|
İki perdelik bir oyundu sanki hayatı.
Yaşadıklarında hüzün dolu sahneler vardı.
Git gide artan bir gerilim.
Bir de azıcık tebessüm...
Dengeli değildi hiç birşey!
Dengelemeye çalışmıştı defalarca ama olmamıştı.
Şartlar elverişli değildi.
Terazinin bir yanı ağır basmıştı hep.
Gözyaşından nefret etmesine rağmen, hüzün dolu saatlerde yol alıyordu.
Madalyonun diğer yüzüyle karşılaşamıyordu bir türlü.
Aynı salıncakta allanarak yaşlanıyor gibiydi!
Zaman hiç adil davranmıyordu.
Parlak ışıklar altında hezimetini yaşıyordu bu yüzden!
Rengarenk kostümleri vardı.
Işıl ışıldı sahnede.
Hayattan kopan bir yaprak gibi uçuşarak hayata karışıyordu.
Sonra bir yerlerde eziliyordu.
Ya da kayboluyordu.
Sonra başka bir oyunda can buluyordu.
Yeniden karşımıza geliyordu.
O’na biçilen kaftan aynıydı.
Benzer rollerin adamı olmuştu.
Bütün mesele o rollerin dışına çıkabilmekteydi.
‘Aynı’lığa nasıl dayanabilirdi ömür boyu?
Bu çok sıkıcıydı.
Bir o kadar da aşılmaz.
Aynı yörüngede dönüp durmaya benziyordu.
Sepetinde bir hiç!
Sıfıra sıfır, elde var sıfır...
Bugüne kadar rotası aynıydı.
Bermuda şeytan üçgeninden farksızdı.
Elde avuçta değişik lezzetler yoktu.
Ezberlenmiş noktalar vardı boylu boyunca yaşadıklarında.
Sadece kostümleri değişiyordu.
İsimleri de...
Parlak ışıklar aynıydı.
Soneleri bile birbirini andırıyordu.
Bu bir oyuncunun bozguna uğramasıydı.
Hayat nelerden ibaretti?
Birden donup kaldı parlak ışıklar altında.
Yüzlerce kişinin tam ortasında kala kaldı.
Odak noktası olduğunu anımsadı.
Aslında çok güçlüydü.
Peki bu ‘aynı’lık nasıl üzerine yapışıp kalmıştı?
Dilinden sözcükler süzülüverirken, O bir sorgulamanın peşine düşüverdi.
Neden boyuna yakarış halindeydi?
Niçin sözcükleri bir birine benziyordu?
Hele hele yüzündeki acı dolu gülüş...
O gülüş yok muydu?
Bitiriyordu.
Eritiyordu.
Sesindeki titreklik ürkütücüydü...
Nefes alışına yerleşen ‘aynı’lıktan kurtulmalıydı.
Ne olursa olsun bunu o an yapmalıydı.
Zaman aleyhineydi çünkü.
Önce üzerindeki pelerinden kurtuldu.
Sonra adımlarını başka yöne kaydırdı.
Kendisine başka bir yön verdi.
Hüzün dolu saatler içinde yürümekten kurtularak başlayabilirdi yeni hayatına.
Farkına vardığı yerden anında yol alarak ilerleyebilirdi.
Heyecanlanacağı sahneler bir bir geçti gözünün önünden.
Ne de olsa O bir oyuncuydu.
Her rolü başarıyla oynayabilmeliydi.
Bir ömrü ‘aynı’lığın kuşatması altında geçirmek O’na göre değildi.
|