23 Kasım 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Bir rüya gerçek oldu
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
David Haye fights for heavy weight championship [1]
Cyprus seeks to extend MoU [1]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]



"Ne olacak bu Kıbrıs meselesi?" diye, diye...

Hasan HASTÜRER
hasturer@kibris.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   4 Eylül 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

LEFKOŞA

Kıbrıs sorunu nedir?

Bu soruya eminin binlerce farklı yanıt verilebilir. Her yanıt kendi özünde farklılıklar taşır ama sonuçta üç aşağı beş yukarı ayrı yere çıkar.

Kıbrıs sorununda bir perdenin ön tarafı bir de arka tarafı var. Perdenin ön tarafı görünendir, Ama görünen kısım iyice görüp sorunu çözmeye yöneldiğiniz zaman perde gerisinin çok dah geniş ve çok daha önemli olduğu ortaya çıkar.

Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs’ı birlikte yönetmek konusunda ne kadar istekli, ne kadar hazır olduğu konuşulabilir, tartışılabilir.

Güzel sözler bir yana Kıbrıs tarihi, Türkler ve Rumların ortak iş yapma konusunda zengin örnek üretemediğini de gösteriyor.

Dış güçlerin etkisini inkar etmek mümkün değil.

Tüm bunlara rağmen Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar’ın belirli bir sürecin ardından Kıbrıs’ı birlikte yönetebileceğine samimiyetle inanırım.

Yeter ki niyet olsun.

Yeter ki bu niyetle uyumlu olarak atılması gereken sinerji yaratacak adımlar atılsın.

*                 *               *

Kıbrısla ilgili yazı yazmak hem çok kolaydır hem de çok zordur.

Kolaydır, çünkü “Ne olacak bu Kıbrıs meselesiyle” doğduk, “Ne olacak bu Kıbrıs meselesiyle” yolun yarısını çoktan geçtik...

Kıbrıs sorunuyla doğdum.

Kıbrıs sorunuyla, Cahit Sıtkı Tarancı’nın ünlü şiirinde yolun yarısı olarak işaret ettiği 35 yaşı 22 sene önce geride bıraktım.

Hayat tek düze değil.

Hayatın tadı da tek değil.

Ancak çok net olarak ortadadır ki geride kalan yaşamın tadını en çok Kıbrıs sorunuyla bağlantılı yaşadıklarımız kaçırdı.

Pek çok insan gibi ne çocukluğumu, ne gençliğimi yaşadım.

1963’te göçmen olduk. Evimiz yerimiz geride kaldı. Mutsuz olduk.

1974’te tekerleğin ters döndüğünü sandık. Rumun ganimetine konduk toplum olarak. Ama bu defa adaletsizliğin kralını en çıplak haliyle gördük. Gene mutsuz olduk.

Belirsizlik her zaman ruhumuzun dinamitledi.

Hayatımızda depremler hiç eksilmedi.

***

Nutuklarla avutulduk.

Kıbrıs sorunu her zaman, her türlü pisliğin, başarısızlığın kılıfı oldu.

Belki de bu nedenle “Bitsin bu Kıbrıs sorunu da kurtulalım” dedi insanlarımızın çoğu.

Bir beden için en ağır yük bastığı yeri bilmeyen baştır.

Biz hep öyle başlar taşıyarak geldik son yıllara.

Kendi dünyamıza kapalı yaşadık.

Tanınmamışlık, dünyaya gerçek anlamda entegre yaşamı engelledi.

Tanınmamışlıktan şikayet ederken aslında için için tanınmamışlığın “kanunsuz yaşama” izin veren yanını kullandık.

Aynı duyguyla hem adaletsizlikten şikayet edildi hem de gerçek adaletin gelmesinden korkuldu.

Hem partizanlıktan şikayet edildi hem de partizanlığın nimetlerinin geleceği gün için çaba harcandı.

Kısacası çözümsüzlük, mandra düzeni bizim tarafı her bakımdan kirletti.

Bütün değerlerimiz iğfal edildi.

Kendi adıma çok açık söyleyim. K. Kaymaklı’da çocukluk günlerimde tokmağın üzerine oturup yıkandığım, modern banyosu olmayan evimizdeki hayatımızda bugünlere göre daha mutluyduk. Bu mutluluk özlemi asla çocukluk günleriyle bağlantılı algılanmasın.

Ne demek istediğimi dünleri ve bugünleri yaşayanlar çok iyi anlamıştır.

***

Kimse ama hiç kimse Ruma teslim olacağımız bir çözüm istemez.

Ancak olası çözüme, şuur altında saklı gizli hesaplarla karşı çıkışı gözlüyorum. “Ne anlaşması aha böyle devam etsin, eyidir” diyenler az değil.

Ancak herkes şunu bilmelidir ki Rumun rahatsız edici her türlü yaklaşımından kurtulmuş olsak da mevcut şartlarımız sürdürülebilir değildir.

İki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı, dünyanın da destek verdiği çözüm bizim için da en iyi olandır.

KKTC Cumhurbaşkanı Talat ve Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hristofyas, doğrudan ayrıntılı görüşmeleri dün başlattı.

Hiç kuşku yok iki liderin sorumluluğu öteki toplum bireylerinden fazla.

Yaşayabilir bir çözüm için herkes elinden gelen katkıyı koymalıdır.

Ancak Mevcut durumun Kıbrıslı Rumlar için de ciddi riskler ve tehlikeler taşıyor.

Kıbrıs’ta çözüm yolunda ilerlerken en önemli eksik, tarafların çözümle bağlantılı çıkar analizlerinin yapılmamış olmasıdır. Gerçekçi çıkar analizi yapılıp sonuçları toplumların önüne konulsa çözüm yolunda pek çok tıkanma riski ve toplumların kullanılma olasılığı ortadan kalkacak.

Zorluk var mı? Var.

Sıkıntı var mı? Var.

Ama barışa ve çözüme gereksinim de var...

Bütün mesele çözüm isteyim istenmediğine yönelik kesin kararı vermek... Buna tepediklerin değil sokaktakilerin de karar vermesi gerekir. Öyle ayak sürüyerek barış ve çözüm yürüyüşü olmaz.

*           *          *

Kıbrıs sorununun uzun yılları aşıp gelen, çözümsüzlükte Keşmir sorunuyla yarışan bir sorun olması çözüm umutlarını ortadan kaldırmamalı. Tam tersi bunca yıl yapılan müzakereler ve elde edilen deneyimler sorunlu noktaların daha kolay görülmesini sağlamıştır.

İşte bu noktada Mehmet Ali Talat, “Kıbrıs sorununu birkaç ay içinde çözebiliriz” yaklaşımına katılırım.

Neden katılırım?

Çünkü bunca yıllık tartışmadan sonra taraflar hangi noktalarda çözüme doğru adım atması gerektiğini biliyor. O adımlar ortak bir vatan ve ortak bir gelecek için atılırsa Kıbrıs sorunu birkaç ay bir yana birkaç gün içinde bile çözülebilir.

   1287 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Kasım 2008, Cumartesi   Bunun adı olsa olsa KKTC demokrasisi
22 Ekim 2008, Çarşamba   Kuzey Kıbrıs'tan çeşitleme
15 Ekim 2008, Çarşamba   Kıbrıs'ta görüşmleler devam etmesine ediyor da...
20 Eylül 2008, Cumartesi   Kıbrısımız adına, endişe duyuyorum, korkuyorum...
28 Ağustos 2008, Perşembe   “Ya Taksim, Ya ölüm” el değiştirdi.....
13 Ağustos 2008, Çarşamba   Yüz değil, bin fırın ekmek da yetmez...
08 Ağustos 2008, Cuma   En kötü barış en iyi savaştan iyidir
31 Temmuz 2008, Perşembe   Bir yanda Kıbrıs görüşmeleri, öte yanda CTP’nin sancıları...
25 Temmuz 2008, Cuma   "Türkiyelileri ve Türkiye'yi en çok Denktaş seviyor"
17 Temmuz 2008, Perşembe   Altı günde adanın kaderi değişti...



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital