23 Kasım 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Bir rüya gerçek oldu
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
David Haye fights for heavy weight championship [1]
Cyprus seeks to extend MoU [1]
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]



Hepsi geçiyordu, geriye soğuk deneyimler kalıyordu

Ilke SUSUZLU
ilke@toplumpostasi.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   30 Kasım 2006, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Gönlü gamlıydı.

Gözleri yaşsız.

Elleri titrekti ama hala sıkıca kavrayabiliyordu sahip olduklarını.

Bilinçliydi.

Korkulu bir rüya yaşıyordu.

Bu bir ilk değildi.

Birazdan uyanacaktı uykusundan.

Rüya soan erecekti; belki de bir süre devam edecekti.

Belli bir süresi vardı elbet.

Limitini doldurmak zaruriydi.

Bu zorunluluk dört duvara mahkum ediyordu zaman mefhumunu.

Ah bu rüyalar yok mu?

Bazen gitarın en güzel nağmeleri; bazen de keskin bir bıçak darbesi.

Bu yüzden başıboş olamıyordu hiç kimse ve hiç birşey!

Gözlerini açsa kapatsa ne fayda insanoğlu için...

Önünden geçiyor dizi dizi bilinçaltı korkuları!

Büyük bir taaruza ramak kalmak üzereyken yarıda kalıyor zaferler.

Olmadı bu şimdi dedirtiyor.

Olmadı!

Ümitler suya düştü.

Kar fayda etmez artık diye düşündürtüyor o anki ruh hali.

Bozuk para gibi harcanmaya başladığını sanır günlerinin ve düşlerinin.

İçine bin pişmanlık çöker.

Yüzünü buruşturur.

Birşey yapmak istemez.

Başını evinin dışına çevirir.

Papatyalar soluk.

Bahçedeki çiçekler donuk!

Gülleri vardı, artık kurumaya yüz tutmuş.

Zavallı bir sokak kedisi bile anlamazdı şimdi O'nu.

Oysa O nicelerini kurtarmıştı.

Kaçını söküp almıştı karanlıktan.

El vermişti kim olduğunu, ne olduğunu düşünmeden.

Bulutlara, karanlığa zafer ilan etmişti bir zamanlar.

Evet evet eski zamanlar...

Ayakta alkışlamışlardı O'nu.

Oysa şimdi biçare olmuştu.

Titrek bir mum ışığına dönmüştü.

Üfleseler sönecekti.

Her an siyah bir tülle kuşatılabilirdi.

Boğulabilirdi renksizliğe.

Sokakları yavandı.

Önünden akıp giden nehirler yalancıydı.

Haber getirmez olmuştu güvercinler.

Yalanla yanlışla ve yanmışlıkla bir başınaydı.

Ama o kanmıyordu.

DEdim ya bu ilk değildi diye...

Hem kolay değildi inanmak.

Turnalar misali sevgisinin yarıda kalmaması için yüzünü bahara dönen biri için kabullenmek de zordu.

Derken rüyaları ikiye ayrıldı.

Zaten uzun süre bir bütün yoktu hayatında.

Parçalar vardı; birleştirilmeyi bekleyen.

Zerrelerden ibaretti yaşadıkları.

Daha doğru bir ifadeyle kendisine yaşatılanlar.

Başkaları için acı bir durumdu bu.

Kendisi için değildi.

Hayatın ne anlama geldiğini her defasında sil baştan öğrenir gibi dinliyordu yaşamın sesini.

Kulak veriyordu.

Duyuyordu çevresindekileri.

Rüyalar gelip geçiciydi.

Yaşarken de görüyorduk, gözlerimiz kapanikken de...

Uykudayken gördüklerimiz pek etkilemiyordu bizi...

Oysa bire bir yaşadıklarımız yüzünden unufak oluyorduk.

Neticede hepsi geçip gidiyordu, tıpkı diğerleri gibi.

Geriye soğuk deneyimlerimiz kalıyordu.

Peki neye yarıyordu bu deneyimler?

Aynı şeyleri aynı şiddetle yaşamamaya!

Bir de siyah bir renksizliğe bulanmamaya...

   1287 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
15 Ekim 2008, Çarşamba   İnsanlara değerinden fazlasını vermeyeceksin
04 Eylül 2008, Perşembe   Vermesini de bileceksin almasını da!
28 Ağustos 2008, Perşembe   Alışmakla alışmamak birdir!
31 Temmuz 2008, Perşembe   Beklentiler, beklenilmeyenleri getiriyor bir bir.
25 Temmuz 2008, Cuma   Yargılamak yerine anlamaya çalışmak önemli!
17 Temmuz 2008, Perşembe   Hayat, hiç birşeyi hafife almayacak kadar ciddidir!
12 Temmuz 2008, Cumartesi   Hayat bu işte, her an herşey olabilir.
03 Temmuz 2008, Perşembe   Bulunamadığınız an unutuluyorsunuz!
19 Haziran 2008, Perşembe   Neden bu bana necilik; niçin bu hep banacılık?
13 Haziran 2008, Cuma   Poyrazın hışmına uğrarsanız, savrulup sürüklenirsiniz!

Yorum Sayısı:   1
  salij         - tabakci 06 Aralık 2006, Çarşamba 21:08 
yahu edebiyat yapacam diye kendini parcalamis sonra da anlamsiz, sacma, bisey cikmis ortaya. bi sey anlayan varsa bana da anlatsin ha.


  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital