23 Kasım 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Bir rüya gerçek oldu
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
David Haye fights for heavy weight championship [1]
Cyprus seeks to extend MoU [1]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]



Yol ayrımında bir sevda: MESARYA

Ilke SUSUZLU
ilke@toplumpostasi.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   3 Mayıs 2007, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Şimdi hep o istediğim yerdeydim.

Yakıcı yollarda son sürat gidiyordum.

Asfalt ıslak bir manto giymişti sırtına.

O kuru ovadan geçiyordum.

Mekan, meydan okuyordu.

Hava kapalı, bulutlar çökmüş ama gri değildi dünyalarımız.

Ne de olsa buralarının havası ve suyu farklıydı.

Doğduğumuz topraklardı.

Ufuk çizgisi tanıdıktı.

Bilmesek bile hissedebiliyorduk.

Kendimizden bir parçaydı.

Üzerimizde yoğun bir sessizlik ve kulaklarımızda rüzgarın uğultusu vardı!

Mağusa-Lefkoşa yolunda seyri alemdeydik.

Bitmek bilmeyen bir yoldaydık.

Sağımızda ve solumuzda efsane Mesarya ovası!

Bizi denizden koparan bir parça...

Bir dili olsa da konuşsa!

Ah bir dili olsa da konuşsa...

Anlatmaya yetmezdi asırlar, bildiklerini.

Suya hasret yağmura duacı bir kaderi vardı.

Toprağında kendini ısbatlamaya çalışan küçük çocuklar yetiştiriyordu.

Başak tarlaları salınarak anlatmaya çalışıyordu gördüklerini, bildiklerini ve hayallerini.

Sarıya bulanmış bir yeşillikle hapsediyordu sizi kendisine.

Adeta beş dakika sonrasına gebe kalıyordunuz.

Her an birşeyler doğuyordu yaşamınıza.

Güne muhakkak yeni gözlerle bakıyordunuz Mesarya yanınızdan süzülürken.

Hülyalara dalıyordunuz.

Kaybettiklerinizi buluyordunuz.

Yol akıp gidiyordu.

Zaman geçiyordu.

Bir bir topluyordunuz düşürdüklerinizi.

Havada kanat çırpan bir kuş büyüyordu.

Bense onun büyümüşlüğüne dalıp gidiyordum.

Derken önümden kuş sürüleri geçiyordu.

Mesarya boylu boyunca uzanıyordu.

Yalnızlığın en özlenen yanı, camda bıraktığım iz kayboluyordu.

Buğusu yitiyordu bazen yaşamın.

Gizemlilik dağların ardında kalıyordu.

Gerçek, saldırıya geçiyordu.

Biz de farkında olmadan demir zırhlarla kuşanıyorduk ve savaşıyorduk.

O kuru ova can buluyordu bir şekilde.

Kan gibi birşey hayat veriyordu sanki.

İster istemez başak tarlalarına karışıyorduk.

Hatta başaklardan biri oluveriyorduk.

Radyoda çalan popüler müzik önemini yitiriyordu.

Oturduğumuz koltuğu unutuyorduk.

Bize bu duyguları hissetirecek kalem kendiliğinden akıp gidiyordu.

Bir yerlerde birşeyler çalıyordu yalnızca ve kulaklarımızda belli belirsiz sesi çınlıyordu.

Otobüsün kirli camları bile gözümüzün ardına saklanıyordu.

Dağların ardında bekleyenler ise bir bir yuvarlanıyordu önümüze.

Yalnızlık yavaşlayıp susuyordu.

Sessizlik hakimiyet kurmaya çalışıyordu.

Kare kare kalıplar halindeki samanların sarılığı, bizim oraların deyişiyle 'bala'ların rengi huzur veriyordu.

Mesarya gülümsüyordu.

Başaklar göz kırpıyordu.

O bitmek bilmeyen yol kısalıyordu.

Gün biraz daha kendini gösteriyordu.

Güneş göz kırpan bir çocuk gibi büyüyordu.

Maviyle sarı dans ediyordu.

Biz de Mağusa-Lefkoşa arasında bir yerlerde gidip geliyorduk.

Sadece yağmura hasret yaşıyorduk yol ayrımında.

   1066 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
15 Ekim 2008, Çarşamba   İnsanlara değerinden fazlasını vermeyeceksin
04 Eylül 2008, Perşembe   Vermesini de bileceksin almasını da!
28 Ağustos 2008, Perşembe   Alışmakla alışmamak birdir!
31 Temmuz 2008, Perşembe   Beklentiler, beklenilmeyenleri getiriyor bir bir.
25 Temmuz 2008, Cuma   Yargılamak yerine anlamaya çalışmak önemli!
17 Temmuz 2008, Perşembe   Hayat, hiç birşeyi hafife almayacak kadar ciddidir!
12 Temmuz 2008, Cumartesi   Hayat bu işte, her an herşey olabilir.
03 Temmuz 2008, Perşembe   Bulunamadığınız an unutuluyorsunuz!
19 Haziran 2008, Perşembe   Neden bu bana necilik; niçin bu hep banacılık?
13 Haziran 2008, Cuma   Poyrazın hışmına uğrarsanız, savrulup sürüklenirsiniz!



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital