2 Aralık 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Bir rüya gerçek oldu
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
David Haye fights for heavy weight championship [2]
Cyprus seeks to extend MoU [1]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]



O şehrin adı Kapalı Maraş...

Ali KESKİN
ali@toplumpostasi.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   1 Mart 2007, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

İşte hiç gitmediğim ama garip bir şekilde hep özlediğim o adadaydım. Yıllardır  hakkında yüzlerce hikaye dinlediğim o ihtilaflı bölgedeydim. Sayısız sohbetlerime konu olan, İngiltere’nin, Amerika’nın, Türkiye’nin, Yunanistan’ın senelerdir kendi çıkarları için kullandığı, Denktaş’ın parsellediği, binlerce Kıbrıslıtürk’ün göç etmesine sebep olduğu o muhteşem ada.. İşte kendilerine özgü dilleri, kültürleri, yemekleri, tarihiyle, mükemmel iklimiyle ‘Akdeniz’in incisi’ ünvanını almış, olağanüstü büyüleyici coğrafyaya sahip Kuzey Kıbrıs.  İşte ortasından Kuzey Kıbrıs, Güney Kıbrıs diye ikiye bölünmüş olan ve içinde yaşayan halklara bırakılmayacak kadar önemli olan o olağanüstü ada… Yunancası Kypros. İngilizcesi Cyprus.

İşte Kyrenia, Girne. İşte Famagusta, Mağusa. İşte Nicosia, Lefkoşa.  Mısırlıların, Venediklilerin, Osmanlıların, İngilizlerin, Yunanlıların, Türklerin birbiri ardına gelip istila ettiği,  rengarenk ve bakir kalmış doğal güzellikleri, pırıl pırıl gökyüzüsü, tertemiz suları,  sarı kumlu kumsalları, taş evleri ve doğayı adeta bir dantel gibi örten yabani bitkileri ve çam kokulu Beşparmak Dağları’yla Kuzey Kıbrıs sokaklarında yürüyorum. Yanımda Kıbrıstürk tiyatrosunun duayeni Alper Susuzlu ve oğlu gazetedeki çalışma arkadaşım İlke Susuzlu, yüzlerce yıl değişik ulus ve kültürlere ev sahipliği yapmış bu kültürlerin etkisinde kalmış çok zengin bir tarihi yapıya sahip olan Kıbrıs’ın kuzeyini gezdiriyorlar bana. 

İşte Mağusa… Lefkoşa’dan sonra Kuzey Kıbrıs’ın ikinci büyük kenti. Akdeniz’in en güçlendirilmiş limanlarından birisine sahip. Sheakspere’in romanında geçen ünlü Othello kalesi. Kentin ortasında tüm heybetiyle “St. Nicholas Katedrali” yükseliyor. 13. yüzyılda yapılmış gotik tarzdaki bu katedral Osmanlı zamanında camiye çevrilmiş. Katedralin hemen yanı başında Namık Kemal’in sürgünde kaldığı ev. Tam karşı tarafında ise, eski “Venedik Sarayı” yer alıyor. Mağusa merkezden arabayla antik şehir “Salamis”e yol alıyoruz. M.Ö 4. yüzyıla kadar uzanan tarihi bir kent. Roma ve Bizans dönemi kalıntıları içinde, antik anfi tiyatrosu, hamamı, sütunları ve heykelleriyle tam bir açık hava müzesi.

Şimdi de dar sokakların çevrelediği, çevresi mum ışıklarının süslediği cafeleri, barları, taş evleri, restoranlarıyla Girne limanındayız. Çevrede avare avare dolaşan ve Türkiye’den çalışmak için gelmiş oldukları söylenen yoksul gençler göze çarpıyor. Diğer taraftan diskolarda, barlarda durmadan yükselen müzik sesleri. Bir zamanlar küçük bir balıkçı kenti olan Girne, son dönemde yükselen inşaat sektörüyle adeta bir patlama yaşamış. Girne adanın en gelişmiş büyüleyici yerlerinden biri görünümünde. Girne yeni bir geceye hazırlanıyor. Kimilerine göre bir zamanların bu “korsan liman”ı şimdi de kumarhaneleriyle Kuzey Kıbrıs’ın başına bela olmuş. Ama kumarhaneler sadece Girne’yle sınırlı değil. Kuzey’de her yerde kumarhanelere rastlamak mümkün. Kuzey Kıbrıs adeta bir kumarhane adasına dönmüş. Adanın kuzeyindeki tüm büyük otellerin kumarhaneleriyle büyük paralar yaptıkları söyleniyor ve  daha birkaç hafta önce, bunlardan biri yer altı dünyasının önemli isimlerinin çatışmasına sahne oldu. Bu kumarhanelerin müşterileri ise daha çok Güney’den gelen Rumlar, Türkiyeliler ve Kıbrıslıtürkler oluyor.  Kıbrıs’ta yayın yapan gazeteler bu nedenle her gün, kumarhane, fuhuş, silah ve uyuşturucu ticaretinin sürüklediği felaketi yazıyor Kuzey’de. Ama bu sorun yıllardır halledilemeyip kangrenleşmiş Kıbrıs sorunu çözülmeden de bitirilecek bir sorun gibi görünmüyor Kıbrıslıtürk’ün önünde.

Ve şimdi de 1974 öncesi Akdeniz'in en ünlü tatil merkezlerinden biri olan Maraş’tayız. Nam-ı diğer Varosha.  Yani Kapalı Maraş. “Maraş Türk’tür Türk kalacak” diye bilinen sloganın değişmez öznesi.  Kıbrıs bölünmeden önce, ülkenin en ünlü bölgesi. Rauf Denktaş ve Türkiye tarafından, ileride elllerinde koz olarak bulundurmak için yerleşime ve iskana kapatılmış.  Şu anda turistlerin bir ziyaret noktası olmuş durumda. Uzaktan da olsa Kapalı Maraş’ı görmek için turlar düzenleniyor her gün bölgeye. Tel örgüler arkasında bir hayalet şehir. Terkedilmiş binalar. Yağmalanmış evler...

Maraş şehri efsaneleriyle ünlü. Bölgede ada bölünmeden önce yedi yıldızlı otelinin rezervasyonlarının 1999 yılına kadar dolu olduğu söyleniyor.  1974 harekatından hemen önce tamamlanan ve 20 Temmuz’da açılmaya hazırlanan otelin sahibinin operasyon haberini alınca şoka girip kendini öldürdüğünden bahsedenler bile var. O şehrin adı Kapalı Maraş. Kıbrıs’ta bir hayalet kent orası. Şu sıralar BM kontrolü altında.

Ve KKTC. Adı devlet ama devlet olarak birçok işlevini yerine getiremeyen bir ülke. Kağıt üzerinde bağımsız. Türkiye dışında dünyada hiçbir ülkenin tanımadığı bir ülke. Annan planından sonra çatlak verdiği söylenen ama bir türlü yıkılamayan bir askeri statüko...  Ve Kıbrıstürk halkı. Son yıllarda yükselttiği barış mücadelesiyle her geçen gün kendine daha fazla güvenen, özgürleşme özlemiyle yanan, bu yolda yıllardır bedel ödeyen ama ne Türkiye’nin azınlığı olmak isteyen ne de Rumun azınlığı olmak isteyen Kıbrıstürk halkı….

 

   2183 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
26 Kasım 2008, Çarşamba   Temel Demirer in ifade özgürlüğü
13 Kasım 2008, Perşembe   O Afrika nın Annesi ydi
08 Kasım 2008, Cumartesi   Büyükler günahlarınızın bedelini çocuklara ödetmeyin
22 Ekim 2008, Çarşamba   Çözüm ne değildir?
15 Ekim 2008, Çarşamba   Anlatın bakalım Engin Ceber nasıl öldü ?
01 Ekim 2008, Çarşamba   Thatcher'lı yıllar ve Anti Poll Tax Hareketi
20 Eylül 2008, Cumartesi   Ali Aktaş'ın son mektubu
04 Eylül 2008, Perşembe   Kraliçe'nin Muhafızları 200 yıllık kalpaklarını çıkaracak mı?
28 Ağustos 2008, Perşembe   1 Eylül Dünya Barış Günü’nde barış çağrısı: Çocuklarımız ölmesin
13 Ağustos 2008, Çarşamba   İngiltere’de yeni dönem



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital