|
LEFKOŞA- Bu satırları 16 Ocak 2008, Çarşamba sabahı yazdım.
Kuzey Kıbrıs siyasi yaşamında sular durulmuyor.
UBP boykotu kaldırıp meclise döndü.
Bakışlar DP’de odaklaştı.
Siz bu satırları okurken DP’nin tavrı da netlik kazanmış olacak.
Olağanüstü bir sürpriz olmazsa DP milletvekilleri 17 Ocak 2008, Perşembe günü toplanacak KKTC Meclisine tek tek istifalarını sunacak.
DP’nin boykotu bir ileri noktaya taşıyıp partili milletvekillerinin istifasını uygulama aşamasına getirme eğilimi KKTC siyasetine ilgi duyan tüm merkezlerde hareketliliğe neden...
Özellikle iç politik dünyamızda Cumhurbaşkanlığı, CTP ve UBP, Serdar Denktaş ve parti kadrolarının atacağı adımı merakla izliyor.
CTP kanadında Serdar Denktaş’ın söylevleriyle sol kesimlerin önce sempatisini sonra da oylarını DP’ye çekebileceği konusunda kaygı var. Bu çok açık seslendirilmese de gizlenemiyor. DP’nin AKP ile Kıbrıs Türk demokrasisinin müdahalesizliği için hesaplaşması durumunda CTP bir biçimde zora girecek.
Serdar Denktaş’la iletişimi sürdüren CTP bağlantılı isimlerin Serdar Denktaş’ı meclise dönme yönündeki ikna çabalarının sürdüğü kulaklarımıza geliyor.
Hatta CTP’ye yakın bir önemli ismin Serdar Denktaş’a, “Boykotu istifaya dönüştürürseniz bu Ankara’ya karşı ciddi bir tavır olur” dediği ve bunun üzerine Serdar Denktaş’ın, “Bana ne söylediğini kulakların duyuyor mu?” tepkisiyle sustuğu da konuşuluyor.
CTP Genel Başkanı ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer de ikna turlarına katılanlardan. Ancak DP kanadı ve bizzat Serdar Denktaş, “Dönersek ne olacak, ne değişecek?” sorusunu sorduğu zaman iletişim kopuyor.
Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası’nın DP’yi ziyaret ederek destek beyan etmesi özellikle CTP çevrelerinde rahatsızlığa neden oldu. Bu rahatsızlığı duyanlar, “KTÖS nasıl olur da Denktaşlarla birlikte olabilir?” sorusunu gündeme getirirken, bu soruya karşılık, CTP’nin yıllarca DP ile koalisyon kurup, Denktaşlarla yakın duruşu anımsatılıyor.
* * *
UBP’de ki rahatsızlık biraz da kulvar yakınlığıyla bağlantılı. Boykota son verip meclise dönme kararını Parti Meclisi’nde yarı yarıya fire vererek alan UBP’de DP’li vekillerin istifası dolaylı olarak sıkıntı yaratabilir. Bunun farkında olan UBP yönetimi kulis yaparak DP’lilerin de Meclise dönmesini sağlamaya çalışıyor. Çeşitli kaynaklar bu amaçla iletişim imkanı olan DP’li milletvekilleriyle bire bir temasın denendiğini belirtiyor.
* * *
İşte tüm bu hareketlilik içinde Pazartesi akşam saatlerinde DP Genel Merkezine gidip Genel Başkan Serdar Denktaş’la yaklaşık iki buçuk saat sohbet ettim.
Ses kayıt cihazını çalıştırdığım zaman konuşmalar daha temkinli olur. Bunu bildiğim için ses kayıt cihazını çalıştırmayıp kısa notlar almayı tercih ettim.
Sohbetimizin bir bölümüne DP Genel Sekreteri Ertuğrul Hasipoğlu ile DP’li Lefkoşa Belediye Başkanı Cemal Bulutoğluları da katıldı.
Hasipoğlu, DP kadrolarının en deneyimli en kıdemli ismi. Serdar Denktaş’ın son çıkışlarından rahatsız olduğu duyumunu aldığım için sohbet sırasında Serdar Denktaş’la uyumunun ne olduğuna ayrı bir özen gösterdim.
Hasipoğlu konuşmalarımızı sadece dinlemedi. Kendi görüşlerini de seslendirdi. Ayrılacağı zaman görüşlerini net olarak öğrenmek için bazı sorular sordum.
Can alıcı sorum şuydu: “ Mevcut durumda DP’nin Meclise dönmesi ne getirir ne götürür?”
Hasipoğlu’nun yanıtı çok açık geldi: “ Mevcut durumda hiç bir değişiklik ve gelişme olmadan Meclise dönmemiz mümkün değildir.”
Ertuğrul Hasipoğlu, en son aşamaya gelmeden CTP ile bir kez daha görüşme yanlısı... Bu düşüncesini ortaya koyunca Serdar Denktaş, devreye girip şunları söyledi: “ Biz istifalarımızı Meclis Başkanlığına veririz. Eğer CTP, makul süre içinde anayasa ve yasa değişikliklerini meclisten geçirip erken seçimle eş zamanlı olarak halk oyuna sunulmasını kabul ederse istifalarımız Mecliste ileri götürülmez. Aksi halde istifalarımız fiilen hayat bulur.”
Hasipoğlu, Serdar Denktaş’ın bu yaklaşımına karşı bir şey söylemedi.
Cemal Bulutoğluları, boykotun istifaya dönüşmesi konusunda çok açık tavırlı. Bulutoğluları’na göre DP’nin bu yönde atacağı adım UBP içinden de ciddi destek bulacak.
* * *
Serdar Denktaş’ı çok rahat buldum.
Merak edip, “Niye çok rahatsınız?” diye sordum.
Yüzünde karar vermişliğin huzuru ile konuştu: “ Bir mücadelede toplumsal çıkar öne çıktığı zaman karar üretip mücadele etmek çok daha huzurludur. Kıbrıs Türkünün çıkarları DP’den de, tek tek bizlerden de önemli ve değerlidir. Duruşumuz netlik kazanırken toplumdan, çok geniş bir yelpaze içinde ciddi destek duruş ve mesajları aldık. Çok net olarak gördük ki halk siyaset dünyasında ilkeli duruşu özledi. Bizler ilkeli davranıp, bedeli neyse ödemeye hazırız.”
* * *
Serdar Denktaş, ortaya koydukları tavrın Türkiye ile bağlantısını anlatırken şunları söyledi: “ Bizlerin Türkiye karşıtlığı söz konusu olamaz. Biz kendi evimizin demokratik bağlamda efendisi olmak istiyoruz. Müdahalelerin hem Ankara’ya hem de Kuzey Lefkoşa’ya zarar verdiğini anlatıyoruz. Kendi evimize sahip çıkmak istiyoruz. Bu kadar basit.”
* * *
DP tarihi bir kararın eşiğinde... Olay tüm yönleriyle parti içindeki herkesle konuşuluyor. Parti için demokrasi iyi çalıştırılıyor. Çarşamba akşamı çok büyük olasılıkla milletvekillerinin istifa kararı DP Parti Meclisi’nde üretilecek. Ertesi gün de DP’li milletvekilleri tek tek, son kez kürsüye çıkıp istifa gerekçeklerini seslendirip, istifalarını açıklayacak.
Siyasi kulislerde DP’nin kişilikli duruşu puan topluyor. Yaygın kanaat şu:
“ DP mevcut durumda Meclise dönse, olsa olsa filmin bazı karelerinde görülen bir figüran olacak. Halbuki istifaları ile siyaset dünyasında çok daha önemli tartışma ve gelişmeleri tetikleyebilecekler. Bir diğer önemli nokta tüm siyasileri bir kefeye koyan, “Tümü aynı” yaklaşımını kıracak kişilikli bir duruş örneği sergileyecekler.”
... DP, istifa kararı üretirse uygulamada fire verir mi?
Bana sorarsanız, çok zor. İstifa etmeyip mecliste kalmayı tercih eden siyaseten intihar etmiş olur.
* * *
Kuzey Kıbrıs’ta taşlar yerinden oynarken, roller de iyice karıştı... Öz ile sözün ne kadar örtüştüğü sorgulanıyor.
|