|
Birden durdum.
Ne kadar zaman yolda olduğumu hatırlamaya çalıştım.
Uzun olmuştu.
Ama ayaklarımda beni bir yerlere vardıracak güç tükenmemişti henüz.
Anlayacağınız yapacak çok işim vardı daha...
Hatta işimiz.
Bu noktada yapmamız gereken tek bir şey vardı...
Etrafımızda olup bitenleri, en ince ayrıntısına kadar takip etmek!
Sağımıza solumuza bakmak!
Bu gerçekten de çok önemli.
Çünkü umursamadıklarımız ve alışkanlık haline getirdiklerimiz yolumuza engeller çıkarır...
Nacizane bir görüş...
Gözlemlenmiş ve bizzat yaşanmış bir hayat tecrübesi.
Bu tecrübeden yol alacaksanız bazı işaretlerin ne anlama geldiğini öğrenmeye çalışmalısınız.
Sorgulamalısınız!
"Sorgulanmayan bir hayat, hayat değildir" demişti ünlü filozoflardan biri.
Karşımıza her çıkan levha doğru olmayabilirdi yani!
Kendimizin hakimi, savcısı, şahidi, avukatı olarak yorumlamalıyız yaşamı!
Çünkü hayatlarımız sarı çizgilerle sınırlandırılmış bir çemberde dönüp duruyor.
Bir sürü gerekli gereksiz levha!
Kimilerinin anlamlarını biliyorduk.
Bir kısmıyla haşır neşir olmuştuk.
Özellikle de komutu verenlerle.
Dur.
Kalk.
Git.
Sus.
Bekle...
Yığınla emrin kuşatması altında sözde saltanatımızı sürdürüyorduk.
Aynalara başka yüzler göstererk kendi varlığımızı hafifletiyorduk.
Ne yazık ki sıradan bir hafiflikti bu!
Rahatlatmıyordu.
Aksine içten içe yiyip bitiriyordu.
Kendisini inkar eden biz insanların yaşamını ağır bir yorgan örtüveriyordu.
İçte güvensiz...
Dışta meydan okuyan bir hal alıveriyorduk nedense.
Oysa rüzgarın estiği yöne savrulan ve ayakları yere basmayanlar listesini çoğaltıyorduk.
Maalesef dilimizdekiler bize ait değildi.
Baktığımız taraf yanlıştı.
İnanmadığımız sözler dinliyorduk.
Komut veren levhaların efendimci tarafı oluyorduk.
Bu görevi üstleniyorduk adeta.
Belki önceleri bilmeyerek ama sonraları kabul ederek komutlara uyuyorduk.
Sarı çizgilerden boyun eğen efendimciler yaratıyorduk.
Bir de bunların dışında görüp de anlamını bilmediğimiz levhalar vardı!
Dikkat dikkat!
Bir çatışma altında insanı esir düşürecek türden sarı çizgiler!
Yaşama mücadelesi içinde es geçip sorgulamadığımız, hep daha sonraya bıraktığımız yığınla işaret!
Bizle yaşayan ve hayatımızı kontrol eden tehlike çanları.
Umutsuzluk ve huzursuzluk hormonu salgılayan bir sürü kural!
Bir yanda 'efendimciler', diğer yanda 'nasıl olduğunu anlayamadımcılar'.
Ve sonrasında eyvah ki ne eyvah!
Düşüncelerimizin üstüne kara bulutların çöktüğü ve dizginlerimizin başkalarının elinde olduğu hayatlar!
Sarı çizgilerle donanmış sayısız kayıp yani!
Bu yüzden her sarı çizgiye aldanıp da uygulamayın.
Hayatınıza dahil etmeyin.
Tanıyın, öğrenin.
Kısa bir süre düşünün.
Aksi taktirde çizgilerin başladığı yerde biter dünyanız!
|