|
LEFKOŞA- Kıbrıs’taki siyasetçiler iki adrese yönelik nutuk atmayı sever...
Biri Ankara ya da daha genel isimlendirmesiyle Türkiye, Anadolu insanı öteki de yurt dışındaki Kıbrıslı Türkler.
Daha çocukken Türkiye’ye gidip gelen Kıbrıs Türk Toplum liderlerinin, “Anavatandan sizlere kucak dolusu sevgi ve selam getirdim” diye başlayan nutuklarının nasıl espri ile yinelendiğini anımsarım.
* * *
Kıbrıs Türkü’nün en özgün yanlarından biri öz yurdumuz olan Kıbrıs’ta yaşayan Kıbrıslı Türklerden çok fazlasının yurt dışında yaşar olmasıdır.
Bunu adaların kaderi olarak görmem. Küçük toplumların kaderi dense belki kabul ederim.
Uzun yıllar yurt dışında yaşayan Kıbrıslı Türklerin çokluğunu Rumlara fatura ettik.
Hatta anımsarım, 1963-1974 arası yurt dışına kalıcı olarak göç etmek isteyen Kıbrıslı Türklere, Makarios Yönetiminin para yardımı yaptığı bile seslendirilirdi.
1974 pek çok konuda dönüm noktası oldu.
Kim ne derse desin Güneyden Kuzey’e 60 bin dolayında Kıbrıslı Türk göç ederken Kuzey’den Güneye göç eden Kıbrıslı Türklerin sayısı 200 bin dolayındaydı.
200 bin Rum’un ganimetine konuldu.
Kuzeyin insan kaynağına gereksinimi vardı. Ama o koşullarda kimse önceliği yurt dışında yaşayan Kıbrıslı Türklere vermeyi akıl edemedi. Yüzeysel, “Geri dönün çağrıları” yapıldı. Ama o dönemde Kıbrıs’a gelenlerin ezici çoğunluğu, geldiğine de geleceğine de pişman oldu.
Şartlar değişti.
Adanın kuzeyinde kurumsal yapılarıyla şeklen daha ciddi bir yönetim yapısına sahip olduk. Ama göçü gerçek anlamda geri çeviremedik.
Şu an için göçü ters yönde hareketlendirecek politikalar yoktur, varlığı için tartışma da yoktur...
* * *
Kuzey Kıbrıs’ta yönetim yapısının yani KKTC’nin olanakları dünden fazladır. Artık yurt dışında temsilciliklerin sayısı artıyor. Var olanlarda da eleman sayısı çoğaltılıyor.
Londra’daki KKTC temsilciliği Türkiye dışındaki en eski temsilciliğimiz.
Londra’da yaşayan Kıbrıslı Türklerin sayısının da Kıbrıs’ta yaşayan orjinal Kıbrıslı Türklerden fazla olduğu söylenir.
Böyle olunca da Londra’daki KKTC Temsilciliği’nin misyonu ve önemi ayrı bir ağırlık kazanıyor.
Hem gazetecilik mesleğinin hareketliliği hem de ailemden en yakınlarının Londra’da oluşu nedeniyle Londra’ya her yıl birkaç kez gelirim.
Her defasında KKTC Londra temsilciliğinin ne yapıp ne yapmadığını, Londra’da yaşayan insanlarımızla bağının ne denli güçlü olduğunu sorgulamaya çalışırım. Kısaca Londra’daki KKTC temsilciliğinin misyonunu sorguladım...
Sorgulama ürünlerimi yazdığım da oldu.
Gerçek olan geçmişe dönüp bakarak ortalamasını aldığımız zaman Londra’daki KKTC Temsilciği insanımızla çok barışık olamadı.
Temsilciler ve çalışma arkadaşları Kıbrıs sorunuyla ilgili ne kadar başarılı çalışma yapabildiler?
Bu soruyu ben sordum ben yanıtlamayayım. Orada görev yapanlar yanıtlasın.
Peki, temsilcilik Londra’daki insanlarımıza ne kadar yakın oldu?
Bunun yanıtını da Londra’da yaşayan kardeşlerimiz versin.
Londra’daki görevlendirmelerin ezici çoğunlu görevlendirilen kişileri memnun etmek için yapıldı.
Londra’ya görevli gidenler dönem sonu Kıbrıs’a kaç parayla döneceğinin hesabını yaptı genelde.
* * *
Çok yakın geçmişte yaşandığı için Londra Temsilciliğinin, iki eş temsilcili günleri unutulmadı.
O günlerin ardından KKTC Dışişleri Dünyasından, mesleğinde başarılı kabul edilen Dilek Yavuz Yanık, Londra’ya temsilci atandı.
Ne denli başarılı olduğu konusunda çok net yargıda bulunmasam da öncekilerle kıyaslandığı zaman olumlu yönde farklılıkları olduğu kesin.
Enerjisini çok dengeli bir şekilde bölmeyi başardı.
Kıbrıs sorunuyla ilgileniyor, yolu Londra’dan geçen yetkililerle ilgili sorumluluklarını yerine getiriyor, ve de bence belki de en önemlisi Londra’daki Kıbrıs Türk Toplum bireyleriyle iletişime önem veriyor.
