5 Aralık 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Bir rüya gerçek oldu
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
David Haye fights for heavy weight championship [2]
Cyprus seeks to extend MoU [1]
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]



Yasemin kokuları lahmacun kokularının altında kalırken...

Hasan HASTÜRER
hasturer@kibris.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   9 Nisan 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

LEFKOŞA- Lokmacı’nın açılmasının ne denli önemli olduğu açıldıktan sonra daha net anlaşıldı.

Lokmacı, günlük hayatı en yakın noktadan birleştirdi.

Lokmacı Kapısı'nın karşılıklı geçişler için açılacağı inancım hiç sarsıntı geçirmemişti.

Karşılıklı tavırlar ve sözde kırmızı çizgiler ne olursa olsun bir gün açılacaktı.

Lokmacı civarında işyeri olanların açılma konusunda sorularına hep muhatap oldum. Yanıtım hep aynı oldu: "LOKMACI MUTLAKA AÇILACAK."

Salı günü gazeteci arkadaşlarla önce Lokmacı'nın Kuzeyini sonra Güneyini gezdik...

Lokmacı'nın açılmasını bizim taraf daha fazla istiyordu...

İhmal ettiğimiz Lefkoşa Surlar İçinin kurtuluşunu Lokmacı'nın açılışına bağlamıştık.

Peki Lokmacı'nın açılmasını istiyor ve bu yönde baskı gruplarını hep canlı tutmaya çalışan taraf olarak açılışa ne kadar hazırdık... Ya da açılış için ne kadar hazırlık yaptık?

Kısa ve net yanıt vereyim... HAZIRLIKTAN GENE SINIFTA KALDIK...

Lokmacı ve Arasta'dan esnafla konuştuk...

Alışverişten fazlasıyla memnunlar...

Kuyumcuların satışlarında % 40 dolayında artış var...

Kot pantolon ve öteki hazır giyim satanların satışlarındaki artış % 300'lerin üzerinde...

Yeme içme yerlerinde ise oran % 500'lerin üzerinde...

Kapı açılana kadar bir ayda gördüğü turist ve Kıbrıslı Rum sayısını çarşı bir günde görüyor...

Ancak surlar içinin Lokmacı'ya yakın bölümü ne alt yapı ne de ticari anlamda hazır değil...

Ciddi bir ilgi var... Bu ilgi mutlaka azalacak ama bizim çarşımıza hayat verecek düzeyden aşağıya düşmeyecek... Ama unutmayalım ne Rumlar ne de turistler "ahmak" değildir... Kimse kendine enayi muamelesi yapılmasını kabul etmez...

Çarşının önemli bölümü fiyatlarını akıllı tutuyor. Ancak bazıları tıpkı kapıların açılmasında olduğu gibi ipin ucunu kaçırdı... Tuvaletlerde bir işemenin bedeli 2 EURO... Yani yaklaşık 4 YTL...

Bazı lokantalarda sıradan üç porsiyon kebap için 65 EURO hesap istenmiş... Bir oto park işletmecisi park ücretini 8 YTL'ye çıkarmış... Bunlar kendi parmağımızla kendi gözümüzü çıkarmaktır.

Vurgun peşinde olanlardan çarşı esnafı da şikayetçi... Ancak merkezi otorite kontrol dışı bu tür vurgunlara karşı önlem almazsa bunun bedeli çok ağır olacak.

***

Surlar içi bütün olarak sorunlu... Çarşı doğal akış içinde kazanıyor... Hazırlık ürünü kazanç yok... Yıllardır Lefkoşa Surlar içi, sözde sevildi... Surlar içi hep ihmal edildi... Lokmacı civarındaki işyerlerinin bütünlüklü olarak sahiplenilmeye ve yönlendirilmeye gereksinimi var. Bu yapılmazsa Güney'den Kuzeye dönük akış verimli olamayacak.

Kuzey Lefkoşa’da hayat yeni bölgelere kayarken surlar içi ağrılıkla Hataylılara terk edildi.

Hiç unutmuyorum... Büyük Han’ın bitişiğindeki oto parkta bilet kesen kişiyle aramda şöyle bir iletişim geçmişti.

-Memleket neresi?

-Hatay.

-Kıbrıs’ta Kıbrıslılar mı, Hataylılar mı daha çok?

-Tabii ki Hataylılar abi.

Surlar içinin değişen dokusu Lokmacı civarında da var. Lokmacı, Arasta, İplik Pazarı, Asmaaltı, Banadabuliya... Bu bölgelerin otantik dokusu korunarak yeniden yapılandırılmalı. Bu merkezi bir kararlar yapılmazsa Güney’den geçenler Kuzey Lefkoşa’da Anadolu’dan izler bulup, kendilerini Anadolu’da sanacak...

Şu an için yasemin kokuları lahmacun kokularının altında kaldı...

***

Lokmacı'nın Güneyinde Rum kesimine geçtik mi, bu kez geçidin ismi Ledra oluyor...

Ayakkabı satan bir mağazanın sahibi ile konuşuyoruz... "İşler nasıl?" diye soruyoruz.. "İyi" deyip ekliyor: " Kapı açıldığında Türk müşterilerimiz arttı. Ama daha da önemlisi Kuzey'e geçmek için gelen Kıbrıslı Rumlar da alış veriş yapınca işlerimizin artmasına neden oldular."

Bizim Uzun Yol dediğimiz Ledra Caddesi'ni sayısını unutacağım kadar çok ziyaret ettim. Kapı açılana kadar Ledra'nın Kuzey ucu çıkmaz sokak gibiydi. Şimdi ciddi hareketlilik çarşının iki yakasındaki dükkan sahiplerinin yüzünü güldürüyor.

***

Kuzey Lefkoşa'da esnafla, sokaktaki insanlarla Kıbrıs sorununu konuşmadık... Güney Lefkoşa'ya geçince sokağın nabzını tutmaya da çalıştık...

Trodos dağ köylerinden olup uzun yıllar Lefkoşa'da yaşayan A. Papadopulos'la Ledra Caddesi'nde sohbet ettik.

Papadopulos, sorularımızı yanıtlarken politikacıları cebinden çıkaracak kadar olgun yanıtlar verirken, yapıcı yaklaşım üslubunun en güzel örneklerini sergiliyordu...

Biz sorduk o yanıtladı...

- Hristofyas'tan neler bekliyorsunuz?

- Siz Talat'tan ne bekliyorsanız, biz de Hristiofyas'tan onu bekliyoruz.

- Kuzeydeki TC kökenliler sizi rahatsız ediyor mu?

- Hayır... O sizin sorununuz...

- Peki Pontuslular?

- O da bizim sorunumuz.

***

Şilluralı (Yılmazköy) bir Rumla, ara sokaklardaki bir kahvehane de sohbet ettik.

"Evine dönemeyeceğin bir çözümü nasıl karşılarsınız?" diye sordum. Bir an duraksayıp şunları söyledi: "Benim için çok zor bir soru. Yeni kuşaklar için dönüp dönmeme sorun olmayabilir ama bizim gibi yaşlıların köylerini, evlerini bir anda unutup, gözden çıkarması kolay değil."

Aynı Rum'un bayrak algılamasını da sorgulamak istedim.

Türk ve Yunan bayraklarına tepkisini sordum, yanıtlar topu taca atmak gibiydi. Kıbrıs Cumhuriyeti bayrağını da sahiplenmekte net yanıt vermedi. Yanıt alma ısrarım devam etti... Şu soruyu sordum: " Evine tek bayrak asacak olsan hangi bayrağı asarsınız?"

Gene kıvırıp, " Bugüne kadar bayrak asmadım, bundan sonra asmayı da düşünmüyorum."

... Ve kendi kendime düşündüm, "acaba dünyada vatandaşlarının birinci tercihi kendi bayrağı olmayan bir başka devlet var mı?"

***

Yaklaşık bir yıl önce Ledra'nın nabzını tutmuştuk gene. O günkü hava bugünkünden farklıydı. Lokmacı'nın açılması Ledra'nın havasını yumuşattı. Çözüm için somut açılımlar ortaya konulmasa da iyimser bir hava esiyor Ledra'da...

 

   1096 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Kasım 2008, Cumartesi   Bunun adı olsa olsa KKTC demokrasisi
22 Ekim 2008, Çarşamba   Kuzey Kıbrıs'tan çeşitleme
15 Ekim 2008, Çarşamba   Kıbrıs'ta görüşmleler devam etmesine ediyor da...
20 Eylül 2008, Cumartesi   Kıbrısımız adına, endişe duyuyorum, korkuyorum...
04 Eylül 2008, Perşembe   "Ne olacak bu Kıbrıs meselesi?" diye, diye...
28 Ağustos 2008, Perşembe   “Ya Taksim, Ya ölüm” el değiştirdi.....
13 Ağustos 2008, Çarşamba   Yüz değil, bin fırın ekmek da yetmez...
08 Ağustos 2008, Cuma   En kötü barış en iyi savaştan iyidir
31 Temmuz 2008, Perşembe   Bir yanda Kıbrıs görüşmeleri, öte yanda CTP’nin sancıları...
25 Temmuz 2008, Cuma   "Türkiyelileri ve Türkiye'yi en çok Denktaş seviyor"



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital