|
Tarlabaşı Bulvarı. Araçlar kırmızı ışıkta duruyor. Araçların arasında bir çocuk çıkıyor. Elindeki bezle yanaşıyor araçlara. Aracın sürücüsüne sormadan ön camı silmeye başlıyor. Bir kaç YTL veren olursa alıyor. Verilmezse de sessizce diğer araçlara yöneliyor. Bu çocuk, her gün burada. Tarlabaşı Bulvarı onun işyeri. Kırmızı ışığın yanması ile birlikte duran araçlarda müşterileri. Her müşteri camlarını sildirmiyor. Hatta bazen hakaret edenler de oluyor. Ama o çalışmak zorunda. Tolga 12 yaşında. Sabahları okula gidiyor. . "Abi annem, kardeşlerim evde çalışan kimse yok. Bir göz odada yaşıyoruz. 'Allah rızası için bir yemek parası' diyip dilenmek yerine, bu işi yapıyoruz...başka çaremiz yok ki" diyor. "Küfür etmeseler, hakaret etmeseler hiç sorun yok Para verip vermemeleri de önemli değil. Ama bazen çok kötü davranıyorlar.." Onlar her türlü hakarete maruz kalma pahasına kırmızı ışıkta duran araçların camlarını silmeye devam ediyorlar.
Bu kez İstiklal Caddesi'ndeyim. Burası Taksim'den başlayıp Tünel'e kadar uzanan İstanbul'un tam kalbine inen yolculuğun değişmez rotası. Bir taraftan bu caddeyi iş olsun diye arşınlayan yüzlerce insan, aşıklar, seyyar satıcılar.. , diğer taraftan ise bayram nedeniyle alışveriş telaşındaki yüzlerce insan. Yeşilçam Sokağı'nda kapı önlerine atılan kanapelerde oturan kadın, erkek, yaşlı, genç insanlar derin sohbetlere tutuşmuşlar. Ve bir çocuk elinde mendillerle yaklaşıyor . "Abi bir mendil alır mısın..." diye başlıyor. Murat henüz 8 yaşında. Ailesi yoksul. Babası işsiz. Annesi ara sıra iş bulursa temizliğe gidiyor. Sokaklarda mendil satarak eve ekmek parası götürmeye çalışıor. "Eskiden daha rahat satabiliyorduk. Şimdi izin vermiyorlar. Üstelik insanlar da para yok. Kimse satın almak istemiyor" diye konuşuyor. Kolluk güçlerinin ve başkalarının sergilemiş olduğu dışlama ve aşağılamalara karşın mendilci çocuklar her yerde...
Gaziosmanpaşa Meydanı. Parkın çevresinde kümelenmiş işsiz güçsüz insanlar boş boş bekleşiyor. Bir esmer çocuk. Oda Henüz 9 yaşında. Ali, güneş daha doğmadan, boya sandığını taburesini kapıp gelmiş meydana." Erken gelmezsek yer kalmaz abi" diyor. Oysa yaşıtları parka oyun oynamak için geliyor. O erken büyümek zorunda olanlardan. O gün öğlene kadar çalıştı. Soğuktan titreyen vücudu ve minik elleriyle elindeki ayakkabıyı boyayıp, parlattıktan sonra koşarak okuluna gitti...
Eskiden onlar tek tük ortalarda gezinen ve birçoğumuzun sevgi, merhamet ve sempatiyle yaklaştığı çocuklardı. Sonra yıllar geçti. Ve sayıları arttı. Şimdi İstanbul'da her adımda onlar karşımıza çıkıyor. Ya trafik ışıklarında durduğumuzda arabanın camlarına atlıyor, elindeki bezle camları siler gibi yapıp para istiyor ya da bir caddede yürürken önünüzü kesip “selpak alsana abi” diyorlar. Ardından geceleri sokaklarda köşebaşlarında ortaya çıkıyorlar. Köprü altlarında, arka sokaklarda 3-5 kişilik gruplar halinde, ellerinde tiner şişeleri koklayıp durmaktalar.
Cam silici, Mendilci, boyacı çocuklar... Sokakta yaşayan, sokakta çalıştırılan çocuklar...
Onlar artık her yerde. Her köşe başında. Göçlerden sonra sayıları gecekondularla aynı hızda artış gösteren sokakta yaşayan bu çocuklara özellikle son on yılda İstanbul başta olmak üzere, Ankara, İzmir, Mersin Adana. Diyarbakır, Antalya ve Bursa’da, tüm büyük kentlerde rastlamak mümkün. Bu çocukların birçoğunun aileleri yok. Ya Kürt illerinden göç edip gelmişlerdi ya da evlerinde dayaktan, cinsel tacizden kaçmışlardı. Önceleri masum bir şekilde sokaklarda özgürce çalışıp yaşayabileceklerini düşünmüşlerdi. Ama sonra kolluk güçleri, otoriteler ve sokak çeteleri...Çocukluk yaşlarında oyun, okul, gülmek yerini şiddet, cinsel taciz, hırsızlık, aşağılanma, hakaret, kavga almıştı.
Kayıtlara göre son 5 yıllık tablo şöyle:
* Sokakta çalıştırılan çocuk sayısı: Bilinmiyor
* Sokakta yaşayan çocuk sayısı: Bilinmiyor
* Sokakta istismar edilen çocuk sayısı: Bilinmiyor
* Sokakta yaşayanlar en çok Beyoğlu, Kadıköy, Eminönü ve Bakırköy’de.
*Sokakta çalışanların büyük çoğunluğu okula gidemiyor
* Kız çocuklarda madde kullanımı erkeklerden daha fazla.
* Sokakta yaşayan kızlar taciz, tecavüz ve şiddete uğruyor.
* Evden kaçmada en önemli neden yoksulluk, aile parçalanması ve aileyle uyumsuzluk.
Bu yazıyı okuduğunuzda Türkiye'de bayram bitmiş olacak. Ve Türkiye'de onbinlerce çocuk bir bayramı daha sokaklarda geçirmiş olacak. Geçmiş bayramınız kutlu olsun...
|