Naci Talat Vakfı Mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulu Başkanı aynı zamanda merhumun kızı Dr. Sıla Usar İncirli ile Kıbrıs ve Yenidüzen gazetelerinde ayrı söyleşiler yapıldı. Dr İncirli ile bu iki gazetede yapılan söyleşilerden derlediklerimizi sizlerle paylaşıyoruz...
Naci Talat kimdir, hem toplum için, hem Sıla için?
İnsanlık tarihine baktığımız zaman her gelişmenin ardında önemli kişilikler var. O karakterin hayatını okuduğunuz zaman dönemin gelişimini rahatça anlayabilirsiniz. Bu kişilikler en kötü dönemde ortaya çıkarak geleceğe öncülük ederler.
Naci Talat da bu toprakların yetiştirdiği en önemli karakterlerden bir tanesidir. Onun hayatını okuduğunuz zaman (umarım yakında hem okuyup hem izleyeceksiniz) bir dönemin tarihini çok iyi anlarsınız.
Toplum bazen unutabilir. Ancak Naci Talat’ı kimse unutamıyor. Ölümünün üzerinden 17 yıl geçmesine rağmen halen yazılarından, sesinden, görüntüsünden insanlar etkilenmeye devam ediyor. Her bulunduğu yerde bir öğreti niteliğinde anılar bıraktı. Gelecek nesillere aktarılabilmesi için bu anıların yazılarak kayıt altına alınması lazım.
Naci Talat, kızı olmaktan her zaman sevinç ve onur duyduğum, benim sevgili babam, kahramanım. Bildiklerimin bir kısmını bana öğreten ama daha çoğunu nasıl öğreneceğimi anlatan kişi. Tanıdığım en etkileyici, akıllı, affektif yani duygularını karşısındakine geçirebilen, güzellikleri görüp onlardan keyif alabilen adam.
Soru: Sayın Sıla Usar İncirli, 2007’nin son aylarında Naci Talat Vakfı ile ilgili bazı gelişmeler yaşandı. Neydi bu gelişmeler, bizlere anlatır mısınız?
Naci Talat’ın 1991 yılında aramızdan ayrılması ile kurulan Naci Talat Vakfı’nın daha aktif olarak çalışabilmesi için ailesi olarak bizlerin öncülüğünde yeni bir mütevelli heyeti ve yönetim kurulu oluşturuldu. Vakıftaki yönetim değişikliği onu sevenler arasında ve bizde bir heyecan yarattı. Yönetim Kurulunda ilk olarak Vakfın geleceği ile ilgili mevcut durumu değerlendirip planlamalar yaptık. Ülkemizin geleceği ile ilgili belirsizliklerden dolayı bazı sorunlar yaşandığını ve bu belirsizliklerle mücadelede vakfın üzerine düşenleri konuştuk. www.nacitalat.org adresinde manifesto ismiyle bu değerlendirmeyi bulabilirsiniz) Kendimizi daha iyi ifade edebilmek için ortak bir dil oluşturmaya çalıştık.
Vakfın geleceğe taşınabilmesi için kurumsallaşması gerekiyor. Kurumsallaşabilmesi için de bir bina. Bu bağlamda Vakıflar İdaresinden Hıfsiye Hacı Hüsrev Paşa olarak bilinen İdadi Sokak No: 7 Lefkoşa adresinde bulunan binayı kiraladık. Bu binanın restorasyonu için KTMMOB ile bir görüşme yaparak destek istedik. Şu anda Mimar Odaları Birliği restorasyon için proje çalışmalarında bulunuyor.
Naci Talat bu toprakların yetiştirdiği önemli kişiliklerinden biridir. O’nun bu topluma yaptığı katkılar hala bizi aydınlatmaktadır. Biz de Naci Talat’ın yaptığı katkıları hatırlama ve kayıt altına alma çabasındayız. Bunun için bir web sitesi hazırlayarak (www.nacitalat.org yazdığı) yazıları, meclis konuşmalarını, miting alanlarındaki nutuklarını, fotoğraf ve görüntülerini sergilemeye başladık. Sitemizde, ziyaretçilerin de anılarını veya görüşlerini yazabilecekleri bir bölümümüz var. Naci Talat’la çok insanımızın anısı var. İnsanımızın bu siteyi ziyaret etmesini umuyoruz. Onlardan gelecek duygu ve düşünceler bizleri zenginleştirecektir.
Bu arada Vakfımızı güçlendirmek için bir “Bağış ve Sponsorluk Projesi” geliştirdik. (Bu projemizle ilgili ayrıntıları web sitemizde bulabilirsiniz.) Vakıfla ilgili duyuru ve bilgilendirmeleri hazırladığımız bülten ve broşürlerimizle yapıyoruz.
Ek olarak değerli dostumuz Senih Çavuşoğlu vakıf için yeni bir logo hazırladı. Söz konusu logoda Naci Talat’ın ilk mücadele yıllarındaki heyecanlı, geleceğe umutla bakan bir fotoğrafından esinlenildi.
Soru: Naci Talat Vakfı Sivil Toplum Örgütleri, Sendikalar, Siyasal Partiler, Bilim ve Sanat Örgütleri, Vakıflar, Odalar, Birlikler vs. ile ilişkileri hakkında neler düşünüyorsunuz? Bu örgütlerden beklentileriniz nelerdir?
Bu toprakların dünyadaki en güzel yer olduğunu düşünen ve insan için çalışan herkesi kendimize dost olarak görüyoruz. Tümüyle işbirliği yapmak istiyoruz. Ancak özellikle mekanı olmayan vakıf ve örgütlerimize bir duyuru yapmak istiyorum. Dostluk Evimiz herkesin evi olacaktır. İsteyen herkes binamızda kendi ismi ile etkinlik düzenleyebilecektir.
Vakıfta yeni bir dönem başladı. Neler yapmayı planlıyorsunuz, projeleriniz nelerdir?
Naci Talat bir eylem ve düşünce adamıdır. Yürüdüğü, durduğu her yerde üreterek barışa, demokrasiye, emeğe, insan haklarına katkı koymuştur. Kimi insan yaşarken de öldükten sonra da katkı sağlayabilecek enerjiye sahiptir. Naci Talat da böyle insanlardan biridir. Naci Talat felsefesinin bu topluma vereceği daha nice güzellikler vardır. Bize düşen görev onun açtığı yolda mücadeleye devam ederek Kıbrıs Türkleri’nin geleceğine katkı yapmaya devam etmektir. Naci Talat Vakfı bu amaçlarla kurulmuştu. Sorumluluğumuz O’nunki gibi bitmeyen bir enerji ve heyecanla çarpan yüreklerle çalışmalara devam etmektir.
Kurumsallaşmak adına yaptığımız ilk iş Vakıflar İdaresinden bir bina kiralamak oldu. Bu binayı tamir etmek istiyoruz, çünkü kullanılabilecek durumda değil. Oldukça harap. Bu konuda restorasyon projesinin çalışması devam ediyor. Bina tarihi eser olduğu için çok özenle ve profesyonel bir şekilde restore edilmesi gerekiyor. Binanın birkaç kuşak öncesine kadar Lefkoşa insanının yaşam merkezi surlar içinde olması bizi ayrıca heyecanlandırıyor. Vakfın binası olarak gidip bir apartman dairesi kiralayabilirdik ama o eski binaya hayat vermek, insanları yine surlar içinde toplamak bize daha önemli geliyor. Devreye koyduğumuz sponsorluk ve bağış projeleriyle vakfın finans sorununu çözmeye çalışıyoruz.
Pek çok kişi “Naci Talat bugün yaşasaydı herşey farklı olurdu” diyor. Sizce Naci Talat bugünleri görseydi ne yapardı (ne derdi)?
Yaşasaydı ailemiz için çok farklı çok daha güzel olurdu elbette. Ne kardeşim Talat Usar’ın ne benim mezuniyetlerimizi, düğünlerimizi, mesleki başarılarımızı ve torununu göremedi. Görmesini çok isterdim. Yazmaya ve konuşmaya ve öğretmeye devam ederdi mutlaka. Naci Talat bir öğretmendi. Sitemizde (www.nacitalat.org) okuyabileceğiniz yazılar var. Her biri bir öğreti niteliğindedir. Bugün de yaşasaydı ayni şeyleri yapardı. Eleştirel yazar ve konuşurdu ama umudu, direnişi canlı tutmaya devam ederdi. Yaşasaydı Kıbrıs Türk toplumunun kimliğinin olgunlaşmasına daha çok katkı koyabilirdi. Barışa, demokrasiye, insan haklarına emek vermeye devam ederdi. Kıbrıs Türk insanını anlayarak, yücelterek iyiye doğru değiştirmek için çalışırdı. Bu ülkenin topraklarında yaşayan her birey O’nun için bir değerdi. Bütün bu mücadeleler sırasında neşesini de hiç bozmazdı. Onu çok özlüyoruz.
|