23 Kasım 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Bir rüya gerçek oldu
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
David Haye fights for heavy weight championship [1]
Cyprus seeks to extend MoU [1]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]



Yeminler gibi inandırıcı olmalıydı hayatlarımız

Ilke SUSUZLU
ilke@toplumpostasi.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   9 Mayıs 2007, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Her kafadan yapay sözcükler yükseliyordu.

Bir zavallılaşma söz konusuydu.

Hayal kırıklığı ise dizboyuydu.

Ama kimsenin umrunda değil gibiydi.

Işıksız sokaklara ve fenersiz bahçelere benziyordu suratlar...

Dinmeyen bir başağrısı vardı.

Ben o sokaklara, bahçelere ait olamazdım.

Bu bir ölümdü.

Sızmalıydım bir şekilde.

Yahut taşmalıydım...

Volkan olmaya gerek yoktu patlamak için.

İçimdekileri dile getirmeliydim yaşadığım müddetçe.

İnançlarım vardı...

İnandığım değerler için boy vermeliydim...

Püskürtebilmeliydim zihnimde taşıdıklarımı.

Kendimi, kendime yakışır bir biçimde ifade edebilmeliydim.

Acıların huzura kavuşmasını beklemek komik geliyordu bana.

Hayatı ciddiyetle kavrayabilmek için rahatlamak önemliydi.

Kendimize sözler vermeliydik...

Tuttuğumuz sözleri hatırlayıp derin bir oh çekmeliydik!

Bunun gerçekleşmesi için bizi anlatacak bir duruşumuz olmalıydı!

Yeminler gibi inandırıcı olmalıydı hayatlarımız.

Ağırlığı olmalıydı.

Ağır romanların kahramanlarını yaratmalıydık.

Zamanla mücadele etmeliydik.

Zaman durduğunda yalnız ve kimsesiz kalma riski doğabilirdi.

Lakin zaman akıyordu.

Yalnızlık ve kimsesizlik geçiciydi yani.

Bu yüzden ayaklar sapasağlam yerde durmalıydı.

Yerçekimi kanunu yaşayabildiğimiz kadar gerçekti.

Püskürtebilmeliydik hastalıklı duyguları ve düşünceleri...

Sarı papatyalar gibi herkese yakın olmalıydık.

Ellerimize sarılığın rengi nam salmalıydı.

İnsanları sevmeliydik!

Bize bizi hatırlatacak insanları yaşamlarımıza dahil etmeliydik.

Bizle biz olan...

Bizim gibi 'biz' olan!

Ayrıntılarda gizlenip sonra sürpriz yapıp ortaya çıkacak dostlar bulmalıydık.

Aslında çok okunan ve hiç eskimeyecek bir romanın unutulmayacak bir sayfasında hüküm sürmeliydik.

Üzerimize konuşulmalıydı belki de.

Alıntılarda yer almalıydık.

Çok önemli değildi adımızın bir yerlerde geçmesi.

Yapılanlar anımsatmalıydı yalnızca.

Yapay sözcükler tarihe karışmalıydı.

Tüm yapaylıklar dudaklarımızın arasından püskürtülmeliydi.

Mavi kızıl deniz bizi bekliyordu.

Hem hafif hem de ağırlığı olan!

Kendi nefesizmizle boğulmayacağımız bir gecede korkusuzca yol almalıydık.

Yeminler etmeliydik tutmak için!

Önce inanamalıydık sonra inandırıcı olmalıydık.

Fidanlar dikmeliydik, yeminlerimizi büyütmek için.

Beslemeliydik toprağımızı...

Bu başağrısına bir son vermeliydik.

Zavallı tüm zerreleri püskürtmeliydik.

Boşa olmamalıydı hiç birşey!

İnandırmak önemliydi.

Ama yine de asıl önemli olan bizim 'inanmamızdı!'

 

   1031 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
15 Ekim 2008, Çarşamba   İnsanlara değerinden fazlasını vermeyeceksin
04 Eylül 2008, Perşembe   Vermesini de bileceksin almasını da!
28 Ağustos 2008, Perşembe   Alışmakla alışmamak birdir!
31 Temmuz 2008, Perşembe   Beklentiler, beklenilmeyenleri getiriyor bir bir.
25 Temmuz 2008, Cuma   Yargılamak yerine anlamaya çalışmak önemli!
17 Temmuz 2008, Perşembe   Hayat, hiç birşeyi hafife almayacak kadar ciddidir!
12 Temmuz 2008, Cumartesi   Hayat bu işte, her an herşey olabilir.
03 Temmuz 2008, Perşembe   Bulunamadığınız an unutuluyorsunuz!
19 Haziran 2008, Perşembe   Neden bu bana necilik; niçin bu hep banacılık?
13 Haziran 2008, Cuma   Poyrazın hışmına uğrarsanız, savrulup sürüklenirsiniz!



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital