Kıbrıs Türk Cemiyeti (KTC) yaklaşık yarım asırdan beri faaliyetlerini yürüttüğü Soho'daki beş milyon sterlin değerindeki binadan kolay kolay vazgeçeceğe benzemiyor. Binanın Kıbrıs Türk Vakıflar İdaresi tarafından mahkeme huzurunda devralınmasından ve KTC'ye "yılda bir Sterlin karşılığı beş yıl daha burada kalabilirsiniz" dendikten sonra, Avrupa'daki en eski Türk derneği olan KTC, "bu bina Londralı Türklerindir ve Londralı Türkler kendilerine ait binaya sahip çıkılmalıdır" görüşünü savunmaya başladı.
KTC Başkanı Mustafa Gençsoy, eski başkanlardan Fikret Derviş, Yönetim Kurulu üyeleri Niyazi Yalçın ve Ali Değirmenci ile Onur Kurulu'ndan Prof. Salahi Sonyel ve Genç Türkler Kulübü Başkanı Bekir Çoban geçtiğimiz Cuma günü D'Arblay Street'teki bu binada bir basın toplantısı düzenledi.
Gençsoy KTC'nin Avrupa'daki en eski Türk örgütü olduğunu hatırlatarak konuşmasına başladı. 1951 yılında kurulan KTC'nin, 1959 yılından beri şu andakibinada faaliyetlerini yürüttüğünü kaydeden Gençsoy, bugüne kadar yapılan çeşitli faaliyetler hakkında bilgi verirken, "Türk okulları ve Futbol Federaysonu'nun kurucusu olduk" dedi.
KTC binasının nasıl satın alındığıyla ilgili bilgiler de veren Gençsoy, binanın Kıbrıs Türk Vakıflar İdaresi (Evkaf) adına, Londralı Türkler için satın alındığına vurgu yaptı.
"KTC, beş katlı binanın iki katını kullanacak ve kira vermeyecekti" diyen Gençsoy, 2000 yılından beri bu binadan çıkmaları için Evkaf yöneticileri tarafndan büyük çaba harcandığını aktardı.
Evkaf yönetimi ile çeşitli defalar görüştüklerini ancak sonuç alamadıklarını ifade eden Gençsoy, "Ne yazık ki hep bizimle oyun oynadılar ve son derece samimiyetsizdiler" dedi.
Gençsoy, Evkaf ile anlaşabilmek için sekiz kez Kıbrıs'a gittiklerini açıklarken, "anlaşalım, mahkemeye gitmeyelim" dedik, Evkaf Genel Müdürü Hatice hanım (Çavlan) yetkisi olmadığını söyledi, bizimle görüşmemek için de büyük çaba harcadı, resmen oyun oynadı" diye konuştu.
Bir takım çirkinlikler neler?
"Kıbrıs'ta biz de Evkaf'a karşı görevini yapmadığı gerekçesiyle dava açtık" diyen Gençsoy, hem eski hem de yeni KKTC cumhurbaşkanlarını da suçladı. Gençsoy, eski cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın anılarında binanın KTC için alındığını yazdığını da hatırlattı ve şunları söyledi:
"Sayın Talat ile görüştük. Kendisine bu konuda mektup yazdığımı ve bir yanıt almadığımı söylediğimde, savcılıktan görüş istediklerini kaydetmişti. aradan üç yıl geçti herhalde savcılık hala görüş vermemiştir. 2007 yılında 6 Ekim'de binanın kiracılarından Faruk beyle (Zabcı) birlikte Kıbrıs'a gittik. Sayın Evkaf Müdürü Hatice Çavlan'ın tavrı 'anahtarı ver ve çek git' tarzındaydı. Sayın Rauf Denktaş'la da görüştük. Bana, 'sen binanın mülkiyetini istiyorsun' diye suçlamada bulundu. Ben 'nereden çıktı bu?2 diye tepki gösterdim. Öyle bir iddamın olmadığını aktardım. Denktaş bey ve Evkaf'ın avukatları birlikte görüşme yaptık. Eğer Londra'daki dava kapanmamış olsaydı, Denktaş gelip şahit olarak dinlenecek ve bizim avukatımız tarafından da cross examination yani sorgulanacaktı. Denktaş bey bize 'Evet gelip ifade vereceğim' demişti. Düşünün, eğer gelseydi, eğer mahkeme olsaydı ve gelseydi, medya herşeyi yazmayacak mıydı? evkaf ve KTC olarak mahkemeye gitseydik, birtakım çirkinlikler de gündeme gelmeyece miydi? Gelecekti!"
Anlaşma kopyası yok!
Gençsoy, binanın KTC'ye tahsis edildiğiyle ilgili bir anlaşma yapıldığına da dikkat çekti. Ancak bu anlaşmanın kopyasını bulamadıklarını belirtti. Anlaşma olduğu konusunda belgeler de veren Gençsoy, bu belgelerde ve Denktaş'ın anılarını yazdığı kitapta bir yazılı anlaşmanın varlığının ispatlandığını da öne sürdü.
Çeşitli dönemlerde anlaşmanın bir kopyasının Evkaf'tan talep edildiğini de belge - mektuplarla açıklayan Gençsoy, "biz hep mahkemeye gitmeden, birtakım çirkinlikler gündeme gelmeden sorun çözülsün istedik" dedi.
KTC olarak binanın mülkiyetini değil, iki katın kullanımını ve iki katın da kirasının tahsil hakkını talep ettiklerini kaydeden Gençsoy şöyle devam etti:
"Son yaptığımız uzlaşıda bunu kabul ettiler. Cemiyetin devamı için iki daireden yarım kirayı almamızı onayladılar. Biz de kabul ettik bunu. Bugüne kadar binanın tamiratı için 261 bin Sterlin harcadık. Evkaf bu binaya bir çivi çakmamıştır. Üstelik en alttaki iki katın kirası konusunda tutarlı ve bilinçli davranılmadığı için on binlerce sterlin gelir kaybı yaşanmıştır. Evkaf avukatları bana en alttaki iki katın kirasını aldığım suçlamasını da getirdiler. Bu ciddiyetsizliktir ve bilgisizliktir. Avukatlar bana 'biz yeni kira almaya başladı, burasının kirasını daha önce kim alıyordu?' diye sordu. 'Herhalde Temsilcilik alıyordur' dedim. Neyse Kıbrıs'ta mahkeme huzuruna çıktık, Cuma günüydü. Duruşma ertelendi. Salı gününe. Orada kaldık. Salı günü gittik, sadece 3 ve 4'üncü katları kabul ettiler, daha önce anlaştığımız gibi diğer iki katın yarı kirasını alamayacağımızı söylediler."
Evimi kaybedebilirdim!
Gençsoy, İngiltere'deki dava konusuna da değindi ve şöyle konuştu:
"Ben bu davayı kazanacağımıza inanıyordum ama en kötü sonucu da ele almak lazım. Davayı kaybetseydik, kişisel sorumluluğum olacak ve evimi kaybedebilecektim. Karşı taraf hiç iyi niyet göstermedi. Anlaşmak zorunda kaldık. KTC 4 ve 5'inci katları beş yıl daha kullanacak. bunun kaşrılığında da sembolik olarak bir Sterlin ödeyecek. Bu iki katın sadece belediye vergisi (Council Tax) senede 8 bin Sterlindir. Çalışmalarımızı burada gönüllü olarak çalıştırdığımız cafe ile yürütmek mümkün değildir. Son beş yılda 20 bin Sterlin tamirat parası vermeyi taahhüt ettiler. Ama bunun için de şartlar kştular. Üç teklif alacağız, parayı biz ödeyeceğiz sonra dakendileri 14 gün içnde parayı bize verecekler. Sonunda mahkeme aşamasından çekildik. bugüne kadar 80 bin sterlin civarında mahkeme masrafımız oldu. Onların sadece mahkeme masrafları herhalde 250 bin Sterlindir. Bu binanın en alt katlarında doğru dürüst kira almamaktan dolayı kayıpları da çok büyüktür. Kabul etmek zorunda kaldık."
Cemiyet'in devamı için
Gençsoy, binayı KTC'nin devamı için istediklerine de dikkat çekti ve şöyle konuştu:
"KTC 57 yıllık bir tarihtir. Ben 37 yıldan beri başkanıyım. İngiliz hükümeti tarafından tanınan bir örgütüz, kurumuz. ağırlığı ve adı olan bir kurumuz. 25 Mayıs'ta genel kurul yapıyoruz. Ben buradan para yiyormuşum. Buradan tek kuruş para yemedim. Gönüllü çalışmaktayım. Cmeiyetin devamından başka amacım yoktur. 2000'de beni devirmeye çalıştılar. O zaman beni devirmek için gelenler nerede? Ne üyelik aidatı ödediler, ne de bir kere buraya ayak bastılar. Çıksınlar, gelsinler ve Cmeiyet'in devamlılığını sağlasınlar. Doğru ya da yanlış anlaşmayı kabul etmek zorunda kaldık. Büfe geliri ile Cmeiyet'in yaşamını devam ettiremeyiz. Türk toplumu binaya sahip çıkmalıdır. Birkaç kişi görevlendirilip Evkaf ile değil, KKTC hükümeti ile görülümesi gerekmektedir. 57 yıllık cemiyet kapanırsa yazık olur. 1971'de satılmasını istemişlerdi o zaman fiyatı 50 bin Sterlindi. LŞimdi en az 3 buçuk milyondur. 37 yılda bu artış yaşandı. Yatıp kalkıp sattırmadığımız için bize dua etmeleri gerekiyor. "
Bazı suistimaller ne?
Toplantıda söz alan Salahi Sonyel de "Cemiyet toplumun abidesidir, bu bina gider, cemiyet kapanırsa, West End'deki tek merkezimiz gitmiş olacak" dedi.
Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi ve Kıbrıs Türk Cemiyeti eski başkanlarından Fikret Derviş ise şunları söyledi:
"1949 yılında 12 yaşındayken bu ülkeye geldim. 59 yıldır bu ülkedeyim. Cemiyet'in kuruluşunun heyecanını yaşadım, sonra başkanlık da yaptım. O zamanki kuruluş heyecanını yaşamış biriyim. Avrupa'daki ilk Türk cemiyeti olarak, Londra'daki toplumdan daha çok, yıllarca Kıbrıs davasına, Londra gibi önemli bir merkezde hizmet ettik. Bu cemiyet, 1950'lerde, 7-8 bin kişinin katıldığı toplantılar düzenledi. 1963'te olaylar başladığı zaman hep burada toplandık. Kıbrıs'tan bir memur gönderild, bazı suistimaller de olmuştur ama elzem madeeler ve yardımları ulaştırmayı hep başardık. Erenköy direnişine mücahitler yine buradan gitmiştir. Şehit olmuştur. KTC tarihi bir örgüttür. Mustafa bey (Gençsoy) burası kapanmasın diye büyük çaba harcamaktadır. Maalesef Kıbrıs'tan gelen herkes, Londra'da bizleri bütün olarak görmek istemez. Hep parçalamaya çalışır. Kıbrıs'taki liderler, Londralı Türkleri birlik ve beraberlik içerisinde istemez. Bu bina, Türkiye'nin yardımları ile alınmış ve Londra Türklerine armağan edilmiş bir binadır. KTC Londra Türklerinindir. Binaya sahip çıkıp hakkımızı aramalıyız." |