Bir süre önce Londra’dayken değişik siyasi görüşten kişilerle konuşurken tümünden Dilek Yavuz Yanık için olumlu yaklaşımlar dinledim.
* * *
KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı’nın son Londra ziyareti sonrası Dilek Yavuz Yanık’ın güncel konularla ilgili görüşlerini almak istedim.
İngiltere’nin Kıbrıs politikasının son durumuna bakış açısını ve Londra’nın genel anlamda önemini sordum. Yanıtı şu oldu: “İngiltere’nin Kıbrıs politikası bilinen çizgide devam etmektedir. GKRY’nde yapılacak olan seçimleri müteakiben görüşmelerin başlamasının beklendiği İngiltere’de, Başbakan Erdoğan ile Başbakan Brown arasında imzalanan Stratejik Ortaklık Anlaşması’nın Kıbrıs konusunun yeniden gündemde yerini almasına yol açtığı, İngiliz basınının Sayın Bakan’a göstermiş olduğu ilgiden anlaşılmaktadır.
Londra tüm dünya için çok önemli bir başkent.. Kıbrıs için de önemi tartışılmaz. Temsilciliğimiz de bu önemin bilinciyle çalışmalarını yürütmektedir. İngiltere’deki nüfusumuzun ne denli önemli olduğu da bilinmektedir. Nüfusun büyüklüğü önemli bir güç teşkil etmektedir. Bugüne kadar bu güç tam manasıyla kendini ortaya çıkartmamıştır ancak vatandaşlarımız ne denli etkin olabileceklerinin bilincine varmaktadır. Temsilciliğimizin vatandaşlarımıza desteği bu anlamda da çok önemlidir. Temsilciliğimizin güçlendirilmesi, vatandaşlarımıza verilecek destek ve hizmetin artmasına vesile olacaktır. Temsilciliği arkasında güçlü şekilde hisseden vatandaşlarımız, devleti yanında hissedecek ve bunun neticesi de inanılmaz başarılara yol açacaktır. Sayın Bakanımız, Temsilciliğimizin daha güçlü bir yapıya sahip olması hususunda çalışmalarını sürdürmektedir.”
* * *
Hafta sonu çalışma yapan Türk Okullarıyla ilgili görüşlerini de şöyle özetledi:
“Öncelikli hedeflerimizden biri Türk Okullarımızın sorunlarını aşmaktır. Bu amaçla Eğitim Konsorsiyumu ve Okul Başkanlarımızla istişarelerimiz devam etmektedir. Gençlerin sağlam kişilikli, gelenek göreneklerini bilerek, kültür ve lisanımıza tamamen hakim şekilde yetişmeleri hepimizin önceliğidir. Gençlere örnek olacak ve Kıbrıslı Türk olmaktan gurur duymalarını sağlayacak insanlarımız ile okullara yönelik çalışmalara başlamak üzereyiz. Bildiğiniz gibi çocuklarımız bu ülkede doğmuş yetişmiş ancak azınlık olarak anılmaktadır. Türkçe Konuşan Toplum olarak tanımlanan çocuklarımızın bu tanımlama dolayısıyla yaşadıkları bir takım sıkıntılar vardır. Onları, azınlık olarak anılmalarını artık umursamayacakları bir duruma getirmemiz gerekmektedir. Bu da, Türk Okullarındaki eğitimleri, devletimiz ve Temsilciliğimizin bu yöndeki yardımları ile gerçekleştirilecektir.
Biri Birmingham’da olmak üzere 18 tane Türk Okulu’nın başlıca sorunu hafta sonları verdikleri eğitim için ödemek durumunda kaldıkları kira tutarlarıdır. Hafta sonları faaliyet gösteren Türk Okullarımız, İngiliz Okullarının bir miktar sınıfını kiralamak suretiyle eğitim verebilmektedir. Bu kiralar direk olarak kiralanan okullara verilmekte ve olağanüstü pahalıya mal olmaktadır. Söz konusu kiraların niye ödendiği konusuna açıklık kazandırılması için bütünlüklü çalışma yapmaktayız. Okullarımız tamamen gönüllü çalışmalarla, başkanlarının, öğretmenlerinin ve velilerinin fedakarlıklarıyla ayakta durmaktadır. Okulların kiraları çoğunlukla bağış olarak toplanmakta ve çeşitli etkinliklerden elde edilen gelirlerle ödenebilmektedir. Bizler de bu gönüllülüğe büyük bir içtenlikle destek vermekteyiz. Sayın Bakan Londra’da bulunduğu süre zarfında Türk Okullarından birini ziyaret etme fırsatını bulmuş, sorunları dinlemiş ve okulların en iyi şekilde eğitime devam etmesi için elinden gelen tüm desteği vereceğini söylemiştir.”
* * *
... Yazıma noktayı koymadan bir hususun altını çizeyim... Yurt dışı temsilciliklerde mesleki başarısıyla olanlar yanında siyasi dayı mekanizmasıyla olanlar da var. Bu farklı köken takım ruhunu olumsuz etkiliyor. Bu olumsuzluğun aşıldığı yerlerde daha başarılı olunduğu kesin...
|