2 Aralık 2008
ARŞIV




ÇOK OKUNANLAR
David Haye fights for heavy weight championship
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu
Day-Mer Yönetim Kurulu güncel gelişmelere ilişkin bir basın bildirisi yayınladı
Simithane de Karadeniz Gecesi
Kıbrıslı Türkler turizmde önemli bir pazar
Federasyondan görkemli Cumhuriyet Balosu
İnşaat sektöründe 50 yıllık güvence
Müzakereler zorlu ama yine de anlaşma mümkün
Bir rüya gerçek oldu
Yerel demokraside temsil sorunu

YORUMLANANLAR
David Haye fights for heavy weight championship [2]
Cyprus seeks to extend MoU [1]
Boris Johnson dan Cumhuriyet Resepsiyonu [1]
C4C event calls all UK Cypriots to discuss a Cypriot-led solution to the Cyprus issue [1]
Conservatives pledge priority for Cyprus [2]



Bilinmeyen muharebe meydanlarında yol almak

Ilke SUSUZLU
ilke@toplumpostasi.net

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   2 Kasım 2006, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Elini kıpırdatamıyordu adeta.

Üzerinde büyük bir ağırlık vardı...

Sırtında görünmeyen binlerce tonluk yük!

Onları taşımakla mükellefmiş gibi gittiği her yere götürüyordu.

Derdi korkusu gittikçe çoğalıyordu.

Azalan neydi hayatında?

Bunun cevabını bilmiyordu.

Kendisine soracak zamanı yoktu.

Kendi sesini dinleyecek zaman hiç yoktu.

Sessizliği içinde büyük bir hengame yaşıyordu.

Bir savaş alanı değildi bu.

İçinde bulunduğu durum bir muhaberinin kesiti olabilirdi.

Bir iç savaş belki de...

Film kopuyordu bir yerlerde.

Sonra sil baştan!

Yitik bir hafızaydı yaşadıkları.

Ufak tefek şeyler hatırlıyordu lakin bunlar yetmiyordu kim olduğunu anlamaya.

Anımsatacak daha önemli şeyler olmalıydı.

Yeri göğü inletecek bir borozan gibi haykırmalıydı kimliğini...

Varlığı yeterliydi sanki O’na göre.

Kimlik önemli değildi.

Bir parça ekmeği katık etmek ve karnı tok bir şekilde uykuya dalmak!

O böyle değildi.

Sırtındaki yükü alırken veya o yükten kurtulurken bile hep sorgulardı.

Gözlerine tütsüsü hiç dinmeyen bir şüphe hakimdi.

Ne yazık  ki elini oynatamıyordu.

Bir karabasan gibi çöken gölgeden kurtulamıyordu.

Parmak uçlarında azminin nefesini hissetti birden.

Sonra yine aynı güçsüzlük.

Aynı bezinlik!

Parmaklarındaki gücü toplayabilse sayfayı çevirecekti.

Alice Harikalar Diyarında gibi bir masal olmalıydı yaşadıkları.

Bir aynadan geçip başka bir dünyaya açılmalıydı.

Bu dünya düş olsa bile...

Ne önemi vardı ki bunun!

Başka bir alemdi aynanın ardındakiler.

Yaşadığı gerçeklikte neye veya kime dokunabiliyordu ki zaten!

Parmaklarını oynatsa, elini kaldırsa...

Hatta ayağa kalksa!

Sayfayı çevirse.

Başka bir dünyanın kapılarını aralasa.

Hayallerden geçip gerçeğe varsa.

Bazen şart bu!

İnsanını kendini kaybettiği zamanlarda bulması için bir ilaç adeta!

Evet evet bir ilaç.

Kendimizin tadına varmak için düş dünyalarına açılmalıyız.

Aynanın öte yanına geçerken yeniden kendimizi tanıyoruz aslında.

Sayfaları bir bir çevirken, ‘eski ben yeni ben’e karşı savaş açsa bile katlanmak gerek.

Muharebe meydanları zafer kokusu yayıldığı zaman anlam kazanır.

Tüm bu yazdıklarımı O’nun kulağına da fısıldadım sessizce.

Tek bir cümlesini atlamadan.

Henüz harekete geçmedi.

Hala aynı yerde oturuyor.

Hala elini oynatamayacak kadar güçsüz.

Ama yeni bir dünyanın kapılarını aralamak için uğraşıyor.

Bunun farkındayım, anlamamak elde değil.

Gözlerinde bir yere tutunabilmenin telaşı var.

Birden kalkacak ayağa, birden çevirecek sayfayı, birden geçecek aynanın öte yanına.

Birden varacak eskidiğinin ayrımına.

Ve birden yeninin yolunu tutacak bilmediği muhabere meydanlarında...

 

 

   1285 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
15 Ekim 2008, Çarşamba   İnsanlara değerinden fazlasını vermeyeceksin
04 Eylül 2008, Perşembe   Vermesini de bileceksin almasını da!
28 Ağustos 2008, Perşembe   Alışmakla alışmamak birdir!
31 Temmuz 2008, Perşembe   Beklentiler, beklenilmeyenleri getiriyor bir bir.
25 Temmuz 2008, Cuma   Yargılamak yerine anlamaya çalışmak önemli!
17 Temmuz 2008, Perşembe   Hayat, hiç birşeyi hafife almayacak kadar ciddidir!
12 Temmuz 2008, Cumartesi   Hayat bu işte, her an herşey olabilir.
03 Temmuz 2008, Perşembe   Bulunamadığınız an unutuluyorsunuz!
19 Haziran 2008, Perşembe   Neden bu bana necilik; niçin bu hep banacılık?
13 Haziran 2008, Cuma   Poyrazın hışmına uğrarsanız, savrulup sürüklenirsiniz!



  Reklam |  Künye |  İletişim |  Sık Kullanılanlara Ekle |  Açılış Sayfası Yap

© 2003 - 2006 Toplum Postası
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@toplumpostasi.net
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Toplum Postası harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital