5 Aralık 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Bir rüya gerçek oldu
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
David Haye fights for heavy weight championship [2]
Cyprus seeks to extend MoU [1]
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]



Kanat altı civcivi kimse tavuk yerine koymaz.

Hasan HASTÜRER
hasturer@kibris.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   1 Mart 2007, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kıbrıs sorununun çözümünün özellikle Kıbrıslı Türkler için yaşamsal önem taşıdığını her fırsatta vurgularım.

Neden?

Çünkü adadaki mevcut durumun devamına bir şekilde Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimi razıdır. Her üçünün de uluslararası kimliği vardır ve kendilerine göre mevcut durumunun devamı pozisyon korumasıdır.

Hafta sonu Yunanistan’da yer alacak uluslararası bir sempozyumda sunuşum var.

Sunuşum hazırlarken dersime çalışıyorum.

1950’li yılların sonlarından bugünlere kadar geliyorum.

Çok net olarak şunu fark ediyorum ki hiç bir dönemde Kıbrıs Türkü ciddi anlamda dikkate alınmadı.

Hiç bir dönemde, çözüm arayışında Kıbrıs Türkü, en öndeki iki taraftan biri olmadı.

Hiç bir dönemde Kıbrıs Türk tarafıyla çözüm pazarlığı yapılmadı.

*             *            *

1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarını yaşayarak anımsayanlar var. O günün canlı tanıkları hala yaşamda.

Kıbrıs’la ilgili tarihi gerçeklerin çok büyük bir bölümü hala paylaşılmadı.

İngiltere’nin adadan gideceği belli olduğu zaman Türkiye’de Demokrat Parti iktidarı vardı, Başbakan Adnan Menderes’ti.

Rauf Denktaş’tan dinledim. O günün Ankara’sı “Ya Taksim, ya ölüm” sloganıyla ulusal duyguları okşayan, kabul gören Taksim’den yanaydı. Bunu sağlamak istiyordu. Ancak, Amerika, Yunanistan’ın kabul etmeyeceğini bildiği için Taksim’e destek vermedi. Ta o yıllarda NATO üyesi iki ülke olarak Türkiye ve Yunanistan arasında sorun yaşanmaması yaklaşımıyla Kıbrıs’a bakıldı.

Adadaki Rumlar daha güçlü ses verirken Kıbrıslı Türkler, Ankara’nın kanatları arasında kalmayı vazgeçilmez gördü.

*           *         *

Dünya bizi ayrı ve adada siyasi anlamda Rumlarla eşit siyasi hakları sahip bir varlık olarak görmedi senelerce. Bu yaklaşıma Kıbrıslı Türkler de yardımcı olmadı mı?

Oldu tabii.

Biraz tarih tünelinde yolculuk yapalım isterseniz.

Adada siyasi çalışmalar 1940 yılına kadar dondurulmuştu. 1940’ta belediye seçimlerinin yapılmasına izin verildi. Siyasi yaşam canlandı. Belediye seçimlerine katılan Kıbrıslı Türkler dağınıktı. Bu dağınıklı bir örgütlenmeyi gündeme getirdi ve  aralarında Dr. Fazıl Küçük ve Necati Özkan’ın da bulunduğu geniş bir kesim 1942 yılında bölünmeyi geride bırakmak için Av. Fadıl Korkut başkanlığında birleşti. Böylece KATAK (Kıbrıs Adası Türk Azınlığı Kurumu) kurulmuş oldu.

KATAK tüzüğünün 3. maddesinde de  kuruluşun amacı şu kelimelerle belirtildi:

"Cemiyetin maksadı Kıbrıs Türk Azınlığının haklarını aramak, ilmi, iktisadi ve sınai seviyelerini yükseltmek ve umumiyetle Kıbrıs Türklerinin menfaatlerini temine çalışmaktır..."

KATAK, Kıbrıslı Türklerin ilk ciddi siyasi amaçlı örgütlenmesiydi ama bu örgütlenmede o dönemin toplumsal önderleri Kıbrıslı Türkleri AZINLIK olarak ilan etmişti.

Hem kendi kendinizi azınlık ilan edeceksiniz hem de dönüp siyasi eşitlik isteyeceksiniz.

Bu ne kadar olasıdır?

*               *               *

Dünya bizi ciddiye almadı, bizler de ciddiye alınmak için gerçek anlamda bir ağırlık ortaya koyamadık.

1963 olayları sonrası 1964’te ABD’nin Acheson Planı gündeme geldi.

1. Acheson Planı’nın temel ilkelerine bakalım:

Karpaz bölgesinde ada yüzölçümünün % 5'ini oluşturan bir bölge, üs olarak Türkiye'ye verilecek,  Türkiye de buna karşılık adanın geri kalan bölümünün Yunanistan'a verilmesini kabul edecekti. Meis adası da Türkiye’ye verilecekti. Kıbrıs’ta kalacak Kıbrıslı Türklerin ise azınlık hakları olacaktı.
Bunları Kıbrıslı Türklerin kabul edip etmediğini soran o zaman da olmadı. Pazarlık Ankara ile yapıldı.

2. Acheson Planı’nın ruhu da üç aşağı beş yukarı buydu.

*              *            *

Kıbrıs sorununa Amerika hep taraf oldu.

Amerika ile birlikte etkili başka ülkeler de Kıbrıs sorunuyla ilgilendi. Ama özellikle Amerika’nın Kıbrıs sorunuyla ilgilenmesinde Kıbrıs Türk tarafıyla ilgili özel bir düşünce paketi hiç bir zaman olmadı.

1963’te Amerika, Kıbrıs sorununa ilgi duyarken kaygısı, Kıbrıs yüzünden iki NATO ülkesi Türkiye ve Yunanistan’ın karşı karşıya gelmemesiydi.

Aradan neredeyse kırk sene geçti, geldik 2000’li yıllara. Amerika yine Kıbrıs’la ilgileniyor. Bu kez de Kıbrıs sorununun Türkiye’nin AB üyeliğinde sorun yaratmaması ilgilenmenin esas nedeni.

Nerede Kıbrıs Türkü?

Neredeyse hiç bir yerde.

*             *            *

İstediğimiz kadar  “Kıbrıs sorunu öncelikle adada yaşayan Kıbrıslı Türklerle, Kıbrıslı Rumların sorundur” diyelim... Özellikle Kıbrıs Türk tarafının ayrı bir kişilikli duruşu tüm yönleriyle sergileyememesi nedeniyle Kıbrıs sorunu öncelikle Kıbrıs’ta yaşayanların sorunu olamıyor.

Kıbrıs sorununun  çözüm pazarlıkları Ankara, Atina ve Güney Lefkoşa’daki pazarlık ağırlığı kadar Kuzey Lefkoşa’ya da taşınmıyor.

Bunu sağlayabildiğimiz zaman Kıbrıs sorununun çözümünde çok önemli bir kilometre taşını geride bırakmış olacağız.

Kanat altı civcivi kimse tavuk yerine koymaz.

   1242 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Kasım 2008, Cumartesi   Bunun adı olsa olsa KKTC demokrasisi
22 Ekim 2008, Çarşamba   Kuzey Kıbrıs'tan çeşitleme
15 Ekim 2008, Çarşamba   Kıbrıs'ta görüşmleler devam etmesine ediyor da...
20 Eylül 2008, Cumartesi   Kıbrısımız adına, endişe duyuyorum, korkuyorum...
04 Eylül 2008, Perşembe   "Ne olacak bu Kıbrıs meselesi?" diye, diye...
28 Ağustos 2008, Perşembe   “Ya Taksim, Ya ölüm” el değiştirdi.....
13 Ağustos 2008, Çarşamba   Yüz değil, bin fırın ekmek da yetmez...
08 Ağustos 2008, Cuma   En kötü barış en iyi savaştan iyidir
31 Temmuz 2008, Perşembe   Bir yanda Kıbrıs görüşmeleri, öte yanda CTP’nin sancıları...
25 Temmuz 2008, Cuma   "Türkiyelileri ve Türkiye'yi en çok Denktaş seviyor"



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital