|
Birçok konuda birbirine düşman siyasi partiler seçim barajı konusunda tam bir fakir birliği içinde 12 darbe anayasası ile getirilen yüzde 10’luk seçim barajnın korunması için kararlı bir şekilde uğraşıyor.
Bu konuda büyük bir ittifak var.
Milli Güvenlik Kurulu ve askerler başta olmak üzere AKP, CHP ve diğer partiler hepsi görüş birliği içinde.
Yıllardır milli iradenin neredeyse uçte birinin Meclis dışında kalmasına neden olan bu baraj sisitemi istikrarlı hükümetler kurmak amacı ön plana çıkarılarak değiştirilemiyor. Değiştirmek isteyen kimse de yok.
Oysa Türkiye’nin üye olmak istediği Avrupa Birliği ülkeleri içinde en yüksek baraj yüzde 5 oranında.
Böylece bir ülkede belli oranlara ulaşamasa da bir bölüm yurttaşın savunduğu bazı fikirlerin de parlamentolarda temsil edilmesinin yolu açılmış oluyor.
Bunun tek istisnası dar bölge çoğunluk sistemini uygulayan İngiltere…
Bu sistem bile görece olarak Türkiye’dekinden daha adil sayılabilir. Hiç olmazsa bir bölgede çoğunluğu kazanan kim olursa olsun, hangi parti olursa olsun o bölgedeki sandalyeyi kazanabiliyor.
Bunun en son örneği son İngiltere’de son seçimde yaşandı. Savaş karşıtlarının kurduğu Respect Partisi Londra içinde Tower Hamlet bölgesinde çoğunluğu sağlayarak milletvekilliği kazandı. Bu sayı daha fazla olabilirdi.
Türkiye’deki sistem ise hem bu açıdan adil değil, hem de belli bölgelerde çoğunluğu kazandığı halde Türkiye genelinde yüzde 10 barajını geçemiyehn partilerin kazandığı sandalyeler barajı geçen partilere ikram ediliyor.
Milyonlarca seçmen kendi partilerine oy verdikleri halde hiç desteklemedikleri bir partinin milletvekilini seçmiş oluyor.
Sistem bu açıdan etik de değil.
Bu adaletsiz sistemin değişmediğini gören Kürtler ve bazı muhalifler gruplar bu kez seçimlere bağımsız adaylarla katılma yönünde karar alarak Meclis’e girmek için kararlılıklarını açıkladılar.
Özellikle DTP açısından bu çok önemli bir karar. Bu biçimde, çoğunluğu kazandıkları Kürt illerinden ve yüksek oy aldıkları diğer seçim bölgelerinden 30-40 arası milletvekilini Meclis’e gönderebileceklerini hesap ediyorlar.
Aynı şekilde bağımsız sol ve muhalif adayların da seçilebilecek bölgelerde ortaklaşa desteklenmesi halinde çok sayıda muhalif sesin Meclis’e girebileceği düşünülüyor.
Tabii bu yönteme karşı da başta AKP olmak üzere sistemin diğer partileri işbirliği yapıyor.
Bağımsızların seçilmesini zorlaştırmak için AKP’nin verdiği anayasa değişikliğine göre şimdiye kadar ayrı oy pusulaları ile seçime katılan bağımsızlar da müşterek oy pusulalarına dahil edildi. Böylece Kürt adaylara oy verecek seçmenin aklı karışarak oyunun boşa gideceği hesabı yaplıyor.
Amaç mümkünse Kürtlerin ve muhaliflerin Meclis’e girmesini engellemek. Bu olamazsa da bağımsız milletvekillerinin sayısının en az seviyede olmasını sağlamak.
Bakın Millet iradesini savunur görünüp Kürtleri ve muhalifleri Meclis dışında tutmaya çalışan bu antidemokratik, bürokratik sistemin sadık kalemi Emin Çölaşan Hürriyet’te bu değişikliğin gerekçesini nasıl açıklıyor:
"DTP'yi Meclis'te istemeyen sistem de, elbette önlemini alıyor! Şimdi Diyarbakır bağımsız adaylarının isimleri çok sayıda parti ve öteki bağımsız adayların arasında kaynayıp gidecek. Güneydoğu'da okuma yazma oranı düşük. Nice DTP'li seçmen, büyük olasılıkla oy vereceği adayı onlarca isim arasında bulamayacak. (...) Sayı kabarınca, okur yazar olmayan seçmen damgayı nereye vuracağını şaşıracak. Anayasa değişikliği bu yüzden yapıldı!"
Kürtlerin bağımsız adaylar çıkarması tabii en başta AKP’nin işine gelmiyor.
Çünkü çıkacak her bağımsız Kürt ve muhalif milletvekili AKP’nin sandalye sayısının azalması demek.
Bu nedenle ve tabii aslında demokratlıkları da su götürür olduğu için kendilerinin kuyusunu kazan bürokratik partilerle bölylesine kirli bir işbirliği içindeler.
Bu işbrliği çerçevesinde bu değişiklik diğer anayasa değişikliklerinin çok üzerindeki bir oyla, 36'ya karşı 407 oyla kabul etti. DTP'nin seçimlerden ve propagandadan sorumlu eşbaşkan yardımcısı Osman Özçelik, bu "ittifakın" ve değişikliğin ardında "Bağımsız adayların önünü nasıl kesebiliriz" kaygısının yattığını söylüyor ve ekliyor: "Hesap, Kürt seçmenlerin yanlış veya geçersiz oy kullanmasını sağlamak. Somut bir bölücülük bu. Çünkü ayrımcılık, hatta ırkçılık. Amacı, Kürtlerin parlamentoda temsilini engellemek." Özellikle okuma yazma bilmeyen seçmenler için pusulada bağımsız adayı bulmak çok zor; siyasi partilerin görsel olarak tanınmasını sağlayacak amblemleri varken, bağımsız adaylar sadece adlarıyla yer alıyor.
Başta AKP olmak üzere sistem partilerininin demokrasi anlayışı işte bu.
Üstelik bu anlayış çok tehlikeli bir mesaj da içeriyor.
Kürtlerin meseleyi barışçı yollarla ve Meclis çatısı altında, siyasi anlamda çözme talepleri dikkate alınmak istenmiyor. Kürtler Meclis’ten dışlanmak isteniyor. Kürtlere savaştan başka bir alternatif kalmaması için bölücülük, ayrımcılık yapılıyor.
Öte yandan Kürt meselesinde silahla çözümden başka yolları engellemeye çalışan militarizmin işi kolaylaştırılıyor.
Bu konuda son olarak akademisyenler, sivil toplum örgütü temsilcileri, gazeteciler, oyuncular ve yazarların da aralarında olduğu 5 bin 400'den fazla kişi, "Seçimlerde Ortak Aday İstiyoruz Kampanyası"nı başlattı.
Yayımlanan bildiride, "Yaklaşan genel seçimlerde emekten, özgürlükten, demokrasiden ve barıştan yana seçmenler için sol bir alternatif yaratmak zorundayız" görüşü dile getirildi. Yüzde 10'luk seçim barajının antidemokratik olduğu bu barajı aşabilmek için seçimlere bağımsız adaylarla girilmesi gerektiği belirtilen bildiriye şöyle denildi: "Bağımsız adaylarımız 'CHP'yi artık sol ve demokrat olarak görmeyen' sosyal demokratlardan, adil bir barış isteyen Kürtlere kadar bütün sol kamuoyunca kabul edilebilecek ortak isimlerden oluşmalı. İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır gibi büyük illerde bütün sol kamuoyunun tereddütsüz destekleyebileceği ortak adaylar üzerinden yükselecek böylesi bir seçim alternatifi, Türkiye'de emekten, özgürlükten, demokrasiden ve barıştan yana büyük bir kitleyi harekete geçirecektir.”
Milli iradeyi savunur görünüp seçmenin üçte birini Meclis dışında bırakan bu antidemokratik koalisyona karşı artık ciddi bir işbirliği gerekiyor.
Bütün engellere rağmen Meclis’te farklı, demokrat sesler duyabilmeliyiz.
|