21 Kasım 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Bir rüya gerçek oldu
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
Cyprus seeks to extend MoU [1]
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
David Haye fights for heavy weight championship [1]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]



Türkiye'nin yapması gerekenlerin hatırlatılması

Koray DÜZGÖREN
koray@toplumpostasi.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   9 Kasım 2006, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Haftalardır beklenen Avrupa Birliği Türkiye İlerleme Raporu yayınlandı.

Türkiye eleştirilmekle birlikte görüşmelere şartlı da olsa devam edilmesi kararı ifade edildi.

Türkiye’ye Kıbrıs meselesinde birçözüm bulunabilmesi için Aralık ayına kadar süre tanındı.

Hatırlarsanız geçen hafta bu köşede yayınlanan yazım, Tren Kazası mı? Yoksa  aklıselim mi?’ başlığı taşıyordu.

Çarşamba günü ( 8 Kasım 2006)  yayınlanan AB Türkiye İlerleme Raporu ile ilgili bir yazıydı.

Gerek AB içinde ve gerekse Türkiye’de, ilişkilerin dondurulmasını isteyenlerin seslerinin daha fazla çıkmaya başladığı bir dönemde yayınlanacak bu son İlerleme Raporu’nda acaba Türkiye ile AB arasında bazılarının beklediği gibi bir ‘Tren Kazası’ olacak mıydı?

Yoksa, ‘Aklı selim’ mi galip gelecek ve ‘Görüşmelere devam’ kararı mı çıkacaktı.

Son zamanlarda özellikle askerlerin ve onlar gibi AB’ye şüphe ile bakanların, hatta aleni olarak karşı çıkanların sesleri daha fazla duyulur olmuştu.

Bu gibi yaklaşımlar aslında, Türkiye AB ilişkilerinde zaten var olan meseleleri daha da ağırlaşrmaktan başka bir işe yaramıyordu.

O yazımın son bölümünde konunun bu tarafına değinerek şunları yazmıştım:

“Askerlerin siyasete müdahale meselesiyle ilgili açıklamaları ve AB’ya karşı tavırları Türkiye AB ilişkilerini geren ve meselelerin daha da zorlaşmasına neden olan yaklaşımlar. Bu yaklaşımlar nedeniyle Türkiye’de AB ile ilişkilerin dondurulması gerektiğini söyleyenlerin sayısı giderek artıyor. Böylece bunlarla, “Türkiye AB

ilişkilerindee bir tren kazası olmalıdir” diyenler aynı cephede yer almış oluyor.

Oysa Türkiye’nin de AB’nin de menfaati bu ilişkilerin devam etmesine bağlı.

Bakalım AB’de bu görüşten yana olanlar AKP’ye seçimlere kadar nefes almasına neden olacak bir süreyi kazandırabilecek mi? Bir tren kazasını engelleyebilecekler mi?

Ben, bu konuda olumlu düşünenlerden yanayım. Ne AB ileri gelenlerinin ne de AKP yöneticilerinin, böyle bir kazaya neden olmanın getireceği ağır sorumlulukları üslenmek istemiyeceklerini düşünüyorum.”

Şimdilik böyle oldu. ‘Tren Kazası’ olasılığı Aralık’a kadar ertelendi.

Türkiye’nin ve Türkiye-AB ilişkilerindeki ‘Diken üstünde olma’ durumu  bir süre daha devam edecek. Aslında Türkiye’nin çözülmemiş meseleleri olduğu sürece bu gerginliğin süreceğini kabul etmek gerekiyor.

Başka bazı AB üyesi ülkelerde olduğu gibi bu çözülmemiş meselelerin bir kısmı muhtemelen ancak zaman içinde çözülebilecek. AB aday üyeliği ya da AB üyeliği bu çözümleri kolaylaştırcak.

Hatta bazı meselelerin bu süreç içinde bile çözülemediği dahi olacak. Bunun birçok AB üyesi ülkede bol miktarda örnekleri bulunuyor.

AB Türkiye İlerleme Raporu’nda Türkiye’ye yönelik belli başlı 3 uyarı yer alıyor.

AB Kıbrıs'ta Türkiye'ye Aralık ayına kadar süre veriyor.  
Raporda, AB, "ek protokolün tam ve ayrımsız uygulanmasını, tüm ulaşım imkanları üzerindeki kısıtlamalar dahil malların serbest dolaşımı üzerindeki engellerin kaldırılmasını bekler. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi müzakere sürecinin ilerlemesini etkiler" şeklinde bir ifade yer alıyor.

“Türkiye yükümlülüklerini yerine getirmezse AB Komisyonu Aralık'taki AB Konseyi öncesinde konuyla ilgili tavsiyede bulunacaktır.” deniliyor.

Raporda ayrıca, işkence ve kötü muamele ile Güneydoğu'daki durumun endişeye yol açtığı belirtiliyor.

Raporda ayrıca ordu üzerindeki demokratik sivil kontrolün sağlanması gerekliğinin altı çizililiyor

Görüldüğü gibi bunlar Türkiye’nin bildik, ama bir türlü çözülmek istenmeyen  meseleleri.

Yani meseleler belli:

Kıbrıs, insan hakları, Kürt meselesi ve askerin siyaset üzerindeki tahakkümü...

Şimdi sormak lazım: Bunlar AB’nin mi, yoksa zaten bizim meselelerimiz mi?

Bunlar, Kıbrıs başta olmak üzere bizim meselelerimiz.

Ve biz bunları çözmek zorundayız. Bir ülke bu kadar çok  çözülmemiş meseleyle ve bu meselelerin yarattığı çözümsüzlüklerle ve uluslararası ilişkilerde bu meselelerin yol açtığı gerginlikler, açmazlarla sürgit uğraşmaya devam edemez.

Enerjisini ve geleceğini bu meselelerle bloke etmeyi sürdüremez.

Söz gelimi bir 301’inci madde, yani ifade özgürlüğü meselesini kendisi çözebilir. Bir insan hakları meselesini çözebilir.

Bu açılardan baktığımızda AB İlerleme Raporu’nu normal karşılamak gerekir.

AB, bizim yapmak zorunda olduğumuz bazı şeyleri bize hatırlatmaktan öte bir şey yapmıyor.

Bu hatırlattığı şeylerin Türkiye’nin aleyhine olduğunu söylemek ise çok vahim bir ruh halini ifade ediyor.

Hadi diyelim ki Kıbrıs meselesi,yıllar boyunca içinden çıkılamaz bir hale getirilmiş olan komplike bir uluslararası meseledir. Üstelik de son aşamada meselenin çözülememiş olmasında Rum yöneticilerin ve referanduma ‘hayır’ oyu veren Rumların rolü vardır.

Peki, ya işkence ya da ifade özgürlüğü meselesine ne demeli? Şimdiye kadar AB’nin zorlamasıyla getirilen değişikliklerle işkencenin azalması, ifade özgürlüğünün sınırlarının genişlemesi fena mı oldu?

İlerleme Raporu bu anlamda Türkiye’nin aynası görevini yapıyor.

Bu nedenle AB’ye değil, şimdiye kadar bu değişimleri gerçekleştirmeyenlere kızmamız daha doğru olur.

   1207 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Kasım 2008, Cumartesi   Dönüşü olmayan yol’ politikası kimseye fayda sağlamadı
22 Ekim 2008, Çarşamba   Gerginlik gerginliği, şiddet şiddeti körüklerken...
15 Ekim 2008, Çarşamba   Artık deniz bitti. Kimse eski masallara inanmıyor
01 Ekim 2008, Çarşamba   "Bu kriz bizi etkilemez. Bizim yardımlarımız var"
20 Eylül 2008, Cumartesi   "Birisi vurmadan kafanız çalışmıyor mu?"
31 Temmuz 2008, Perşembe   Kapatma ve Ergenekon davaları devam ederken Güngören provakasyonu
25 Temmuz 2008, Cuma   Ergenekon ve parti içi despotizmden güç alan darbe heveslileri
17 Temmuz 2008, Perşembe   Ergenekon iddianamesi: Ne reddetmek. Ne de çok şey beklemek gerek
03 Temmuz 2008, Perşembe   Toz duman arasında Sivas katliamını unutmayalım
26 Haziran 2008, Perşembe   İsmi nedeniyle sınır kapısından çevrilen bir çocuğun hikayesi



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital