|
Ortada bir masa.
Masanın ortasında bir bardak.
Bardak tam ortasından ikiye ayrılmış gibi...
Bir tarafı boş.
Bir tarafı dolu.
Peki hangi taraf?
Sağa dönüyorum...
Sola dönüyorum...
Yukarıdan bakıyorum!
Bir taraf boş, bir taraf dolu.
Ama hangi yanı boş, hangi yanı dolu kestiremiyorum.
Uzun soluklu bir karmaşa bu!
Bitmeyecek bir kararsızlık gibi duruyor.
Kafam karışıyor.
Ciddi ciddi oturup düşünüyorum.
Dünyaya neresinden bakmalı insanoğlu?
Hangi çerçeveden yol almalı?
Veya hangi pencereden yaşama karışmalı?
Düşündürücü sorular...
Ve verilmesi güç olan cevaplar!
Odanızın iki kanatlı penceresinden bazen gün ışığı giriyor içeriye.
Bazen de karanlığın sessiz halleri.
Bu ikilemlik yoruyor bizi.
Hatıralara takılıp kalmış gibi donduruyor zamanı!
'Boş' ve 'dolu' sözcüklerle geçiyor asırlar.
Yaşlanıyoruz.
Ve bir türlü cevabını bulamıyoruz 'bardak' mevzuunun.
İnsan kimi zaman görmek istediği gibi görürmüş.
Kimi zaman da dokunmak istediği gibi dokunurmuş.
Bazen duymamazlıktan gelirmiş sesleri.
Bazen de kör bir kuyuya bilerek atlarmış!
Çıplak ayakla ateşe basıp da acıyı duyumsamamak imkansızlıktan çıkıverirmiş demek ki!
Yani uzun lafın kısası işimize geldiği gibi herşey.
Birileri bardağın boş kısmıyla ilgilenir.
Birileri ise dolu kısmını görür hep!
Bakan göze ve hisseden yüreğe göre değişir anlayacağınız.
Kişi yalnızca görmek istediğini görür...
Ötesi boş laf!
Peki hangisi doğru?
Seçmekle alakalı sanırım.
Bir tercih meselesi.
Belki ikisi de doğru...
Belki ikisi de yanlış.
Ve kimilerine göre bu yanlışlar doğruları götüremeyecek kadar doğru!
Bardağın dolu ve boş tarafı kurgusu bir kaos.
Kurgu diyorum çünkü hayatlarımızın kalaslarını birbirine bağlıyor.
Hayatımızı naklen anlatan büyük bir gerçeklik.
Bana göre tamamen iyimserlik ve kötümserlikle alakalı olan önemli bir mesele.
Dünyaya pozitif veya negatif bakan gözleri yansıtıyor.
Yaşamdan ve yaşamaktan gerçekten zevk alanları ortaya çıkarıyor.
Belki kimi zaman yarısı boş olan bir bardağı, yarısı dolu bir bardak olarak görmek 'polyanacılık'tır.
Veya kişinin kendisini kandırması olarak değerlendirilebilir.
Ama benim için, sürekli kötü bir tabloya bakıp da hüzünlenmekten daha iyidir!
İnsanın olumsuzluklara karşı hazır olması ve ağır bir zırhla dolaşması kesinlikle geçerli bir savunma mekanizmasıdır.
Fakat bu mekanizma kısa süre içinde kendini yok edecek kadar da tehlikelidir.
Yani bardağın boş tarafına bakmak bir süre sonra can yakabilir.
Önemli olan bardağın yarısının boş olduğunu bilerek dolu olan kısmını göz ardı etmemek!
|