|
Sınırlar, adımlar ve ötesi.
Tanımak, tanımamak veya tanımlayabilmek...
Bilinmez yolardan geçmek ve kendinize varmak.
Dönebilmek ve tekrardan yol almak.
Bilmediğiniz insanların yüzlerine aşin olmak.
Sıcak duygular hissetmek.
Zararı kara döndürebilmek.
İşte tüm bunlar için sınırlar, adımlar ve ötesi elzemdi!
Aşılmak için sınır olması lazımdı, aşamak için adımlar.
Yerinde sayıp durmak olmazdı.
İlerlemenin birinci şartı harekete geçmekti.
Hep ileriye...
Oysa 'O' ufuklara bakıyor, harekete geçmiyordu.
Mıh gibi çakılıvermişti o noktada.
İki parçaya ayrılmayacak kadar akıllıydı.
Akıllıydı akıllı olmasına da zaman geçiyordu.
Aynı noktada yaşlanıyordu.
İleriye gidemeden bir ömür geçirmek ürkütücüydü.
Gerçi ürkmüş bir hali yoktu.
Ama içinden geçenleri bilmemiz imkansızdı.
Ne olursa olsun aynı yere odaklanmak bir süre sonra yaşanacak mutsuzlukların reçetesiydi.
Düşünsenize hep aynı alanın adamı olduğunuzu...
Hep aynı nakarat...
'O' işte böyle bir hayatta yuvarlanıyordu.
Öyle bir sınır koymuştu ki kımıldayamıyordu.
İstese adımını atacaktı.
Ne yazık ki isteyemiyordu.
Bu hakkı kendinde göremediği için mi, değil mi bilmiyorum.
Yaşadıklarıyla yaşayacakları kuşatılmıştı adeta.
En tuhafı da etrafta kimselerin olmayışıydı.
Anlam vermeye çalıştıkları gölgeye boğuluyordu.
Anlamsız gelenler ise göz kırpıyordu.
Boyuna bir tezatlık vardı duruşunda.
Sorunu netlikle ilgili değildi.
Bir sis perdesi yoktu etrafında.
Yanı başında kendi elleriyle ördüğü dört duvar vardı.
Yıkmak da elindeydi...
Duvarın öte yanına geçmek de...
Hatta yeni duvarlar inşaa etmek de.
Her şey rahatça görünebiliyordu.
Ama bunun için uzun süre bakmak lazımdı.
Üsenmeden bakıyordu.
Tanımak önemliydi.
Elinizin altında nelerin olduğunu bilmekle bilmemek eşdeğer olamazdı.
Anladığım kadarıyla bir iç yolculuğu yapıyordu.
Bu kişinin kendisini tanıma macerası gibi birşeydi.
Elbette çevrede bulunanlar O'na yardımcı olabilirdi.
Olabilirdi olmasına da; asıl önemli olan bizim kendimize ne kadar yardımcı olduğumuzdu.
Kendimize ne kadar zaman tanıdığımız?
Ne kadar hak verdiğimiz?
Duygularımımızı ne kadar dinlediğimiz?
Sorunlara nasıl göğüs gerdiğimiz?
Başarısızlıklarımızın üstesinden ne şekilde geldiğimiz?
Başarılarımızı nasıl hazmattiğimiz?
Asıl sorun kendimizi ne kadar tanıdığımız aslında.
Bunun için adım atmak lazım.
Ellerimizle ördüğümüz sınırları aşmak; gerekirse ihlal etmek.
Ve gördüğümüzün dışındaki yüzü görebilmek.
Yani öteyi!
|