|
fiimdi karfl›l›yd›k!
Baflka pencerelereden bak›yorduk hayata.
Ve baflka dünyalardan aç›l›yorduk karanl›klara...
‹stilaya u€ram›fl bir haldeydik.
Yorgunduk.
Tükenmifl de€ildik.
Tüketilmemize ramak kalm›flt› yaln›zca.
Kurtulufl denen sözcükle hafl›r neflirdik.
Boyuna çabal›yorduk!
Çabalar›m›z yersiz de€ildi.
Bir flekilde kurtulmufltuk.
fians eseri mi kurtulmufltuk yoksa birilerinin eline mi tutunmufltuk hala çözemedim.
Emin oldu€um tek fley bir daha ayn› noktaya dönmek istemememiz.
Bir kez daha ayn› ya€murlar alt›nda ›slanmak bize göre de€il.
Çok fantazi olacak ama olsun...
Hani baz› fleylerin bedeli vard›r derler ya...
Varm›fl gerçekten de...
Bir flekilde ödüyorsunuz!
Ödetiyorlar!
Kaç›fl yok.
Ceremesini çekiyorsunuz.
Gökkubbeniz kimi zaman kara bulutlarla kaplan›veriyor.
Hatta bulutlar çöktükçe çöküyor üzerinize.
Bo€uluyorsunuz.
Kaçam›yorsunuz.
Gölgede hazin bir keman na€mesi gibi inliyorsunuz.
Kimi zaman da berrak bir mavilik, kara bulutlara meydan okuyor.
Mavinin sarhoflu oluyorsunuz.
Hangi durumda hayat›n bam teline bas›yorsunuz bu tart›fl›l›r elbet!
Kara bulutlar m›?
Berrak mavilik mi?
Peki ya ikisi aras›nda ödedi€iniz bedeller?
‹kisi aras›nda yaflad›€›n›z gel-gitler...
Mekik dokurken yaralad›€›n›z dizleriniz...
Çekilen çileler...
Saymakla bitmez bu liste!
Sonuçta ortak yollar›n ayr›l›kç› parçalar› yap›veriyor insan›.
‹nsan insandan korkuyor.
Güven denilen kavram anlam›n› ve ifllevini yitiriyor.
Herkes kendi derdine düflüyor.
Dünya yaln›zlafl›yor.
Bakt›€›m›z her yer koyu bir kahveye çal›yor.
Bulan›yor yaflanm›fll›klar.
Gülen gözlerle anlat›lacak hikayeler git gide azal›yor.
Tebessüm, bayra€›, somurtan yüzlere teslim ediyor.
Kaç›n›lmaz bir baflkalafl›m yaflan›yor.
Sonra da karfl›l› oluveriyoruz.
‹ki kanatl› pencerelerin kendisiyle çat›flan suretlerini yarat›yoruz.
Kendimizden baflka birileri türetiyoruz.
Bir anda hepsi oluyoruz.
Bir anda hiç biri...
Kendi kendimizi bile tan›yam›yoruz.
Karfl› pencerelerin uzak komflular› oluyoruz.
Ayn› gökkubbe alt›nda nefes al›rken bu karfl›l›l›k y›k›yor adam›.
Bazen birilerinin gövdesi; bazen de kendi ellerimiz y›k›yor kaleleri.
O kadar hassas ve al›ngan oluyoruz ki kumdan kaleler gibi devriliveriyoruz.
Ayaklar alt›nda ezilmemek için odalara kofluyoruz.
Kap›lar› kapat›yoruz, o da yetmiyor kilit üstüne kilit vuruyoruz.
Güvende olmak...
Zarar görmemek...
Yara almamak...
Daha fazla bedel ödememek için mavinin alt›ndaki tafl tu€lalar›n tutsa€› oluyoruz. Karfl› pencerelerin uzak komflular›n› türetiyoruz.
|