’ politikası kimseye fayda sağlamadı
22 Ekim 2008, Çarşamba   Gerginlik gerginliği, şiddet şiddeti körüklerken...
15 Ekim 2008, Çarşamba   Artık deniz bitti. Kimse eski masallara inanmıyor
01 Ekim 2008, Çarşamba   "Bu kriz bizi etkilemez. Bizim yardımlarımız var"
20 Eylül 2008, Cumartesi   "Birisi vurmadan kafanız çalışmıyor mu?"
31 Temmuz 2008, Perşembe   Kapatma ve Ergenekon davaları devam ederken Güngören provakasyonu
25 Temmuz 2008, Cuma   Ergenekon ve parti içi despotizmden güç alan darbe heveslileri
17 Temmuz 2008, Perşembe   Ergenekon iddianamesi: Ne reddetmek. Ne de çok şey beklemek gerek
03 Temmuz 2008, Perşembe   Toz duman arasında Sivas katliamını unutmayalım
26 Haziran 2008, Perşembe   İsmi nedeniyle sınır kapısından çevrilen bir çocuğun hikayesi



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital