12 Mart döneminde THKP-C Dev-Genç davasından yargılanıp 2 yıl 4 ay cezaevinde
kalan Başpınar, 1980 öncesi uzun süre Devrimci Öğretmen mücadelesinin
örgütleyenlerinden oldu. Daha sonra yoksul mahallelerde direniş örgütlenmesinde
öncü rol oynadı. 12 Eylül darbesinin ardından, 23 Ocak 1981’de yakalanan
Başpınar ağır işkencelerden geçirildikten sonra askeri mahkeme tarafından
müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Başpınar 11 yıl hapishanede kaldı. 1991’te
tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Rize Çamlıhemşin doğumlu olan ve 1991 yılında tedavi için kısa süreliğine
Londra’ya da gelen Başpınar, Türkiye’de toprağa verildi.
Ali Başpınar cunta mahkemelerinde yaptığı savunmada son söz olarak şunları
söylemişti: “...Emekçi halkımıza karşı
yürütülen yok etme ve sindirme politikalarına, halkımızın yanında emperyalizme,
faşizme karşı mücadele etmenin haklı, doğru ve meşru bir direniş mücadelesinin
içinde yer almış olmanın gururu ve onurunu taşıyorum, dünyanın hiçbir ülkesinde
faşizme karşı direnenler anarşist ya da teröristlikle suçlanmaz, bizlere karşı
yöneltilen bu suçlama ve niteleme de doğru değildir, Devrimci Yol dergilerinde
bu gerçek emperyalizme ve faşizme karşı mücadele yöntemleri çok açık ve net bir
biçimde ortaya konulmuştur. Geriye doğru baktığımızda o teorik tesbitlerin
doğruluğu çok açık ve net bir şekilde ortaya çıkıyor. Bugün burada son sözü
bize versenizde, gerçekte son sözü sizler nasıl bir karar verirseniz verin,
Türkiye Halkları verecektir. İnanıyorum ki halkımız bizi aklayacaktır....”
|