|
Türkiye’de yine gerilim var. Bu seferki gerilim de yine bir bayramla, kutlamayla ilgili. Dünya Kadınlar Günü gibi, Newroz gibi....
Gazetemizin piyasaya verildiği bugün, yani 1 Mayıs, Uluslararası Emekçiler Günü olarak bütün dünyada kutlanıyor.
Bütütn dünyada barışçı gösteriler yapılıyor, Çoğunlukla bir bayram havası yaşanıyor.
Yarı demokratik ülkelerde, dikta rejimlerinde ya da baskıcı yönetimlerin işbaşında olduğu ülkelerde ise bu gün, ‘tehlikeli günler’ sınıfına dahil ediliyor.
Bu gün, akşam eve gidince (Gazetemizin piyasaya verildiği perşembe günü) televizyonlarınızda haber bültenlerine bir bakın.
1 Mayıs dünyada nasıl kutlanmış izleyin. Nerede barışçı ve eğlenceli gösteriler yapılmış, Hangi ülkelerde çatışmalar çıkmış?
Bazı zaman demokrasinin en geniş biçimiyle uygulandığı ülkelerde de olayların çıktığı oluyor. Bu sizi yanıltmasın. Biz barışçı gösterilerden söz ediyoruz.
Barışçı yaklaşımların dışına çıkılan, şiddete yönelen gösteriler konumuz dışında. Şiddete yönelen eylemler nereden gelirse gelsin ve sebebi ne olursa olsun barışçı bir gösteri için ölçüt oluşturmamalı.
Bu tür olayların, günlerin öncesinde yazı yazmak zordur. Toplumsal olaylar hele de Türkiye gibi değişken bir ülkede çok farklı etkenlere bağlı olarak değişik şekillerde ortaya çıkabilir. Beklenmedik sonuçlar doğurabilir.
Türkiye’de herşey olabilir.
1 Mayıs konusunda bu yazının yazıldığı saatlerde durum hala belirsizliğini koruyordu ama hükümet meseleye sadece polisiye gözle bakan despot mülkü idare amirlerinin yarattığı korku havasına teslim olmuş görünüyordu.
Nitekim Başbakan Erdoğan da Çalışma Bakanı Çelik de yaptıkları açıklamalarla sendikaların Taksim’de kutlama yapamıyacaklarını çok kesin bir dille ifade ettiler.
İstanbuıl Valisi Muammer Güler ise tam bir felekat tellalı gibiydi.
Geçen yıl olduğu gibi İstanbul’u bir yasaklar şehri haline getireceğini açıkladı. İstanbul’u neredeyse tümüyle kapatan, ilan edilmemiş bir sokağa çıkma yasağı uygulayacağını duyurdu.
Sendikalar ise 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamaya kararlı olduklarını dile getirdiler.
Böylece AKP Hükümeti basiretsizliği ve korkaklığı tercih etmiş oldu.
( Yine söylüyorum, son dakika yeni bir gelişme olmaz ve Hükümet durumun vehametini kavrayarak gösterilere kontrollü de olsa izin verebilirse ne ala) Oysa yapılması gereken vatandaşın güvenliğini sağlayarak kutlamalara izin vermek olmalıydı. Böyhlece şiddete dönüşme ihtimali olan böyle bir yasağın da olayların da önüne geçilmiş olardu.
Tabii dileriz son anda sağduyu hakim olmuş olsun ve olay çıkmasın.
Bütün bu iyi niyetli beklentilere rağmen ben şahsen umutlu değilim.
Erdoğan’ın bir kere daha derin devlet yaklaşımına teslim oluşuna bakıp 1 Mayıs’ın kutlanmasına yasak getirilmesini desteklemesini onun adına yeni bir talihsizlik olarak görüyorum.
Çünkü 1 Mayıs’ta çıkacak şiddet olaylarının sorumlusu korkak, beceriksiz ve karanlık emeller peşinde koşan mülki idare amirlerinden çok AKP Hükümeti olacaktır.
Ve AKP hakkında açılan kapatma davasından nasıl kurtulur onu bilemem ama Taksim’de ve İstanbul’un herhangi bir yerinde çıkacak olayların sorumluluğundan asla kurtulamıyacaktır.
Sanmıyorum ama, yine de dilemekten de geri durmak da istemiyorum.Yanılmayı çok istiyorum hatta.
Ama şimdiden görünen o ki Türkiye için bir sürpriz yaşamıyacağız.
Yine şiddet, vahşet ve çağdışı görüntülerle kartşı karşıya kalacağız.
Devlet içindeki gözü dönmüş güvenlikçilerin yine kararlı oldukları anlaşılıyor. İşin vahim tarafı AKP Hükümeti işin ciddiliğini hala anlayabilmiş değil.
Geçen yıl, 1 Mayıs 2007’de neler olmuştu bir hatırlayalım:
1 Mayıs günü valilik "muhtemel kanunsuz gösteriler"i gerekçe gösterip Taksim'e ulaşımı ortadan kaldırmıştı. Vapurlar, metro, otobüsler çalıştırılmamış; yollar, otoparklar ve okullar kapatılmıştı.
1 Mayıs günü Dolmabahçe ve Taksim'de polis gaz bombaları ve copla mitinge gelenlere aşırı şiddet uygulamıştı. Yüzlerce insan gözaltına alınmıştı. Şehir dışından gelenlere müdahale edilmişti. Gazetecilerin çalışması engellenmiş, polis onlara da şiddet uygulamıştı.
Sonuçta yaklaşık bin kişi Taksim meydanına çıkabilmişti.
Bu yıl ne olacağını geçen yılki uygulamaya bakarak anlamak mümklün.
Dileriz aynı şeyler olmaz ama şunu da söylemek gerekiyor:
Bütün engellemelere rağmen o meydan birgün emekçilere açılacaktır.
1 Mayıs kutlu olsun.
|