21 Kasım 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Bir rüya gerçek oldu
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
Cyprus seeks to extend MoU [1]
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
David Haye fights for heavy weight championship [1]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]



Herkesin bildiği, ama inanmadığı bir oyun

Koray DÜZGÖREN
koray@toplumpostasi.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   28 Aralık 2006, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bu 2006 yılının son yazısı.

Bir yıl boyunca Türkiye’de olup bitenlerin, meydana gelen olayların arka planlarındaki gerçekleri anlatabilmek amacıyla yazılar yazdık. 

Çünkü Türkiye’de özellikle siyaset ve  devlet idaresinde şeffaflık olmadığı için başta politikacılar ve bürokratlar olmak üzere hemen herkes semboller, benzetmeler, farklı kavramlar ve işaretlerle konuşmaya alışmıştır.

Herkes işini bir biçimde kendi bildiği gibi halletmeye çalışır. Bunu yaparken açıklık ve dürüstlük gibi kavramların pek de bir değeri bulunmamaktadır.

Mesela bir politikacının herhangi bir somut konudaki gerçek niyetini öğrenebilmek için belki müneccim olmak gerekmeyebilir ama,  normal bir vatandaş olmak da bunun için yeterli değildir.

Söz gelimi, memleketimizde bir politikacının herhangi bir göreve aday olup olmadığını ya da bir konuda karar verip vermediğini anlamak öyle kolay bir şey değildir.

Ciddi deneyim sahibi olmak gerekir.

O politikacının çeşitli davranışlarından, başka konularda ettiği lafların taşıdığı anlamlardan, yaptığı imalardan, hatta yüzündeki mimiklerden dahi anlamlar çıkartmak gerekebilir.

Türkiye’de bir politikacı adeta ‘Ser verir sır vermez’ Yani gerekirse başını bu uğurda kaybedebilir, ama sırrını öyle kolay kolay açığa çıkartmaz.

Bunu, yanı bir politikacının ne demek istediğini arif olan anlar.

Hatta politikacılar -Ve tabii bürokratlar da- öyle hemen ne dedikleri anlaşılmasın diye yanıltıcı bazı mesajlar da verebilir. Çünkü politikada zaman kazanmak, hasımları oyalamak da çok önemlidir.

En doğru darbeyi, en beklenmedik zamanda ve yerde vurmak politikacının temel ilkelerinden biridir.

Bunu gerçekleştirmek için de her türlü yola başvurabilir. Her türlü yola başvurmak bu anlamda ‘mubah’tır. Yani geçerlidir, uygunudr.

“Neye uygundur?” Etik kurallara mı uygundur? Açıklık ve dürüstlük kurallarına mı uygundur? gibi soruları hiç sormayın.

Bu gibi soruların Türkiye’de cereyan eden politik faaliyetlerde yeri bulunmamaktadır.

Çünkü gerekirse politikacı  -Ve bir politikacı gibi davranmakta hiçbir sakınca görmeyen bir bürokrat- hedef saptırmak, hasımlarını yanıltmak amacıyla yanlış mesajlar verebilir. Doğruyu söylemek yerine yalan yanlış şeylerden bahsedebilir. Yani açıkça yalan söylemekte bir sakınca görmez.

Bunu da  politik gereklilik hatta, ‘Vatan millet’ aşkı için yaptığını gönül rahatlığı ile ifade edebilir..

Politik faaliyetler bir yana, mesela bir politikacının bir konuma ya da makama aday olduğunu öyle kolay kolay anlayamazsınız.

Söz gelimi, önümüzdeki mayıs ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi dolayısıyla Başbakan Tayyip Erdoğan’ın  o makama aday olup olmadığını bütün Türkiye neredeyse bir yıldır tartışıyor, bu meseleyle ilgili çok çeşitli spekülasyonlar, tartışmalar ve kriz senaryoları üretiliyor ama boşuna.

Başbakan gerekirse her türlü spekülasyona, sert tartışmalara, memleketi siyasi kaosa sürükleme ihtimali olan yoğun dedikodulara ve hatta ekonomik kriz senaryolarına rağmen bu konuda hiçbir şey söylemiyor.

Ona sorarsanız, bu konuda yapılacak erken bir açıklama birçok sorunun ortaya çıkmasına neden olabilir.

Türkiye derin tartışmaların içine girebilir ve çok önceden bir makama aday olunduğu açıklanırsa aday olan insan çok çabuk yıpratılabilir. O konuyla ilgili çıkartılacak spekülasyonlar ok daha büyük ve farklı siyası meseleleri gündeme getirebilir.

Orası Türkiye, hatta önceden bir niyetin açıklanması, bir makama aday olunduğunun beyan edilmesi o işi tehlikeye bile sokabilir.

İşin içine başka hesaplar, oyunlar ve politik endişeler girebilir. ‘Derin’ bazı güçler harekete geçebilir ve o iş bozulabilir.

Bunun örnekleri yakın siyasi tarihimizde çok görülmüştür.

Bu nedenle, yani yapılacak bir acelecilikle birçok planın boşa çıktığına tanık olunmuştur.

Netice olarak memleketimizde,öyle eğriye eğri-doğruya doğru bir politika ile gerçek niyetlerin doğru bir şekilde ve kamuoyunu tatmin edecek bir biçimde ifade edilmesi  pek kolay bir şey değildir.

Bir aday çok önceden çıkıp mesela, “Ben şu makama şu göreve adayım” diyemez. Adaylığını önceden açıklayıp gönül rahatlığı ile propaganda çalışmalarına başlayamaz. hep el altından çalışmaya mahkumdur. Adaylığı için, “Allah kısmet ederse oluruz” ya da “Vatandaş isterse aday oluruz” şeklinde muğlak-belirsiz açıklamalarla kendisini bağlamaktan kaçınır.

Aslında propaganda çalışması yapar, ama sordukları zaman başka gerekçeler ileri sürer. “Bir devlet görevi ile orada olduğunu” ifade eder.

Bir siyasi partiye genel başkan seçileceği neredeyse kesinleşmiş olan siyasi liderler bile ancak kongrede o da seçimin yapılacağı gün, hatta saatte adaylıklarını açıklarlar.

“Ne olur ne olmaz”  Türkiye’de “Erken öten horozların hep başı kesilir”

Bu nedenle de herkesin bildiği ama kimsenin inanmadığı bir oyun oynanıp durur.

Bu nedenle, 2007 başlarında da – nisan ayına kadar- Türkiye’nin bir numaralı görünür krizi olacak olan, ’Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’ın aday olup olmayacağı’na ilişkin sorusuyla ilgili spekülasyonlar sona ermez.

Memleketin rahatlaması nedense arzu edilmez.

Dedik ya, “Ne olur ne olmaz!” Orası Türkiye...

Buna rağmen dileğimiz, önümüzdeki yıl şeffaflık ve dürüstlük yolunda yeni adımların atılması.

2007’nin hepimize barış ve esenlikler getirmesini diliyorum.   

   1104 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Kasım 2008, Cumartesi   Dönüşü olmayan yol’ politikası kimseye fayda sağlamadı
22 Ekim 2008, Çarşamba   Gerginlik gerginliği, şiddet şiddeti körüklerken...
15 Ekim 2008, Çarşamba   Artık deniz bitti. Kimse eski masallara inanmıyor
01 Ekim 2008, Çarşamba   "Bu kriz bizi etkilemez. Bizim yardımlarımız var"
20 Eylül 2008, Cumartesi   "Birisi vurmadan kafanız çalışmıyor mu?"
31 Temmuz 2008, Perşembe   Kapatma ve Ergenekon davaları devam ederken Güngören provakasyonu
25 Temmuz 2008, Cuma   Ergenekon ve parti içi despotizmden güç alan darbe heveslileri
17 Temmuz 2008, Perşembe   Ergenekon iddianamesi: Ne reddetmek. Ne de çok şey beklemek gerek
03 Temmuz 2008, Perşembe   Toz duman arasında Sivas katliamını unutmayalım
26 Haziran 2008, Perşembe   İsmi nedeniyle sınır kapısından çevrilen bir çocuğun hikayesi



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital