|
Şimdi tatlı bir yorgunluk dizlerde.
Yaz akşamları kalbe dolan.
Tutulmuştuk ayazların sürgününe.
Ağaç kabukları silmişti hatıraları.
Ama hafızalarda tüm canlılığını koruyordu anılar!
Geçmiş bavul gibi...
Geçmiş sırtımızda!
Ayazlarda içimiz ürperiyordu.
Oysa şimdi ılık bir nefes üstümüzde.
Öyle veya böyle gün ışıdı dizelerimizde.
Ve tatlı bir yorgunluk dizlerimizde.
Aşkın binbir yüzü yansıdı penceremize.
Geriye dönüşsüz yollarda mutlu mesut yürüyorduk.
Galiba kendiliğinden olan şeyler daha çok haz veriyordu.
Zorlamadan!
Duyumsayarak ve anlatamayarak zamanın nabzını tutuyorduk.
Zamanla yan yanaydık ama yalnız değildik!
Çoğulduk.
Ellerimizde solmakta olan karanfiller vardı.
Tıpkı insanlar gibi.
Renk renk...
Boy boy, suya hasret!
Ayakta kalmak için su'ya gereksinim duyuyorlardı.
Yaşamları ellerimizde gibiydi.
Yaşatabilmek için birşeyleri telaş içindeydik.
Herkes değil tabi.
Kalbi insanla çarpan ya da insana daha yakın olanlar...
Anladık ki sadece biz değildik evrende.
Sadece bizim sesimiz değildi.
Bizim sözümüzle dolmuyordu dünya!
Birlikte yaşadığımız ve yaşlandığımız canlılar vardı.
Bazen sırt sırta, bazen karşı karşıya...
Bazen de el eleydik.
Ne kadar çoksak o kadar yoruluyorduk.
Bizden önceleri ve sonraları vardı.
Biz önce ve sonra arasında bir yerlerdeydik.
Kazancımız heybemize doldurduklarımızdan ibaretti.
Büyük köşkler, saraylar, villalar geçiciydi.
Bunlar kazanç değildi.
Dünya malıydı.
Ama heybedekilerdi sonraya ışık tutacak olan; sonraları dillendirilecek olan...
Bir iki ufak şey yeterliydi.
Son model arabalara hiç lüzum yoktu.
Dizlerde tatlı bir yorgunluk yeterliydi anlatmaya herşeyi.
Emeği...
Kazanmak için dökülen terleri!
Ve karşılığında sahip olunan geçerli 'deneyimleri'.
Sessizliği, çok sesliliği, haykırışları...
Ayağınızı yere vurup 'ben de varım demeyi'.
Tüm yaşanılanlar birer sınavdı aslında.
Sözlü ya da yazılı dünyevi bir imtihandı.
Yapmakla yapabilmek arasında ince bir çizgiydi geride kalanlar.
Ve önemliydi başkalarıyla birlikte yaşamak için yorgunlukları göze almak.
Nihayetinde hayatın içinde ve dışında varolmanın yorgun halleri vardı.
|