20 Kasım 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Bir rüya gerçek oldu
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
Cyprus seeks to extend MoU [1]
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
David Haye fights for heavy weight championship [1]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]



AB, Türkiye'nin Kıbrıs zaafını kullanırken...

Koray DÜZGÖREN
koray@toplumpostasi.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   7 Aralık 2006, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

AB’nin Türkiye ile görüşmeleri kısmen dondurmasının görünür gerekçesi bilindiği gibi Kıbrıs meselesi.

Asıl nedenler için ise söylenecek birçok şey var ve bu konuda özellikle Avrupa basınında birçok değerlendirme, yorum ve analiz çıkıyor.

Türkiye medyasında ise her zamanki gibi hamaset kol geziyor.

AB hayalinin bittiğini söyleyerek etekleri zil çalan AB ve özgürlükler karşıtı odakların medyada bolca bulunan temsilcilerini okuduğunuz zaman son gelişmelerle ilgili dişe dokunur birşey öğrenemezsiniz.

Neyseki Başbakan Tayyip Erdoğan bu yaygaracıların etkisinde kalmayarak meseleye serinkanlı bir şekilde yaklaştı. Türkiye’nin herşeye rağmen AB yolunda yürüyeceğini açıkladı.

Nitekim son gelişmelere baktığımızda, bazı konu başlıklarında görüşmelerin dondurulmasına rağmen diğerlerinde devam edeceği ve bu arada önümüzdeki dönem Türkiye’de, Kıbrıs’ta ve Fransa’da yapılacak seçimlerin geçmesine kadar bu meselenin dalgalanmaya bırakılacağı anlaşılıyor.

Tabii cumhurbaşkanlığı seçiminin kazasız belasız gerçekleşmesinden ve  genel seçimler yapıldıktan sonra mesele kendiliğinden hallolacak değil.

 Türkiye mutlaka yapması gerekenleri yapmak, verdiği sözleri tutmak zorunda kalacak.

Kıbrıs meselesinde şöyle ya da böyle adım atmadan Türkiye’nin AB yolunda sağlıklı adımlarla ilerliyenmiyeceğini ve üyelik sürecinin her zaman tartışmalara ve çekişmelere neden olacağını artık herkes çok iyi biliyor.

Türkiye de AB de artık Kıbrıs meselesinden yoruldu. Tabii AB içinde Türkiye’ye Kıbrıs gerekçesi ile itiraz eden ve üyeliğini engellemek olmasa bile mümkün olduğu kadar geciktirmeye çalışan ülkelerin Türkiye’nin Kıbrıs zafından alabildiğince yararlanacağını söylemek gerekiyor.

Kuşkusuz bu fırsatı onların ellerine veren ve Türkiye’yi sürekli bu gibi meselelerle boğuşturan Türkiye. Kıbrıs meselesinin böyle bir çıkmaza ulaşacağını çok iyi bilen odakların  Türkiye’yi getirdiği nokta bu...

Üstelik de aynı odaklar, bu kez de aslında Kıbrıs meselesini her zaman bir ayak bağı olacağının farkına vararak çözmeyi arzu eden Tayyip Erdoğan’ı köşeye sıkıştırarak bu zaafın sürmesine neden oldular.

Denilecektir ki, Erdoğan’ın seçim endişeleri nedeniyle ya da başka gerekçelerle milliyetçi söylemi benimsemesi ve  Kıbrıs meselesini laiklik gibi devletin vazgeçilmez tabuları arasında gören derin devlete karşı duyduğu korku  bu zaaf tuzağına düşmesine neden oldu.

Netice olarak iktidar korkusu Erdoğan’ı böytle bir açmazla başbaşa bıraktı.

O nedenle derin devletin ve Denktaş’ın Kıbrıs meselesiyle ilgili benimsediği soganları geri dönülemez bir biçimde tekrarlamak zorunda kaldı. kendisini bağladı.

Bu saatten sonra Erdoğan Kıbrıs meselesinde Rumlara limanların açılması konusunda AB’ye yazılı taahhütte bulunduğu halde bunu yapamaz.

Tabii Erdoğan, derin devletin bir anlamda bir kolu gibi çalışan Dışışlerinin ve yine derin devletin parlamento kolu gibi çalışan CHP’nin uzmanları (!) tarafından bulunan o harika formüle bel bağlayarak AB’ye meydan okumaya devam ediyor.

“AB kısıtlamaları kaldırmazsa biz de Gümrük protokolü için bir adım atmayız”

Bu laf ilk bakışta çok akla yatkın geliyor. Ben bile bazan bunu düşünüyorum. “Evet AB Kıbrıs konusunda Türkiye’ye haksızlık yaptı bu düzeltilmeli” diyorum.

Oysa iki iş, iki mesele birbirinden ayrı şeyler. Haksızlığa isyan etsek de, AB’nin Kıbrıs’ı üyeliğe alırken yaptığı bilinçli-bilinçsiz aptalca yanlışlığı yerden yere vursak da bu bir tuzak.

Bu tuzağa, uyanık geçinen Rumların lideri Papadapulos’ta düşüyor. Sanıyor ki Kıbrıs meselesini kullanarak Türkiye’yi yola getirecek ve aynı zamanda da Kıbrıs’ta çözümsüzlüğü sürdürebilecek.

Bu nedenle de uzlaşmaz ve fırsatçı tavrını sürdürüyor. Sürdürdükçe, sadece AB nezdinde değil Türkiye’nin AB yörüngesinde kalmasına önem veren başta ABD olmak üzere Batı ülkeleri nezdinde daha da çirkinleşiyor.

Bu çevreler açısından Papadopulos’un artık emekliye ayrılması gerektiğini düşünenlerin sayısının son zamanlarda arttığını düşünüyorum.

Türkiye’ye dönersek, Erdoğan’ın düştüğü bu tuzağı tabii ki Kıbrıs meselesini kullanarak Türkiye’yi sıkıştıran ve tam üyeliğini geciktirmeye çalışan ülkeler çok iyi kullanıyorlar.

Zaten hep böyle olmuyor mu?

Türkiye oldukça geniş olan ‘hassas karnı’ nedeniyle sürekli bir takım gereksiz pazarlıkların içine çekiliyor.

Ermeni meselesi, Kürt meselesi, Kıbrıs meselesi bunların belli başlıları. Tabii sırada Alevilerle ilgili meseleler, azınlıkların sorunları vesaire konular var.

Türkiye bence AB’nin Kıbrıs tabusunu kullanarak Türkiyeye’ye yönelik böyle bir yaklaşım içinde olmsından gereken dersleri çıkarabilmeli.

Mesela kimseden korkmadan Gümrük Birliği’in gereklerini yerine getirmeli. Rum gemileri ilk defa Türk limanlarına girecek değil. Türkiye yine Kuzey’e yönelik kısıtlamaların, haksız ambargoların kaldırılması için uğraşmalı. Meselenin temelden çözülebilmesi amacıyla BM’nin harekete geçmesine çalışmalı.

Zaten AB’ye direnip Türkiye’nin enerjisini, ortaya çıkan tıkanıkların açılması ve sorunların giderilmesi için harcamakla, kısıtlamaların kaldırılmasını  limanların açılışından sonraya bırakmak arasında kayıplar açısından pek de bir fark bulunmuyor.

Erdoğan derin devlete uyup efelik yapsa da kısıtlamalar öyle hemen kalkmıyor.

Bana kalırsa Türkiye, limanlarını Rumlara açıp güçlü bir devlet olduğunu göstermeli ve bir zaafından biran önce kurtulmalıdır.

Güçlü olduğunu gösterebilen ülkeler uluslararası meselelerini daha kolay çözebilir.

 

   1156 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Kasım 2008, Cumartesi   Dönüşü olmayan yol’ politikası kimseye fayda sağlamadı
22 Ekim 2008, Çarşamba   Gerginlik gerginliği, şiddet şiddeti körüklerken...
15 Ekim 2008, Çarşamba   Artık deniz bitti. Kimse eski masallara inanmıyor
01 Ekim 2008, Çarşamba   "Bu kriz bizi etkilemez. Bizim yardımlarımız var"
20 Eylül 2008, Cumartesi   "Birisi vurmadan kafanız çalışmıyor mu?"
31 Temmuz 2008, Perşembe   Kapatma ve Ergenekon davaları devam ederken Güngören provakasyonu
25 Temmuz 2008, Cuma   Ergenekon ve parti içi despotizmden güç alan darbe heveslileri
17 Temmuz 2008, Perşembe   Ergenekon iddianamesi: Ne reddetmek. Ne de çok şey beklemek gerek
03 Temmuz 2008, Perşembe   Toz duman arasında Sivas katliamını unutmayalım
26 Haziran 2008, Perşembe   İsmi nedeniyle sınır kapısından çevrilen bir çocuğun hikayesi



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital