23 Kasım 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Bir rüya gerçek oldu
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
David Haye fights for heavy weight championship [1]
Cyprus seeks to extend MoU [1]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]



Duygularımız katıksız bir madde gibi hesap soruyor!

Ilke SUSUZLU
ilke@toplumpostasi.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   10 Ocak 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Durdurulamaz duygular altında kalmak!

Bazı zaman güven veriyor!

Yeri geldiği zaman bizi eziyor, yeri geldiği zaman bir bağış gibi gökten dökülüyor...

Onlar içimizdeki sıcaklığın ve soğukluğun ayar merkezi!...

Onların altında sağnak yağışlardan korunuyoruz!

Onlarla yol alıyoruz...

Nefrete, acıya, tahammüle, sevgiye O’nların sayesinde varıyoruz.

Durdurulamaz bir akışla içimizden dışımıza, dışımızdan içimize seyahat ediyorlar!

Peki bunları size niçin söylüyorum?

Bu da nerden çıktı?

Bunların çıkış noktası hayatlarımızı nasıl ve ne şekilde tayin ettiğimizle ilgili sizlere seslenmek!

Bizler ve duygularımız!

Hani bazıları mantığın bittiği yerde “duygularımız” başlar diyorlar ya... O’nlardan bahsediyorum!

Fakat o bazılarına üzülerek katılamayacağım.

Çünkü benim duygularım her an titreşim halinde.

Hatta mantığıma hükmedecek kadar büyük bir güce sahip.

Sizinkilerini bilemem ama benimkiler sanırım doğuştan mantıklı duygular!

Vezir ve rezil edecek türden adaletli ve dengeli!

Bir alana bir bedava nevinden değil.

Sonuç itibarıyle duygularımız, dizginleme kudretine sahipler.

Her an haydi taaruza, haydi dörtnala yok yani!

Baktığımızda his dünyamızı tayin eden ‘biz’ gibi görünüyor.

Düşüncelerimiz bizim eserimiz gibi iki dudağımızın arasından çıkıyor.

Aslında duygusal gelgitlerimizdir yaşamımızın şekli...

Dıştan gelenlerle içimizdekiler birleşiyor ve ortaya duygularımızın dayanılmaz hafifliği kalıyor!

Duygularımıza söz geçiremeyecek kadar büyütüyoruz onları.

Bizden biriyken, hükmedemeyecek derecede bizim karşımıza geçiveriyorlar.

Bize ait olanlarla mücadeleye başlayıveriyoruz.

Hayatımızın yaptırım gücünü ellerinde tutuyorlar.

Yön veriyorlar...

Yön buluyorlar...

Yöneliyorlar ve yöneltiyorlar!

Katıksız bir madde gibi hesap soruyorlar!

Sert ve yansız!

Bazılarımızın güçsüz bulduğu duygularımızdan söz ediyorum.

Hani kendilerini ele verdikleri için üstünü örtmeye çalıştıkları duygularımızdan...

Saf, doğal, yalın ve yapmacıksız his dünyamızdan!

Bana göre duygularımız, o ana, duruma ve kişilere göre bir anda değişebilme özelliğine sahip renkli bir dünya.

Rol yok!

Ne ise o!

Kızmak, ağlamak, bağırmak, nefret etmek, içlenmek, güçsüzlüğe kapılmak, gücünü toplamak, suskunluğa bürünmek, sabretmek, bir volkan gibi patlamak...

Ve  yığınla sayabileceğimiz ‘zengin’ duygularımız.

Bizi ödüllendiren...

Ve gerektiğinde cezalandıran duygularımız!

O’nlarsız hayatın tadı çıkmıyor.

Bizi eziyor, büzüyor...

Ama yeri geldiğinde koruması altına alıyor.

Başımızı O’na yaslayacağımız güven verici bir dost olabiliyor.

Bir anda eli silah tutan bir düşmana dönüşüveriyor.

Herşeye rağmen adaleti sağlamaya çalışıyor.

Çünkü O’nlar katıksız bir madde gibi hesap soruyorlar!

   1561 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
15 Ekim 2008, Çarşamba   İnsanlara değerinden fazlasını vermeyeceksin
04 Eylül 2008, Perşembe   Vermesini de bileceksin almasını da!
28 Ağustos 2008, Perşembe   Alışmakla alışmamak birdir!
31 Temmuz 2008, Perşembe   Beklentiler, beklenilmeyenleri getiriyor bir bir.
25 Temmuz 2008, Cuma   Yargılamak yerine anlamaya çalışmak önemli!
17 Temmuz 2008, Perşembe   Hayat, hiç birşeyi hafife almayacak kadar ciddidir!
12 Temmuz 2008, Cumartesi   Hayat bu işte, her an herşey olabilir.
03 Temmuz 2008, Perşembe   Bulunamadığınız an unutuluyorsunuz!
19 Haziran 2008, Perşembe   Neden bu bana necilik; niçin bu hep banacılık?
13 Haziran 2008, Cuma   Poyrazın hışmına uğrarsanız, savrulup sürüklenirsiniz!



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital