|
LEKOŞA- Kıbrıs Türk demokrasisi prematüre doğmuş bebek gibidir. Hatta daha da geriden bir başlangıç söz konusu. Demokratik kazanımlar için ciddi anlamda bedel ödeyip ödemediğimizde tartışma konusudur.
Kıbrıs Türk demokrasisi kışlada dünyaya gelmiş bir demokrasidir bir anlamda. Karma ekonomik model gibi asker-sivil karışımı bir demokrasi modelini kabullenerek bu günlere geldik.
Yanlışlar her zaman doğrulardan fazla oldu.
Yanlış yapmak doğru yapmaktan daha kolay olduğu için geçmişin yanlış uygulamaları daha kolay örnek alınıyor Kuzey Kıbrıs’ta. Halbuki yanlış, hatalı uygulamalar daha güzel bir gelecek için örnek olamaz ki?
* * *
Geçen hafta içinde Londra Türk Radyosu’ndan arayıp Kıbrıs’taki gündemle ilgili sorular sordular, ben da yanıtladım.
Kuzey Kıbrıs’ta kurulan CTP-ÖRP Koalisyon hükümetinin geleceğini sordular.
Yanıt vermeden hızla aklımdan son dönem yaşananlar ve ortaya koyduğum yaklaşımlar geçti.
* * *
Her insan gibi benim de pek çok konuda kişisel tercihlerim var. Kuzey Kıbrıs’ta barış ve çözüm yolunda beraber yürüme geçmişi olanların ortak hükümet kurmasını arzularım. Meclis aritmetiği buna yetse tercihimdir.
Böyle bir çoğunluk seçmen kitlesinde de çoğunluğu temsil edeceği için statüko partileri işte o zaman hükümet dışı kalır.
Bu tercih ya da arzumun yaşama geçme şansı yoksa halkın oylarıyla ortaya çıkan meclisteki iradeye saygı sınırları içinde olasılıkları geçerli alternatif görürüm.
Kimse, “Bu politikadır, politikada etik metik yoktur” demesin.... Yıllarca bu ülkede politikada çok kirli işler oldu. İnsanlar o kirli yöntemleri geçerli kabul edenlere karşı, onlara benzemediği için CTP’yi tercih etti.
İnsanlar CTP’ye, UBP ve DP çevrelerinde, siyasal anlamda “Yüz kızartıcı suç” nitelikli davranış biçimlerini yakıştırmaz.
İnsanımız laf kalabalığından bıktı.
Siyasi görüş adı altında, “tencere dibin karar senin ki benden karar” kapsamlı laf kalabalıklarına da itibar etmez.
Ciddi bir kamu oyu yoklaması yapılsın iç politikaya yönelik demeç karmaşasının vatandaşın ilgi alanı dışında olduğu ve devletin en sorumlu konumundaki insanların söylediklerine güven ve inancın çok alt düzeylerde olduğu ortaya çıkacak.
* * *
UBP ve DP’den istifalarla ÖRP oluştu.
Bu ülkeyi iyi kötü tanıdığıma inanırım. Avcı ve arkadaşlarıyla kişisel anlamda derdim hiç yok. Uygar iletişimimiz olduğu kadar yerinde duruyor. Ama görüne o ki ÖRP denemesi başarılı olmayacak.
Başarılı olmaması için dua ettiğim filan yok. Ama görülen köy minare istemez. Basına yansıtılan istifa ve ÖRP’ye katılımlar işin rengini ortaya koyuyor. Açıklanan isimlerin bir tekinin sürükleyici siyasi kimliği yok.
Hafta sonu BRT’de Turgay Avcı’yı dinledim. Başarılı olma yolunda büyük laflar etmiyor. Hatta çıktıkları yolun sonunda siyasi hayatlarının bitebileceğini bildiklerini seslendiriyor.
Pazartesi akşamı ALPET’in Jasmine Court’taki iftar yemeğinde Ekonomi ve Turizm Bakanı Enver Öztürk ve Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı Asım Vehbi ile aynı masadaydık. Sohbette bir şeyler başarma çabası içinde olduklarını gördüm. Ama politikada koltuğun kişisel kapasiteyle ne kadar doldurulduğundan önce demokrasi kurallarında temsiliyet önemli.
ÖRP, meclisteki sandalyelerinin temsil ettiği seçmen kitlesini bir biçimde çok açık olarak gözler önüne koyamazsa CTP-ÖRP Koalisyon hükümetinin devamı çok zor. Unutulmasın demokrasilerde asıl olan halk desteğidir, hiç bir destek halkın yerini tutamaz.
* * *
CTP, hala Kuzey Kıbrıs’ın her bakımdan en büyük partisi. Ancak CTP’nin gücü tek başına çoğunluğa yetmiyor.
UBP ve DP’nin Meclis Boykotu karşısında CTP ve ötekiler ne kadar ve ne şekilde durabilecek?
Geçenlerde CTP Lefkoşa İlçe Başkanı, Lefkoşa Milletvekili Kadri Fellahoğlu’nu bir TV programına telefonla katılıp söylediklerini dinledim. Muhalefet boşluğunun önemli olduğunu açık bir dille söyledi.
UBP ve DP’nin meclis boykotu siyasi nitelikli bir eylemdir. Bu eyleme karşı siyaset belirlenirken, “Meclise girmeden para alıyorlar” yaklaşımı hafif kalır. İş yapılan milletvekilliği ve alına paraya gelirse, halk mecliste sadece parmak kaldırıp indirenlerin aldıkları maaşı ne kadar hak ettiğini de sorgular.
Meclis boykotuna karşı daha fazla kabul görecek politikalar üretilmeli.
* * *
Şu anki tabloya baktığım zaman CTP-ÖRP koalisyon hükümetinin uzun ömürlü olamayacağını çok rahat görüyorum.
Bir yanda tabansız, ayaksız meclis koltuğunda oturan ÖRP’li vekiller öte yanda boykotla boş duran muhalefet koltukları.
Böyle bir görünümde ilk akla gelen iki seçenek var. Erken seçim ve CTP-UBP Koalisyonu. Bu iki seçenekten erken seçimi ilk yazmam, öncelikli seçenek olduğu anlamına gelmez.
CTP-DP koalisyonu da bir alternatiftir. Ama bunca yaşanandan sonra zor.
CTP+BDH+Bağımsızlar da bir seçenek görülebilir ama uzun ömürlü bir model değil.
CTP-UBP Koalisyonu özellikle Kıbrıs konusuna ortak noktada buluşulması durumunda en güçlü olasılık olur. Neden? Çünkü, referandumdaki %65 artık yok. Gelişmelere göre yeni siyasi tavır belirlenecekse, yeni politikaların geniş halk desteğine de sahip olması gerekir. CTP+UBP referandumdaki %65’in de üzerinde bir halk kesimini temsil eder. Eğer Kıbrıs sorununa önem veriliyorsa, Kıbrıs konusunda uzlaşıyla şekillenecek CTP-UBP Koalisyonu şu an için en akılcı, en doğru, en yararlı hükümet modelidir.
Bu koalisyon modelleri için siyasi irade ortaya konamazsa erken seçim vazgeçilmezdir.
Politikacıların gönüllerde yatan aslanı söyleyip, söyletmelerini boş verin mevcut durumda Kuzey Kıbrıs’taki politik tabloya bakınca seçenekler bunlardır.
|